Bir okurun kütüphane yolculuğu ve kitap seçimi

Necati Tonga
12:00, 07/02/2026, CumartesiG: Güncelleme: 12:40, 07/02/2026, Cumartesi
CategoryCins
Cins Dergi
Bir okurun kütüphane yolculuğu ve kitap seçimi
Kütüphanede bir gün

Eğer bir kitabın filmi çekilmişse onu kitabı hemen bitirdikten sonra seyretmeyi tercih ediyorum.

Kütüphanenizi ne zaman oluşturmaya başladınız?

Çocukken de kitaplarım olmasına rağmen esas itibariyle kendi kitaplığımı oluşturmaya ortaokul yıllarından itibaren başladım. Seçtiğim kitaplarda bilinçli davranmam ise bilhassa lise yıllarımda oldu. Lise sonuncu sınıfa geldiğimde neredeyse bütün klasikleri okumuştum. O dönemde -ki yaklaşık otuz yıl geçmiş aradan- üniversite tercihlerimi yaparken aldığım, okuduğum kitapların tesiri olmuştur (ki bütün tercihlerim edebiyat bölümüydü) diye düşünüyorum. Edebiyat bölümünde eğitim görürken kütüphanem hayli bir gelişti ve genişledi. Hocaların tavsiye ettiği kitaplara benim zevklerim, benim yazarlarım ve şairlerim eklendi. Zaman içinde de kitaplarımın sayısı arttı ve bu gelişme bugüne kadar devam etti.

Kütüphaneniz hâlâ büyüyor mu? Hangi tür kitaplar alıyorsunuz, bir ayrımınız var mı?

Evet, gün geçtikçe büyüyen ve genişleyen bir kütüphanem var. Ama son zamanlarda kitap satın alırken kendi kendime bazı sınırlamalar getirmek zorunda kaldım. Daha çok romanlar, hikâyeler, bazen de alanımla ilgili yeni çıkan araştırma kitaplarını alıyorum ve bunları alırken de epey seçici davranıyorum.

O melun soruyu da sormamız gerekiyor: Hepsini okudunuz mu? (Bir kütüphane içindeki kitapların okunması için mi oluşturulur?)

Binlerce kitabın hepsini okumam imkânsız elbette. Ama kütüphanemde yer alan kitapların büyük çoğunluğunu okumaya gayret ettiğimi belirtebilirim. Bir kısmına ise sadece göz gezdirdim, bir kısmını da eskilerin tabiriyle yalnızca “varakladım.” Bu, esas itibariyle kitabın niteliğine göre değişen bir durum. Bazı kitapları döne döne okurken, bazılarına yalnızca bir başvuru kaynağı gözüyle bakıyorum.

Mesela André Mauirois’in İklimler’ini (ama illa ki Samih Tiryakioğlu çevirisi olacak) ilkin lise yıllarında okumuş, çok sevmiştim. İklimler, kütüphanemde galiba bütün tercümeleri mevcut nadir kitaplardandır. Sonrasında da bu romanı birkaç kez okudum. Her okuyuşumda farklı düşüncelerle karşı karşıya kaldım, fakat bu kitaba karşı sevgim zaman içinde artarak devam etti. Bununla birlikte bazı eserleri ise yalnızca bir kaynak olarak kütüphanemde bulundurduğumu ve zaman zaman kullandığımı belirtmeliyim. Antolojiler ve sözlükler bu nev’idendir.

Kütüphanenizin iskeleti olan eserler var mı?

Evet. Antolojiler, sözlükler, özel ilgim hasebiyle hatıra nev’inden kitaplar, mektuplar, bazı akademik kaynaklar. Bu tarz kitapların yanı sıra Refik Halid, Ömer Seyfettin, Tanpınar, Dostoyevski, Tolstoy, Yaşar Kemal, Cengiz Aytmatov, Amin Maalouf, Herman Hesse, Orhan Veli, Behçet Necatigil, Ziya Osman Saba, Nazan Bekiroğlu, Mustafa Kutlu, Orhan Pamuk, İhsan Oktay Anar, Şule Gürbüz, Ayfer Tunç gibi “benim yazarım/şairim” diyebileceğim isimlerin eserleri. Bu sıraladığım isimler özellikle ilgimi çekiyor. Bu isimler içinde hayatta olanlardan birinin yeni kitabı çıktığında hemen edinip onu okumaya çalışıyorum.

Bu isimleri okurken de esas itibariyle bir külliyat halinde, edebî türlere göre sınıflandırarak ve kronolojik sırayla okumayı tercih ediyorum. Şöyle ki: Bir yazarın romanlarını/hikâyelerini ilk eserinden başlayarak sıra halinde -mesela üç ay boyunca- okumayı, adeta bir süre o yazarla hemhâl olmayı yeğliyorum. Diğer yazarlar için de geçerli bu. Bu sayede bir şairin/yazarın gelişimini, üslubundaki değişimi de takip edebiliyorum. Edebiyata nasıl başlamış, nihayette nereye varmış bu şekilde daha net bir şekilde görebiliyorum bir yazarı. Eğer bir kitabın filmi çekilmişse onu kitabı hemen bitirdikten sonra seyretmeyi tercih ediyorum.

Fakat, bir kitap eğer çok popülerse ve yazarı henüz “benim yazarlarımdan değilse”, “herkesin elinde”, “her yerde” ise, maalesef o kitabı alıp okuyamıyorum. Kitapların da benim için okunma zamanları ve kaderleri var. Bu tarz kitapları okumam için yayınlanışlarının üzerinden epey bir zamanın geçmesi gerekiyor. Üniversite yıllarımda yayımlanmasına rağmen Simyacı ve Semerkant gibi sevdiğim bazı kitapları çok sonraları okumam bu sebepledir. Belki garip gelebilir ama son günlerde Bahçıvan ve Ölüm’ü çok merak ediyorum ama bir türlü bu kitabı alıp okuyamıyorum. Zira okulda, otobüste, kafede… Onlarca elde gördüm o kitabı. Hemen herkes okuyunca, değerini yitiriyor gibi geliyor bana. Bana özel, bana özgü değil gibi. Tuhaf bir his… Bu sebeple onu bir kenara bırakıyorum, (ama unutmuyorum o kitabı), gidip kendi yazarlarıma sığınıyorum yeniden. Ama nihayette, birkaç yıl sonra mesela, yağmurlar dinip sular durulduğunda, kimseler okumazken o kitaba bir bahar mevsiminde başlayacağımı da biliyorum. Genelde böyle olmuştur.

Bir hırsız evinize girdi ve tüm kütüphanenizi çaldı. Ancak arkasında üç kitap bırakmış. Onlar hangileri?

Karşımızdaki eğer “insaflı” bir hırsız ise Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü, Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’ini ve Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ını bırakmasını isterdim.

Bazı imzalı ve antika kitaplarım var ki onlara da kıyamam. Cengiz Aytmatov, Mustafa Kutlu, Nazan Bekiroğlu, Haydar Ergülen, Hilmi Yavuz ve Enis Batur’un imzalı kitapları mesela. Bazı ilk baskı kitaplarım… Yusuf Ziya’nın Portreler’i ve Bizim Yokuş’u, Halid Fahri’nin Edebiyatçılar Çevremde ve Edebiyatçılar Geçiyor’u misal… Bu insaflı hırsız onları da almasın mümkünse.

Kütüphanenizin sizden sonra da yaşamasını istiyor musunuz? Yoksa dağılabilir, parçalanabilir mi?

Evet, kitaplarımım ölümüm halinde ehil ellerde olmasını, onları okuyacak veya bir şekilde onlardan faydalanacak kimselerin yahut kurumların (mesela taşrada bir kütüphane, bir edebiyat kütüphanesi) çok isterim. Zira her yönden “vefasız” bir zamanda yaşadığımızın farkındayım. Şairin dediği gibi kuşların da kaderle uçtuğunu, güllerin de kaderle açıp solduğunu fark edeli çok oldu. Yine biliyorum ki, kitaplar da “eğer mukadderse” sahaflar eline düşer ve düşecektir. Düşecekse de Allah’tan insaflı bir kimsenin eline düşmesini dilerim. Bu sebeple de aileme ve çocuklarıma gerekli vaatlerde bulunduğumu, umudumu onlara bağladığımı belirterek sözümü noktalayayım.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026