Tarihin ve kültürün sular altında kalan çığlığı
18:00, 07/07/2026, Salı

Üsküdar Sahaflar Çarşısı
İstanbul'da etkili olan sağanak yağış Üsküdar Sahhaflar Çarşısı’nı sular altında bırakırken, asırlık kitapların zarar görmesi gözleri köklü bir geçmişe sahip olan sahaflık mesleğine ve kültür mirasımıza çevirdi.
Üsküdar’da sağanak mesaisi: Asırlık sayfalar sular altındaİstanbul’da aniden bastıran şiddetli sağanak yağış, kentin birçok noktasında hayatı olumsuz etkilerken tarihi ve kültürel mekanları da vurdu. Bu mekanların başında gelen Üsküdar Sahaflar Çarşısı, yoğun yağış sonrasında kelimenin tam anlamıyla göle döndü. Mazgalların taşmasıyla dükkanlara dolan yağmur suları, tezgahlarda ve alt raflarda bulunan yüzlerce nadide eseri, eski basım kitapları ve tarihi belgeleri tehdit etti. Sahaf esnafı, ellerinde kovalarla dükkanlarını tahliye etmeye çalışırken, ıslanan asırlık sayfaları kurtarmak için zamana karşı büyük bir mücadele verdi. Ortaya çıkan manzaralar, sadece maddi bir zararı değil, aynı zamanda bir kültür mirasının nasıl savunmasız kalabildiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Geçmişten günümüze sahaflık: Tozlu rafların ardındaki asırlık tarih
Üsküdar’da yaşanan bu üzücü olay, gözleri bu dükkanların barındırdığı asıl değere; yani sahaflık mesleğinin köklerine çevirdi. Sahaflık, kelime anlamıyla "sayfa" kelimesinden türemiş olup, Osmanlı döneminden bu yana sadece eski kitapların alınıp satıldığı bir ticaret dalı değil, bir kültür köprüsü olarak doğmuştur. İlk olarak Orhan Gazi döneminde Bursa’da izlerine rastlanan, İstanbul’un fethinden sonra ise Kapalıçarşı ve Fatih Camii etrafında kurumsallaşan sahaflık, matbaanın henüz yaygınlaşmadığı dönemlerde el yazması eserlerin çoğaltılması, korunması ve meraklısına ulaştırılmasında hayati bir rol oynamıştır. Zamanla ulema, şair ve entelektüellerin buluşma noktası haline gelen sahaf dükkanları, adeta birer gayriresmi akademiye dönüşmüştür.
Bir ticaretten daha fazlası: Kültürel hafızayı korumanın önemi
Sahaflığı sıradan bir kitapçılıktan ayıran en büyük özellik, onun toplumsal hafızayı koruma misyonudur. Bir sahaf, sadece ticari değeri olan nesneleri satmaz; zamanın ruhunu taşımış, üzerine notlar düşülmüş, belki de dünyada sadece birkaç nüshası kalmış yazılı mirası keşfeder ve onu geleceğe miras bırakır. Üsküdar’da yaşanan sel felaketinde ıslanan her bir sayfa, aslında bu kolektif hafızanın bir parçasının silinme tehlikesiyle karşı karşıya kalması demektir. Tarihin, edebiyatın ve sanatın ilk elden şahitleri olan bu mekanların ve eserlerin korunması, sadece esnafın sırtına yüklenecek bir sorumluluk değil, bir şehrin kimliğine sahip çıkma meselesidir.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.