Irak, Katar, Kuveyt, Suudi Arabistan: ABD'nin boşluğunu Türkiye mi dolduruyor?
20:40, 27/05/2026, Çarşamba

Körfez ülkeleri neden Türk silahı alıyor?
2026 yılındaki savaşın ardından Ortadoğu ve Körfez ülkeleri, savunmada yalnızca ABD’ye bel bağlamanın risklerini acı bir tecrübeyle fark etti. Washington’un kronik teslimat gecikmeleri bölgeyi krize sokarken; Türkiye, insansız sistemleri ve sunduğu teknoloji transferi imkânlarıyla ABD'nin bıraktığı boşluğu hızla doldurarak Ortadoğu'nun yeni stratejik oyun kurucusu konumuna yükseliyor.
Ortadoğu ve Körfez bölgesinde savunma dengeleri köklü bir değişim geçiriyor. Özellikle 2026 yılında ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan çatışmalar, bölge ülkelerine güvenlikte tek bir merkeze, bilhassa Washington'a güvenmenin büyük riskler taşıdığını açıkça gösterdi. Milyonlarca dolarlık Amerikan Patriot füzelerinin, maliyeti sadece birkaç bin dolar olan İran üretimi kamikaze dronlara (İHA) karşı sürdürülebilir olmaması Körfez başkentlerini sarstı. Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin mühimmat stokları tükenme noktasına gelirken, ABD Kongresi'nin ağır işleyen bürokrasisi ve yıllarca süren teslimat kuyrukları acil ihtiyaçları cevapsız bıraktı. Bu kriz ortamında, hızlı teslimat ve otonom sistem çözümleri sunan Türkiye, bölgedeki savunma boşluğunu dolduran en güçlü alternatif olarak öne çıktı.
Riyad'ın yeni rotasında Türk İHA ve hava savunma sistemleri var
Suudi Arabistan, Washington'a olan askeri bağımlılığını kırmak için en somut adımları atan ülkelerin başında geliyor. 2023'te imzalanan ve 2025-2026 döneminde teslimatları süren 60 adet Baykar Akıncı TİHA sözleşmesi, Türkiye tarihinin tek kalemde yapılan en büyük savunma sanayisi ihracatı olarak kayıtlara geçti. Suudi ordusu ayrıca, sürpriz dron tehditlerini bertaraf etmek üzere akıllı mühimmat kullanan ASELSAN tasarımı KORKUT 100/25 hava savunma sistemlerini tercih etti. Riyad yönetiminin ilgisi sadece insansız hava araçlarıyla sınırlı değil; ABD'nin siyasi manevraları ve İsrail'in itirazları nedeniyle F-35 programında yaşanan belirsizlikler, Suudileri Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı KAAN projesine üretim ortağı olma fikrine hızla yaklaştırıyor.

Kuveyt ve Katar HİSAR ile KORKUT bataryalarını envantere katıyor
Körfez'in kuzeyinde de Türkiye eksenli benzer bir yönelim dikkat çekiyor. Daha önce TB2 filosunu ordusuna katan Kuveyt, 2026'daki SAHA EXPO fuarında Türk savunma şirketleriyle hükümetler arası yeni tedarik protokollerine imza attı. Kuveyt ordusu, özellikle Patriot'ların zayıf kaldığı alçak ve orta irtifa için tasarlanan HİSAR hava savunma sistemlerini acil olarak envanterine katmak istiyor. Türkiye'nin bölgedeki köklü müttefiki Katar ise İran kaynaklı güvenlik endişelerinin ardından hava sahasını güvence altına almak için KORKUT bataryaları için sözleşme imzaladı. Katar ordusu halihazırda Türk üretimi Kirpi ve Amazon zırhlılarının yanı sıra insansız deniz sistemlerinin de en büyük alıcılarından biri konumunu sürdürüyor.
Irak ile kurulan askeri bağlar Kalkınma Yolu'nu güvenceye alıyor
Türkiye'nin savunma diplomasisi Körfez sermayesiyle sınırlı kalmayıp komşusu Irak'a da derinlemesine nüfuz ediyor. Irak ordusu, muhtemelen KORKUT olacağı değerlendirilen 20 adet yeni hava savunma sisteminin alımını tamamlamak üzere. Halihazırda TUSAŞ üretimi ATAK helikopterleri ve Bayraktar TB2 kullanan Bağdat yönetimiyle stratejik bir adım daha atılarak, ASFAT aracılığıyla Irak içinde doğrudan top mühimmatı üretecek bir fabrika kurulması kararlaştırıldı. Ankara'nın buradaki temel hamlesi sadece silah ihraç etmek değil; Körfez'i Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayacak olan devasa Kalkınma Yolu Projesi'nin güvenliğini doğrudan kendi teknolojisiyle garanti altına almak.
Körfez ülkeleri teknoloji transferi ve ortak üretim şartı arıyor
Bölge devletlerinin Amerikan Kongresi'ni beklemek yerine Türkiye'nin kapısını çalmasının arkasında salt teslimat hızı değil, "kazan-kazan" prensibi yatıyor. Washington, silah satışlarını çoğu zaman ağır siyasi baskılara bağlarken; Türkiye Körfez ülkelerine yerelleştirme ve teknolojiyi birlikte geliştirme vizyonu sunuyor. Özellikle Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda kendi bağımsız savunma ekosistemini kurma arzusu, Ankara'nın esnek anlaşma modeliyle kusursuz örtüşüyor. Körfez emirlikleri, yazılım güncellemeleri için dahi astronomik bedeller talep eden Amerikan firmaları yerine, bilgi paylaşımına açık ve şantaj siyaseti gütmeyen Türk müttefikliğini çok daha avantajlı buluyor.

Uzun menzilli füzelerde ABD üstünlüğü sürerken SİPER gelişiyor
Türkiye'nin bölgede yarattığı devasa dönüşüme rağmen, ABD Körfez'deki en büyük askeri tedarikçi vasfını niceliksel olarak koruyor. Washington'un 2026 yılı başında Suudi Arabistan'a onayladığı 9 milyar dolarlık yeni Patriot satışı bunun en güncel kanıtı. Körfez ülkeleri, atmosfer dışına çıkan kıtalararası balistik füzelere karşı yüksek irtifa savunmasında halen Amerikan sistemlerine mecbur hissediyor. Türkiye'nin milli gururu uzun menzilli SİPER füze sistemi muazzam bir ivmeyle ilerlese de, analistlere göre bu tehditleri tam kapasiteyle karşılayabilmesi için biraz daha zamana ihtiyacı var. Ancak Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Mısır ve Pakistan'ın yer aldığı bu yeni dengeleyici eksen; savunma yeteneklerini birleştirerek ABD-İsrail hegemonyasına karşı şimdiden kendi bağımsız güvenlik duvarını örmüş durumda.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.