Eski Mısır’dan Londra sokaklarına: Şemsiyenin tarih içindeki yolculuğu

Şemsiye sözlükte şöyle tanımlanmış: “Bir sapın üzerinde esnek tellere gerilmiş, açılıp kapanabilen, yağmur ve güneşten korunmak için kullanılan, su geçirmez kumaştan yapılmış taşınabilir eşya; güncek.”

Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan şemsiyenin nerede, ne zaman ve kim tarafından icat edildiği bilinemiyor. Arkeologlar ve tarihçiler en basit türdeki şemsiyelerin Eski Mısır’da icat edildiğini düşünüyor. Bugün herkesin çok büyük bir kolaylıkla satın alabildiği ve genellikle yağmurdan korunmak için kullanılan şemsiyeler uzun yıllar evvel seçkin devlet ve din adamları tarafından güneşten korunmak amacıyla kullanılıyordu.
Söz konusu bu şemsiyelerin imalatı çok da zorlu süreçlerden geçmiyordu. Sağlam bir çubuğa papirüs veya palmiye yaprağı bağlamak yeterliydi. Hizmetliler tarafından tutulan bu şemsiyeler, yöneticiler için saygınlık ve otorite simgesiydi.


İngiliz seyyah ve yazar Jonas Hanway, o dönem kadınlara ait bir aksesuar olarak kabul gören şemsiyeyle Londra sokaklarında dolaşmaya başlamış. Başta Hanway ile dalga geçen halk sonrasında bu fikre ısınmış ve şemsiye erkekler arasında da popüler olmuş. Hatta bir dönem şemsiyelere “Hanway” bile denilmiş.

Bugün kullanılan farklı tasarım ve renklere sahip şemsiyelerin çoğunun çatı kısmı su geçirmez naylondan üretiliyor. Teflon kaplamalı alüminyum ya da cam elyafından üretilen iskelet, sap ve tutma kısımları ise şemsiyeyi çok daha hafif hâle getiriyor.
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.