Orta Doğu'da yeni güvenlik mimarisi: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında stratejik üçgen kuruluyor mu?
17:48, 21/01/2026, ÇarşambaG: Güncelleme: 17:47, 22/01/2026, Perşembe

Suudi Arabistan Pakistan Türkiye ittifakı
ABD'nin güvenlik garantilerinin çökmesi ve İsrail'in saldırgan tutumu, bölge ülkelerini harekete geçirdi. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, stratejik üçgen olarak adlandırılan yeni bir savunma bloku kuruyor.
Orta Doğu ve Asya hattında güç dengelerini kökünden değiştirecek yeni bir güvenlik yapısı şekilleniyor. İsrail’in bölgesel yayılmacılığı, Yemen’deki kriz ve ABD’nin müttefiklerini korumadaki isteksizliği, bölge devletlerini kendi başının çaresine bakmaya itti.
Bu kapsamda Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında askeri bir ittifak süreci başladı. "Stratejik üçgen" olarak nitelendirilen bu oluşum, sadece bölgesel değil küresel ölçekte de ses getirecek yeni bir güvenlik blokunun doğuşuna işaret ediyor. Mısır'ın da bu yapıya dahil olma ihtimali masada duruyor.
Washington'a güven bitti
İttifakın temelinde ABD'ye duyulan güvensizlik yatıyor. Trump yönetimiyle birlikte müttefiklik ilişkisinin ticari bir abonelik sistemine dönmesi, Riyad yönetimini endişelendirdi. ABD'nin F-35 ve Patriot taleplerini geri çevirmesi, buna karşılık İsrail'in güvenliğini her şeyin üstünde tutması ipleri kopardı.
Özellikle 9 Eylül 2025'te Katar'ın başkenti Doha'da Hamas yetkililerine düzenlenen İsrail saldırısı, kırılma noktası oldu. ABD askerlerinin bulunduğu bir başkentin hava sahasının dahi korunmaması, Suudi Arabistan'da "Washington bizi korumaz" algısını güçlendirmiş olabilir. Bu olaydan sadece 8 gün sonra Riyad ve İslamabad arasında "Stratejik Ortak Savunma Anlaşması" imzalandı.
Görev dağılımı: Finans, nükleer güç ve Türk teknolojisi
Yeni kurulan ittifakta ülkeler birbirlerinin eksiklerini tamamlayan bir rol üstleniyor. Suudi Arabistan işin finansal motorunu (nakdi güç) oluştururken, Pakistan nükleer kapasitesi ve insan gücüyle caydırıcılık sağlıyor. Türkiye ise NATO standartlarındaki ordusu, savaş tecrübesi ve bağımsız savunma sanayii ile teknolojiyi masaya koyuyor.
Bu iş birliğinin en somut örnekleri savunma sanayiinde görülüyor. Suudi Arabistan ile imzalanan 3 milyar dolarlık Akıncı TİHA anlaşması ve ülkede kurulacak üretim tesisleri, Riyad'a derin saldırı yeteneği kazandırıyor.
KAAN ve Çelik Kubbe tercihi: Dost/Düşman ayrımı
Suudi Arabistan'ın Türkiye'nin Milli Muharip Uçak projesi KAAN'a ve "Çelik Kubbe" hava savunma sistemine ilgisi büyük. Riyad'ın Batı sistemleri yerine Türk teknolojisini seçmesinin arkasında bağımsız karar verme yeteneği gibi kritik bir neden yatıyor.
ABD menşeli Patriot sistemlerinde İsrail uçakları dost olarak kodlandığı için sistem kilitlenmeye izin vermiyor. Ancak Türk sistemleri, kullanıcısına düşman tanımını özgürce yapma imkanı sunuyor. Bu durum, İsrail tehdidine karşı Riyad için hayati bir egemenlik sigortası olarak görülüyor.
Kızıldeniz'de İsrail ve BAE kuşatması
İttifakın bir diğer hedefi ise Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'ndaki kuşatmayı yarmak. İsrail ve BAE, Babu’l Mendeb Boğazı’na kadar uzanan hattı kontrol altına alarak bir nüfuz alanı oluşturmaya çalışıyor. Suudi Arabistan ve müttefikleri, bu hamleyi boşa çıkarmak ve bölgenin "güvenlikleştirilerek" statükonun İsrail lehine sabitlenmesini engellemek için güçlerini birleştiriyor.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.