Hizan’daki taş evler kaybolan köy hafızasını anlatıyor

Her ev, içinde yaşayanların gündelik hareketleriyle şekillenmiş görünmez bir hafıza taşır. Pencere önünde bekleyen bir gölge, yıllar boyunca aynı noktadan dışarı bakan birinin varlığını hatırlatır. Aşınmış bir eşik, sayısız geliş ve gidişin sessiz tanığıdır.
Hizan’da zamanın içinden geçmek
Hizan’ın taş evleri yalnızca bir mimari geleneğin değil, göçle birlikte sessizce kaybolan bir hafızanın son tanıkları olarak zamana direnmeye devam ediyor. Bu köylerde yürürken, taşın yalnızca bir yapı değil, bir hafıza taşıyıcısı olduğunu fark edersiniz. Sessizlik, burada bir yokluğu değil, geride kalan hayatın izlerini anlatır.

Yolun bittiği yerde başlayan sessizlik
Doğu Anadolu’nun dağlarına doğru ilerleyen yol, bir noktadan sonra zamanı da geride bırakır. Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı köylerde, taş evler, dağların eteğine yaslanmış hâlde durur. Yüzlerce yıldır aynı yerde duran duvarlar, o duvarların içinde yaşanmış hayatların izlerini taşır. Bu taş evlerin gölgesinde duran hayat, modern dünyanın hızından bağımsız bir ritimde akmaya devam eder. Bu köylerdeki taş evler, bir hafıza yüzeyidir de aslında. Her ev, içinde yaşayanların gündelik hareketleriyle şekillenmiş görünmez bir hafıza taşır. Pencere önünde bekleyen bir gölge, yıllar boyunca aynı noktadan dışarı bakan birinin varlığını hatırlatır. Aşınmış bir eşik, sayısız geliş ve gidişin sessiz tanığıdır.
İşte, “Taşın Belleği | Hizan Projesi”, tam da bu sessiz tanıklığın izini sürmek için ortaya çıktı. Amaç, bu evleri yalnızca belgelemek değil, onların içinde biriken ve giderek kaybolan hafızayı görünür kılmaktı.


Taşın içinde biriken zaman
Hizan’da taş evler yalnızca yıkılma riskiyle değil, içlerinde taşıdıkları hafızanın sessizce yok olmasıyla karşı karşıya. “Taşın Belleği | Hizan Projesi”, bu evleri yalnızca mimari yapılar olarak belgelemeyi değil, onların içinde biriken ve kuşaklar boyunca aktarılan yaşam bilgisini görünür kılmayı amaçlıyor. Göçle birlikte köylerden ayrılan insanlar, aktarılmadan kaybolan bir hafıza da bırakıyor. Köylerde kalan yaşlı nüfusun giderek azalmasıyla, gündelik hayatın doğal bir parçası olan üretim biçimleri, sözlü anlatılar ve mekânla kurulan ilişki de yok olma eşiğine yaklaşıyor. Bugün bu taş evler; insan ile mekân arasında kurulan ve giderek silinen bir hafızanın son tanıkları olarak varlığını sürdürüyor.
Köylerde kalanlar genellikle yaşlılar. Hayatlarının büyük bölümünü bu evlerde geçirmiş, bu taşların arasında büyümüş insanlar. Yaşlılar için ev, yalnızca bir barınak olmaktan çok hayatın kendisi aslında. Bir sobanın başında otururken anlatılan hikâyeler, yıllar boyunca değişmeyen bir düzenin parçaları gibi. Bir taş ustası, yıllar önce yaptığı evin duvarına bakarken yalnızca bir yapı görmekten ziyade kendi geçmişini görür. Bir başkası, evinin kapısını açarken çocukluğunun seslerini hatırlar. Mekân, onların hafızasının bir uzantısıdır. Bu evlerde yaşayan son kuşak, mekânın hafızasını da taşımaya devam ediyor. Onlar var olduğu sürece, yaşayan hafıza mekânları olarak varlığını sürdürüyor.

Hâlâ burada
Kültürel mirasın kayıt altına alınması, yok olmaya yüz tutmuş bir hafızayı geleceğe aktarmanın ve ait olduğu coğrafyayı korumanın en güçlü yollarından biridir.
Hizan’ın köylerinde ayakta duran taş evler, yalnızca geçmişin kalıntıları değil, hâlâ hatırlayan mekânlardır. Belgesel fotoğraf, bu evlerin sessiz varlığını görünür kılarak, zamanla silinmeye yüz tutmuş bir yaşam biçimini yeniden hatırlanabilir hâle getirir. Her görüntü; o yapının içinde geçen hayatı, gündelik ritmi ve mekânla kurulan bağı geleceğe taşır. “Taşın Belleği Projesi”, bu evlerin taşıdığı hafızayı belgeleyerek, onları yalnızca geçmişe ait yapılar olmaktan çıkarıp yaşayan bir kültürel iz hâline getirir. Çünkü bir yer, hatırlandığı sürece yaşamaya devam eder. Bu evlerin içinde dolaşırken, yok olmaya yüz tutmuş bir hafızanın içinde yürüdüğünüzü hissedersiniz.
Bugün Hizan’ın taş evleri hâlâ burada. Zamana karşı sessizce ayakta duruyorlar. Ve onlar var olduğu sürece, bu coğrafyanın hafızası tamamen kaybolmuyor.


*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.