Osmanlı’dan bugüne tılsım ve büyü geleneği nasıl aktarıldı

"Nefs ejderi kim genc-i dilün oldı tılısmı / Her kim o tılısmı bozabildiyse velîdür" Bağdatlı Ruhî
Tılsımlı kitap

Gerçekten güzel bir pazarlama yöntemi! Muhtemelen pek çok “yazar” neden daha önce bu bizim aklımıza gelmedi diye düşünüyordur. Belki çoktan kalemlerine sarılmışlardır. Bazı yayıncılar da satış ve pazarlama birimleriyle bir toplantı yapıp “tılsımlı kitap” benzeri projeler üzerinde çalışmaya başlamışlardır bile.
Beraberce bakalım:

İslam dünyasında tılsım

Cahiliye dönemi Araplarında tılsım yaygın bir uygulamaydı. Kareler içinde harf veya rakamlar yazmak, fal okları atmak, yıldızlara bakarak anlam çıkarmak gibi işlemler İslamiyet’ten sonra yasaklanmıştı. Ancak geleneğin etkisi ve insanoğlunun gelecekten haber almak, doğaüstü birtakım güçlerle irtibat kurarak çeşitli varlıklar üzerinde etki alanı geliştirmek dürtüsü (tutkusu mu demeliydim yoksa?) Müslümanların arasında da bu işlemin varlığını sürdürmesine ve bu çerçevede kitaplar yazılmasına yol açmıştır.
Bûnî’ye göre eserinde zikrettiği bilgilerin asıl kaynağı peygamberlerdir ancak Hz. Dâvûd, Süleyman, Dânyâl, Zülkarneyn, Hz. Muhammed (s.a.v.) gibi peygamberler bu bilgileri açıklarken bazı peygamberler de saklamıştır. Hz. Muhammed (s.a.v.) havas bilgilerini bir araya getirerek Hz. Ali’ye öğretmiş, evliya bu tür bilgileri Hz. Ali yoluyla almıştır.
Ya Şemsü’l-Maarif’in elyazmaları? Kübrâ (büyük), vüstâ (orta) ve sugrâ (küçük) şeklinde üç versiyonu var bu kitabın. En eski yazma 1221 tarihli ve küçük hacimli nüshalardan. Araştırmacılara göre eserin orijinali de bu küçük nüshalardır; zira büyük ve orta hacimli nüshalar Bûnî’nin vefatının ardından bir talebesi veya takipçileri tarafından çeşitli ilavelerle zenginleştirilmiş. Kahire, Bombay ve Beyrut’ta defalarca basılan eser Türkçeye de çevrilmiştir.
Osmanlı'da tılsım
Osmanlılara gelince: Astroloji, fal, büyü, tılsım gibi konularda yazılan pek çok kitap içinde bir tanesi hem içerik hem de görsel olarak diğerlerinden ayrılıyor: 15. yüzyıl Osmanlı müelliflerinden Uzun Firdevsî ya da Firdevsî-i Tavîl olarak bilinen Şerefeddin Musa’nın Davetnâme’si. Minyatürlerden farklı olarak 141 resim ve çizim içeren kitapta astroloji, gökcisimleri, melekler, cinler ile büyü ve tılsım konularına yer veriliyor.
Firdevsî ömrünü tenha bir yerde ilim öğrenmekle geçirip matematik ilmiyle uğraşırken, adı Sultan II. Bayezid’in meclisinde anılmış, mecliste bulunan dostlarından biri de kendisini övmüştür. Bunun üzerine padişah da Firdevsî’nin bir eserini görmeyi arzu ettiğini dile getirmiş, Firdevsî de “garîb ilimlere” dair eserini 1487’de tamamlayıp Sultan II. Bayezid’e ithaf etmiştir.
Melekleri ve cinleri “davet” edip onlara hükmetmek ve isteklerini gerçekleştirmek isteyen kişinin “davet ilmi”nde maharetli olması gerektiğini söyleyen Firdevsî, eserinde bunun için gerekli tılsım işlemlerinin nasıl yapılacağını ayrıntılarıyla anlatıyor. Hastalık, dev, peri gibi doğa üstü varlıklardan korkmayı engellemek, akrepleri kovmak, yağmur yağdırmak, düşmanı yenmek, çok mal edinmek, suya hükmetmek için olduğu gibi aşk, mutluluk gibi konularla da ilgili tılsımlar Davetnâme’de anlatılır.
Tılsımlı gömlekler

Kaptanıderya Elçi Mustafa Paşa’nın (1684-1756) görevi sırasındaki hediyelere, mukataalara ve sadaret tebdillerine ait notları içeren defterin sadece 17b sayfasında bir tılsım tarifi var: Hafıza kaybına iyi gelecek bir vefk çizimi ve çizimin yanında şunlar yazılı:
Tarifin sonundaki tarihe bakarsak bu not, Mustafa Paşa’nın vefatından 10 sene sonrasına ait. Defterin daha sonra, vârisleri olan oğulları tarafından da kullanıldığı düşünülebilir. Paşa’nın dört oğlundan ikisi notun yazıldığı tarihten önce vefat etmişti. Dolayısıyla tılsım diğer iki oğlundan birine ait olmalı.
Bu defter dışında saray koleksiyonunda üzerine tılsımlı şekiller basılmış 7 adet kâğıt var. Bunlar vefk ve cifrle doldurulmuş kareler, Zülfikârlar, mühr-i Süleyman, Hz. Fatıma’nın eli, insan yüzlü balık, hilye-i şerif gibi yazı ve şekillerle bezeli.
- Son birkaç cümle yazıp yazıyı tamamlayacaktım ki, ilginç bir bilgiyle karşılaştım: Yaklaşık otuz yıl Ali Emirî Efendi’nin yadigârı Millet Kütüphanesi’nde önce memur, sonra da müdür olarak görev yapan Mehmet Serhan Tayşi, 2007 yılında verdiği bir söyleşide Şemsü’l-Maarif ile alakalı enteresan bir hatırasını naklediyor: 1984 yılında Kültür Bakanlığı müsteşarının imzasıyla bir yazı alır Tayşi. Yazıda Amerika Birleşik Devletleri’nin bir kitap talebi olduğu ve kitabın kopyasının Ankara’ya gönderilmesi istenmektedir. Talebin Amerika’dan geldiğini görünce kitabı inceleme ihtiyacı hisseder ve kopyası istenen eserin Bûnî’ye ait Şemsü’l-Maarif olduğunu anlar. “Piyasada bulunan benzer kitaplardan farklı olarak içinde bir de neyin nasıl kullanılacağını belirten anahtarı” olan eseri tam çözemeyen Tayşi, bu konuda hayli bilgili bir ilim adamını çağırtıp incelettikten sonra şu kanaate varır: “Kitap, neredeyse görünmez olmanın ipuçlarını verecek kadar gizli bilgiler içeriyor”dur.
Ne dersiniz, Amerikalılar çoktan Tuğçe Işınsu’nun ve kitabının peşine düşmüş müdür?
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.