David Fincher’ın Mank filmi: Hollywood’un arka planına bir bakış
10:05, 23/12/2021, PerşembeG: Güncelleme: 16:52, 12/11/2025, Çarşamba

Mank (2020)
Netflix’in her sene birkaç tane üretmeyi kendisine görev bildiği, ana akımın dışındaki yapımlardan zevk alan abonelerinin tabiri caizse ağzına bir parmak bal çalan işlerindenen yenisi Mank (2020). Çağımızın en önemli yönetmenlerinden David Fincher’ın imzasını taşıyan film, sinema tarihindeki en iyi yapımlardan Yurttaş Kane’in (Citizen Kane, 1941)yazım sürecini konu ediniyor. Bunu yaparken henüz yirmi beş yaşında Yurttaş Kane gibi birbaş yapıta imza atan Hollywood’un dahi çocuğu yönetmen Orson Welles’i değil, kariyerinin son demlerini süren senarist Herman J. Mankiewicz’i (namı diğer Mank) merkeze alıyor.
Mank
’in kişisel hikâyesinin arka planına 30’lu
yılların Hollywood’unu yerleştiren Fincher
Büyük Buhran ve I
I. Dünya Savaşı
yıllarında endüstriye yön veren isimleri hicvediyor. Filmler hakkındaki filmlerin genellikle kurtulamadığı tüm detayları açıklamaya çalışma tuzağına düşmeden, kitlesini daraltmak pahasına, boşlukları doldurmayı seyirciye bırakıyor. Sanat ve medya çevreleri ile siyaset dünyası arasındaki seksen küsur yıl önceki etkileşim ve işbirlikleri günümüz dünyasındaki ilişkilerle örtüşmeye başladığında, senaryosu dahi onyıllar önce kaleme alınan bu dönem filminin neden bugün çekilebildiği daha iyi anlaşılıyor. Mank
hem Yurttaş
Kane’de
hayatı anlatılan gazete patronu William Randolph
Hearst’ün
yaşamına hem Orson
Welles’in
eserine hem de günümüzdeki kişi ve olaylara çok sayıda ve birbiri içine geçen referanslar içeriyor.
MGM
Stüdyolarının 1934
yılında Kaliforniya Valiliği’ne aday olan Upton
Sinclair’in
aleyhine seçimleri manipüle etmesi ile bu yılki Amerikan seçimleri arasındaki benzerlikler veya zamanının Donald
Trump’ı
olarak anılan William
Randolph
Hearst’ün
temsil ettikleri filmin politik zeminini oluştursa da Fincher’ın
geçmişle bugün arasında kurduğu bağlantılar içeriğe dönük referanslarla sınırlı kalmıyor. Siyah beyaz çekilen filmin ele aldığı temalar kadar biçimsel tercihlerinde de özelde Yurttaş
Kane’in
, genelde dönemin Hollywood filmlerinin üslubu benimseniyor. Hasta yatağında senaryo üzerinde çalışan Mank’in hikâyesi de tıpkı Kane gibi flashbackler
üzerinden anlatılıyor. Mizansenlerden oyuncu yönetimine ve sinematografiye tüm unsurlar dönemin havasıyla, Fincher’ın kendine has karakterini aynı potada eritiyor.- Fincher’ın içerik ve biçimdeki tercihleri kadar mecra seçimi de konuşulmaya değer. Zira mecra filmin mesajından bağımsız değil: Medyanın kitleler üzerindeki dönüştürücü gücünü tartışmaya açan Yurttaş Kane ile Mank bir yanıyla da konvansiyonel medyanın dönüşümündeki köşe taşlarını temsil eden yapımlar.
Gazetelerin kitle iletişiminin yegane aracı olduğu günlerde hüküm süren William Randolph
Hearst’ün
trajik sonunun anlatımının 1940’larda bir sinema filmine kalması nasıl kaçınılmaz olan değişime işaret ediyorsa, söz konusu filmi yapanların hikâyesinin 2020 yılında bir dijital platformda anlatılması da benzer şekilde tarihe not düşüyor. Tabii bunun 2013
’te ilk Netflix
orijinali House
of
Cards’ın
yönetmenliğini üstlenerek zamanın ruhunu birçok meslektaşından önce yakalayan David Fincher eliyle yapılması da sürpriz değil.Sinema efsanesi Yurttaş Kane, Fincher imzası, şaşaalı Hollywood dünyasının arka bahçesi, ekonominin ve siyasetin değişen güç dengeleri… Filmi cazip kılan ne varsa hepsi bir kenara bırakılsa bile yalnızca
başkahramanının
hikâyesi izlenmeye değer. Elindeki enstrümanların etki gücünü sezmekle birlikte, onu kullanarak elinden gelenin en iyisini üretmeye çalışmaktan, hayatta kalmaya çalışırken yaptıklarının sürüklediği iç çelişkilerle hayatını mahveden Mank gibi trajik kahramanlar her zaman ilgi çekici, her zaman tanıdık.Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.