Anadolu’da bir Avrupa esintisi: Kars’ın birbirini dik kesen asırlık caddeleri
22:00, 25/07/2026, Cumartesi

Kars'ın Düzenli Sokakları
1880'li yıllarda Hollandalı mimarların dokunuşuyla şekillenen Kars sokakları, birbirini dik açıyla kesen benzersiz ızgara planı ve Baltık mimarisiyle Anadolu'da bir Avrupa esintisi sunuyor.
Anadolu’da Bir Avrupa Esintisi: Kars’ın Birbirini Dik Kesen Asırlık CaddeleriKars, Türkiye’nin en doğusunda yer almasına rağmen, şehre adım attığınız anda sizi Doğu Anadolu'nun klasik dokusundan çok uzak, adeta bir Kuzey Avrupa kenti karşılar. Şehrin merkezinde caddelerin bir cetvelle çizilmiş gibi düzgün, birbirini tam dik açıyla kesecek şekilde uzanması, tesadüfi bir yerleşimin değil, asırlık ve disiplinli bir planlamanın ürünüdür. Kars’ın bu eşsiz çehresi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında kentin 40 yıl boyunca Rus yönetiminde kalmasıyla şekillenmiştir.
"Izgara plan" sistemi ve Hollandalı mimarlar
1880'li yıllara gelindiğinde Rus yönetimi, Kars'ı stratejik bir "askeri şehir" ve idari merkez olarak yeniden inşa etmeye karar verdi. Bu doğrultuda, o dönem Avrupa kent planlamasında oldukça modern kabul edilen ve ilk olarak Çar I. Petro döneminde 1706’da St. Petersburg ile Baltık kıyılarında yaygınlaşan ızgara (grid) plan sistemini Kars'a taşımak istediler. Şehrin imar çalışmalarını yürütmek ve bu planı en doğru şekilde hayata geçirmek amacıyla Hollanda'dan uzman mimarlar ve mühendisler davet edildi. Hollandalı mimarların da doğrudan katkılarıyla, bugün Kars'ın kalbi sayılan Yusufpaşa, Ortakapı ve Cumhuriyet mahalleleri merkez alınarak geniş caddeler oluşturuldu. Bu planlama sayesinde sokaklar, birbirini tam 90 derecelik dik açılarla kesecek şekilde bir ağ gibi örüldü. Bu geometrik ve düzenli yapı, Kars’a "Anadolu’nun ilk planlı şehri" unvanlarından birini kazandırdı.
Caddeleri süsleyen taş hafıza: Baltık mimarisi
Hollandalı mimarların ve mühendislerin şehir planındaki dokunuşu, yalnızca sokakların yönleriyle sınırlı kalmadı. Bu dik kesişen geniş caddelerin üzerine, Kars’ın sert iklim koşullarına ve coğrafyasına uygun olarak, bölgeden çıkarılan düz kesme bazalt taşlarından binalar inşa edilmeye başlandı. 1880'lerden 1917 yılına kadar yükselen ve sayıları 170'i bulan bu yapılar, Baltık mimarisi tarzının en seçkin örnekleridir. Genellikle tek veya iki katlı (nadir örneklerde üç katlı) olan bu binaların dış cepheleri yalancı sütunlar, taş kabartmalar ve estetik kartuşlarla süslenmiştir. İç mekanlarında ise genellikle uzun bir koridor etrafına dizilmiş yüksek tavanlı odalar ve sert Kars kışlarını atlatabilmek için duvara gömülü "peç" adı verilen şömineli özel ısıtma sistemleri yer alır.
Günümüze ulaşan canlı miras
Hollandalı mimarların çizdiği ve bazalt taşlarıyla hayat bulan bu tarihi yapılar, bugün hâlâ Kars’ın en büyük kültürel ve turistik zenginliğidir. Günümüzde bu yapıların bir kısmı Kars Vali Konağı, defterdarlık, il sağlık müdürlüğü gibi resmi kurumlar tarafından kullanılırken, bir kısmı da butik otel, kafe ve restoran olarak şehre gelen yerli ve yabancı turistleri ağırlamaktadır. Restorasyon projeleriyle korunan bu asırlık sokaklar ve taş binalar, Kars'ı sadece tarihi bir sınır kenti olmaktan çıkarıp, mimarlık tarihinin Anadolu'daki en sıra dışı açık hava müzelerinden birine dönüştürmüştür.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.