Türkiye nüfusunu artırabilir mi?

Yakın zamana kadar doğum kontrolü yaptıran devletimiz, acı gerçekle yüzleşeli hayli zaman olmasına rağmen, yol, köprü, tünel, dünyanın en büyük bina, hapishane ve adliyelerini yapmaktan çocuk meselesini gündemine almaya vakit bulamadı. Şimdi nüfus ve çocuk meselesi için konunun sorumlularından oluşan ‘Nüfus Politikaları Kurulu’nu kurdu. Bu çerçevede bir dizi teşvik açıklandı.
Türkiye’de nüfus artışı yani yeni doğan çocuk sayısı sadece Türkiye tarihinin değil, Türk devletler tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. Nüfus ilmine göre evli kadın başına çocuk sayısı 2,3 olduğunda nüfus artışı sıfır olur. Ölümleri düştüğünüzde rakam 2’ye iner. Zîra çocuk iki kişinin ürünüdür. Türkiye’de ise 2023’de bu rakam 1.54’e kadar geriledi. 2024 neticeleri henüz açıklanmadığı için düşüş ne düzeyde henüz bilmiyoruz.

20. asrın başında İngiltere’de başlayan nüfusu azaltma çalışmaları ABD’ye sirayet etti. Ardından başta Rockefeller grubu olmak üzere çeşitli yapılar doğurganlığı azaltmanın yollarını aradı ve başardılar da.
Doğurganlığı azaltmak için erkek ve kadının birbirinden uzaklaştırılması gerekirdi ama bu pek mümkün değildi. Bunun yerine döllenmeyi engelleyici alet ve ilaçlar geliştirdiler. Bugün Trump’ın yasaklamaya çalıştığı LGBT sapkınlığı da bu girişimin bir neticesiydi.
Kadın artık erkeğine ram olmak zorunda değildi. Nasıl olsa kendi parası vardı ve koca da eve bakmak zorundaydı. Kendi ayağının üstünde durduğunu sanan kadın aslında nefsânî arzuları ve dışarıda başkalarına güzel gözükme harcamasının kölesine dönüştürülmüştü.
Bu yetmezmiş gibi önce doğurmaktan vazgeçti, sonra da evlenmekten… Şimdi tüm dünyayı 40’lı 50’lili ve hatta 60’lı yaşlara gelmiş kocasız ve çocuksuz kadınlar istila etti. Hemen hepsi mutsuz ve çaresizler. Boşa geçirilmiş ömürlerin acısını paylaşıyorlar artık.
Ama Türkiye’de durum daha farklı. Türkiye’de kadınlar sokağın nefsânî doygunluğuna henüz erişmedikleri için şeytan ve nefislerin esaretini henüz itirafa yanaşmıyorlar. Bizimkilerin de pek çoğu bekar ve çocuksuz. Evli olanların çoğu da binbir bahane ile ikinci çocuğa yanaşmıyor.
Bazılarının, istese de çocuğu olmuyor. Çünkü bozulan mutfak, makyaj malzemeleri, sözde temizlik ürünleri, ev eşyaları, sentetik ve dar kıyafetler, çevre kirliliği, gıda ambalajları ve katkı maddeleri gibi pek çok unsur erkeklerimiz gibi kadınlarımızı da kısırlaştırmış durumda.
Yakın zamana kadar doğum kontrolü yaptıran devletimiz, acı gerçekle yüzleşeli hayli zaman olmasına rağmen, yol, köprü, tünel, dünyanın en büyük bina, hapishane ve adliyelerini yapmaktan çocuk meselesini gündemine almaya vakit bulamadı. Şimdi nüfus ve çocuk mesele için konunun sorumlularından oluşan ‘Nüfus Politikaları Kurulu’nu kurdu. Bu çerçevede bir dizi teşvik açıklandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın duyurduğu ilk teşvik, çiftlerin son 6 ayda elde ettikleri gelir toplamı ve son aya ait gelirlerinin iki asgari ücretten fazla olmaması şartı ile yeni evlenecek genç çiftlere 150 bin lira (4.000 dolar) faizsiz kredi verilecek. Kredi, iki yıl ödemesiz olup dört yıl vadeli olacak. Ve daha bir çok şart.

Canlı doğan ilk bebek için 5.000 TL yani bugünkü kurla 135 dolar doğum yardımı yapılacak.
İkinci çocuk doğumunda ailelere aylık 1.500 TL (40 dolar), üçüncü ve sonraki çocuklar için ise aylık 5.000 TL (135 dolar) doğum yardımı sağlanacak.
Peki, sizce bu teşvikle nüfus artırılabilir mi? Çalışan kadının daha fazla teşvikler aldığı bir ülkede buncacık şey bırakınız artışı nüfusu yerinden kımıldatmaya yetmez. Bir yandan herkesi zorla okutmaya, diğer yandan kadını iş hayatının dolayısıyla sokağın içine taşımaya çalışan bir politika, öte yandan ‘Büyük Türkiye’den ‘küçük teşvik’ler. Yanılmak niyazıyla diyoruz ki, hem cinslerimizin geldiği yeri çok iyi bilen ve bu yüzden acı çeken biri olarak bu teşvik hiçbir şeye yetmez, ciddi bir artış hasıl etmez.
Pek çok ülke örneği var ama gelin Norveç ve Macaristan misalleri ile yetinelim.
Norveç Çalışma ve Refah İdaresi’nin nav.no adlı sitesindeki bilgilere göre:
2020’de evli kadın başına 1,41 çocuğa kadar gerileyen Norveç, bu teşviklerle 2024’de ancak 1.73’e yükselebilmiş. Daha fazlası mümkün mü bilinmez.
Lâkin Türkiye bu basit teşviklerle nüfus meselesini çözemez. Kadınları erkekleşen Türkiye’nin meselesi sadece para değil. Bu hususta yakında bildiğiniz bir yazarın kaleme aldığı çok güzel bir kitap çıkacak.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.