Atadan kalma gri çorap paranoyası modern güvenlik çılgınlığına dönüştü

Şu anda oturduğum dairenin kapısında her türden tam 24 adet kilit sistemi monte edilmiş durumda. Her gece yatmadan önce on beş dakika kapı kilitliyorum...
İki hafta önce korkunç bir rüya gördüm. Dünyanın en kötü kalpli hırsızlarından biri balkona tırmanarak açık unuttuğum balkon kapısından evime giriyor ve yan taraflarında kırmızı kilim motifleri olan gri çoraplarımı çalıyordu.
“Korkunç bir şey!” diyerek uyandım tabii. O çoraplar olmadan yaşayamam çünkü ben! Babama babasından kalmış, ondan da bana kaldı. Nesilden nesile giyilerek epeyce eskitilmiş, sağında solunda minik hava delikleri açılmış olmalarına rağmen bu çoraplar beni tarihime bağlıyor. Zaman zaman bu çorapları ayaklarıma geçiriyor ve kişiliğimi şarj ediyorum. Onlar bir şekilde ortadan kaybolmuş olsa, inanın ben bir daha kendimi ve kişiliğimi asla bulamam.
Bu size tuhaf gelebilir, bir çift çorabın bir insanın hayatında bu kadar kritik bir rolü olmasını abartılı bulabilirsiniz. Ama siz böyle düşünüyorsunuz diye kendi gerçekliğimi inkar edecek değilim. Bu çoraplar benim için hayati derecede önemli ve onları ne pahasına olursa olsun korumalıyım.
İşte asıl problem de bu!
Dünyada sürüyle kötü kalpli hırsız var ve onlardan biri benim atadan kalma gri çoraplarımı çalmayı takıntı haline getirebilir.
İki haftadır böyle bir paranoya ile aynı yastıkta kocuyorum. Yatıyor kalkıyor ve evimin, daha doğrusu gri çoraplarımın güvenliğini nasıl sağlayacağımı düşünüyorum. Aklıma gelen ne kadar hâl çaresi varsa hepsini anında devreye sokuyorum.
Şu anda oturduğum dairenin kapısında her türden tam 24 adet kilit sistemi monte edilmiş durumda. Her gece yatmadan önce on beş dakika kapı kilitliyorum. Her bir kilidin kilitlenmesi yaklaşık yarım dakika sürüyor ve toplamı da on iki dakika ediyor. Kalan üç dakikayı da kilitlenme işlemlerinin başarıyla gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol etmek için harcıyorum.
Garip olan şu; her gece böyle özel bir işe vakit ayırmaktan hoşlanmaya başladım. Malum, modern insan kendine özgü bir yenilik geliştirdiğinde bundan anlamsızca mutlu oluyor!
Bu arada, rüyamdaki hırsızların evime girmekte kullandıkları asıl güzergahı ihmal ettiğimi sanmayın. Oranın da icabına baktım tabii.
Önce balkon kapısına bir alarm sistemi taktırdım. Kapı üç saniyeden fazla açık durmuyor, otomatik olarak kapanıyor. Dışarıdan içeriye girerken ben bile parmak izi kontrolünden geçiyorum. Yoksa kapı asla açılmıyor. Uygunsuz bir parmak izi, aletin saatlerce fil çığlığına benzeyen tahammül edilmez bir sesle ortalığı inletmesine neden oluyor.
Yine de son teknoloji bu alarm sistemine güvenmeyip balkon demirlerine elektrik döşettim. Tabii “Dikkat Elektrik” levhaları asmayı da ihmal etmedim. Umarım yaz boyu balkon demirlerinde pineklemeyi alışkanlık haline getiren kara sinekler okuma yazma biliyordur.
Uzun uzun anlatmayacağım; evin her tarafına kameralar yerleştirdim, yönetimi ikna edip apartmanın bahçesinde ikamet etmek üzere kocaman bir köpek aldırdım, emniyete başvurup koruma istedim.
En kısa zamanda Amerika’dan iki koruma ve işini bilen alkolsüz bir dedektif de getirteceğim.
Güvenlik bu, boru değil; uğruna hayatın kendisi bile feda edilebilir!
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.