Eğitim ve istihdam krizi ev gençliğini büyütüyor

Ev gençlerinin sahip olduğu cevherin açığa çıkması, toplumsal destek mekanizmalarının güçlendirilmesiyle ve onları edilgen konumdan çıkaracak müşterek imkânların yaratılmasıyla mümkün olacaktır.
“Ev genci” olmak, evde vakit geçirme tercihine indirgenemeyecek kadar katmanlı bir kavram olarak karşımıza çıkar. Ev gençleriyle ilgili konuşmamız gereken temel meselelerden biri, gençlerin neden “evde kaldığı” meselesinden ziyade, içinde bulundukları toplumun gençler için ne ölçüde yaşanabilir ve anlamlı olduğudur.
Eğitim ve istihdam arasındaki bağın zayıflamasının, gençlerin gelecek tahayyüllerini belirsizleştirdiğini ifade etmek yanlış olmaz. Eğitim sistemi, yıllardır toplumsal hareketliliğin temel araçlarından biri olarak görülmüştür. Diploma sahibi olmanın istihdam edilme hususunda yeterli bir donanım olarak görülmemesi, üniversite mezunu gençlerin kendi hayatlarını kurma ihtiyacını olanaksız hâle getirdi. Bu noktada ev genci olmak, ekonomik sistemin dişlileri arasına dâhil olma çabasından daha cazip hâle geldi.
Ev genci olmak, bir isteksizlik yahut tembellik davranışıyla da açıklanmaktadır. Oysa bu erteleme davranışı, genellikle kaygının bir tezahürü olarak ortaya çıkar. İnsan, başarısızlık ihtimalinden kaçmak için eylemlerini devamlı olarak erteler. Benzer şekilde öğrenilmiş çaresizlik duygusu da çabaların sonuç üretmeyeceği yönündeki inancı pekiştirir.
Dijitalleşmenin yaygınlaşması ise bu süreci farklı bir boyuta taşımaktadır. Özellikle sosyal medya sürekli bir karşılaştırma ve yetersizlik duygusunu da beraberinde getirmektedir. Bu durum, bireyin hayata katılmasını teşvik etmek yerine daha da geri çeker. İçinde bulunduğu sosyal ortamdan, aile yapısından, dolayısıyla gerçekliğinden izole bir alan yaratır.
Karl Marx’ın ortaya koyduğu “yabancılaşma” kavramı, bireyin üretim süreçlerinden kopmasını ifade eder. Endüstriyel fabrikalarda emeğin yabancılaşması gibi ev gencinin kıymetli görülmeyen emeği de onu sistemden uzaklaştırır. Bu doğrultuda Zygmunt Bauman’ın “Akışkan Modernite” adlı kitabı ise geçiciliğe vurgu yapar. Ev genci, belirsiz kariyer durumunda, evi güvenli liman olarak görür. Konuyu bu kavramlar çerçevesinde değerlendirmek, ev gencini meselesinin bireysel tercihlerden ziyade toplumsal çözülme belirtileri olarak değerlendirilmesinde önemli katkılar sağlamaktadır.
Evde kalmak her zaman edilgen bir kaçış mıdır?
Ekonomik güvencesizlik, geleceğe dair öngörülemezlik ve toplumsal beklentilerin giderek ağırlaşması gibi nedenler, genç bireyleri askıya alınmış bir varoluşa sürüklemektedir. Bu noktada çözüm; bireyi dönüştürmeye yönelik ferdî çabalardan çok, kolektif bir dayanışma ruhunun inşasında aranmalıdır.
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.