Eskihisar’daki Stratonikeia’da kazılar yıl boyu sürüyor

Antik Şeyler’in dokuzuncusu bu kez, yine çok ve ayrıca sevdiğim bir kent üzerinden, onun katmanlarından birinin hikâyesiyle ilerleyecek zira buradaki katmanlılığın gönlümüzde ve zihnimizde hikâyeleri öyle bol ki Antik Şeyler’in bir ayağına sığmaz. Muğla’nın Yatağan ilçesinin Eskihisar mahallesinde bizleri karşılayan Stratonikeia’dan bahsediyorum. Her kent, yaşamaya devam eder fakat Stratonikeia, “olduğu gibi”, teşbihte hata olmaz, diyerek bir arkeoloji terimiyle karşılayalım bunu, in situ olarak “tam yerinde” devam ediyor yaşamına. Onu Hititlerde Atriya, İmparator Hadrianus’tan ötürü Hadrianopolis ve “sevgili” Stratonike’den ötürü Stratonikeia olarak kaydettik. Cumhuriyet döneminde ise Eskihisar olarak yaşamaya devam etti kent.
Yağmur, ya pîrüpaklığa veyahut yüz suyu hürmetine yağar ya, işte ben, Stratonikeia’yı henüz görmeden, ona sadece bakarken de hep bir sepya filtreyle baktım. Onu gördüğümde sepyanın filtre değil, kendi rengi olduğuna vâkıf oldum. Sevmenin, şefkatin, diğerkâmlığın, bağın ve bağlanma kartelalarının tonuymuş bu meğer. Mit yahut gerçek, kurgu ya da tarih ve hatta tarih yazımı, fark etmez. Antik dönemi, “bir senginin” dahi misafirlerince değişilemeyeceği mekânları ve meskenleri; ardındakilerle okumaya paha biçemiyorum. İnsana bahşedilmiş tüm yüce duyguları Atriya, Khrysaoris, Idrias, Hekatesia kisvelerinde -eskilerin deyişiyle- “tesmiye edilerek” birer duygular palimpsesti gibi katmanlaştırıp yaşayan, yaşatan bu kent; bunların en kâmil halini belki, Stratonike ve Antiokhos’un serencamı uyarınca, Stratonikeia ve Eskihisar iken de termik santralle terki terk haline yaklaşarak deneyimlemiş. Zira I. Antiokhos, bir Diadok vârisi olmasını âdeta dünyalık kefesine koyarak, babası I. Seleukos ise Diadokluğunu oğluna değişmeyerek terk etmiş dünyayı. Taşların duyguları yazdığına inancım tam.

I. Seleukos Nikator (“fatih”), Büyük İskender’in generallerinden, haleflerinden biriydi ve meşhur Seleukos İmparatorluğu’nun kurucusuydu. Makedonyalı asillerden Demetrios Poliorketes ile general Antipatros’un kızı Phila’nın çocukları Suriyeli Stratonike ile evlenmişti. Ne var ki Seleukos’un, daha önce, Soğd asil Apama’yla Susa’daki evliliğinden doğan I. Antiokhos Soter (“kurtarıcı”), üvey annesi Stratonike’ye âşıktı ancak bunu elbette söyleyemiyordu. Neticede artık gün geçtikçe tükendiği bir hastalıkla boğuşmaya başladı ve yataklara düştü, belki “ince hastalık”tı bu. Bir gün saray doktoru meşhur Erasistratus’un “vizit”i esnasında, İmparatoriçe Stratonike hasta odasına girdi ziyaret için. Erasistratus o sırada muayene halinde olduğu için Antiokhos’un kalp atışlarındaki anomaliyi izledi ve durumu anlayıp İmparator Seleukos’a bildirdi. Seleukos elbette öfkelendi fakat oğluna düşkündü (en azından genel görüş bu şekilde imiş), doktoruna ne önerdiğini sordu. Erasistratus, bunun tek çözümünün Antiokhos’un sevdiğine kavuşması olduğunu söyledi adabıyla.

Neticede Seleukos doktorunu dinledi ve nihayet Stratonike ve Antiokhos evlendi (Stratonike’nin de onu seviyor olduğu söylenir). Bir rivayete göre Seleukos tahtını oğluna bırakıp inzivaya çekildi. Başka bir rivayete göre onları birleştirdi fakat minik bir sürgüne tâbi tuttu.
İşte Stratonikeia, adını ondan aldı: Seleukoslar Karia’da hâkim güç olduktan sonra Antiokhos, gelenek üzere, kente eşinin adını verdi (-ia son eki, yer belirtiyor). Haydi biraz duyguları yükseltelim: Böylece kentin eski isimleri bir şekilde unutuldu ve Antiokhos’un çileli sevgisinin ve belki de Seleukos’un yüce gönüllü kırgınlığının bir nişanesi olarak bu tek isim yaşadı: Sevgili Stratonike’nin kenti.

Metop*:
Burada belki daha sonra açmak üzere kentin çalışmalarında Osman Hamdi Bey’imizin emeğini de vurgulamak istiyorum. Günümüzde Prof. Dr. Bilal Söğüt’ün başkanlığında canhıraş devam eden çalışmaları takip etmek zor, bir o kadar da keyifli çünkü kentin dinamiğiyle bağlantılı olarak çalışmalar, genel itibarıyla on iki ay süren kazılar niteliğinde. Bilal Hoca’nın işini ne kadar severek yaptığını görmek için kenti, bir Eskihisarlı, bir Stratonikeialı, bir Atriyalı gibi anlattığı röportajlarına göz atabilirsiniz.
* Klasik mimarinin Dor düzeninde, frizlerin dikey olarak konumlandırılmış tabletlerinin arasındaki boşluğu estetik olarak dolduran dikdörtgen oyuk. Antik Şeyler’in minik dikdörtgen spot kutucukları da onun metopu olsun öyleyse!
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.