İlk kara delik fotoğrafı: Uzay araştırmalarında tarihi bir dönüm noktası
08:00, 28/08/2021, CumartesiG: Güncelleme: 16:18, 16/09/2025, Salı

Uzay veya feza, Dünya'nın ötesinde ve gök cisimleri arasında var olan, sonsuz olduğu düşünülen fakat sonsuz olduğu konusunda kesin yargılara varılamayan genişliktir.
Geçtiğimiz günlerde bilim insanları yirmi yıllık bir çabanın sonucu olarak tarihte ilk kez bir kara deliği fotoğraflamayı başardı. Miyop bir insanın gözünden çekilmişçesine kamuoyuna servis edilen söz konusu fotoğraf, bilim kurgu filmleri sayesinde kara delikler hakkında az da olsa bilgi sahibi kişileri yeterince tatmin edemese de uzay araştırmaları tarihinde büyük önem taşıyor.
İnsanlık
fezanın
hakkında ilk ne zaman hayal kurmaya başladı ya da ilk neyi hayal etti bilinmez ama uzay çalışmaları
başlangıcından günümüze kadar özellikle popüler bilim
alanında kerameti gizeminden menkul
bir değer taşıyor.
Hayallerini dünyaya sığdıramadığından olsa
gerek insanlığın uzaya yolculuk etme fikri tam olarak 19. yüzyılın
sonlarında Jules Verne
’nin yazdığı Aya Yolculuk
romanıyla başladı diyebiliriz. Öyle ki çiçeği burnunda icat
sinemanın da ilk bilim kurgu eseri H. G. Wells'in yazdığı Aydaki İlk İnsanlar ve Jules Verne
’in kitaplarından Georges Méliès
’in uyarladığı Aya Seyahat (Le Voyage Dans La Lune, 1902)
oldu. Tabii bu sırada bilim de son sürat gelişmeye devam ediyordu. İkinci Dünya Savaşı
’nın silah sanayisini
şahlandırması sayesinde insanlık roketi icat etti.
Savaştan sonra da Sovyetlerin
dağılmasına kadar süren Soğuk Savaş
’ın etkisiyle insanlık, uzay
çalışmaları konusunda epey bir yol kat etti.İnsanın uzayla ilk teması Sovyetler tarafından 1957’de fırlatılan Sputnik-1 füzesiyle başladı.
Takvimler 12 Nisan 1961
’i gösterdiğindeyse Yuri Gagarin
, uzayda arz-ı endam eden ilk insan oldu. Amerika
bu yarışta eksik kalır mı hiç? Aynı yıl Amerikan başkanı John F. Kennedy
, yakın gelecekte Aya insan göndermeye
yönelik çalışmaların başladığını duyurdu. 1962
’de John Glenn, uzaya çıkan ilk Amerikalı,
dünyanın etrafını dolaşan ikinci insan oldu
.
Ancak insanlığın uzay serüveni sürekli yükselen bir ivmeye de sahip değildi elbette. Amerika’nın Apollo projesi 1967
’de daha deneme aşamasındayken başarısızlıkla sonuçlandı ve ne yazık ki üç astronot
patlama sonucu hayatını kaybetti.

Takvimler 1969
yılını gösterdiğinde ise kendisi için küçük ama insanlık için büyük bir adım atan Neil Armstrong, ilk defa Dünya harici bir gök cismine giden ve orada yürüyen insan olarak tarihe geçiyordu. Apollo 11
adındaki bu yolculuk, insanlık tarihinin en büyük başarılarından biri oldu. Daha sonra ABD, 1969-1972 yılları arasında Ay'a 8 ayrı insanlı araç gönderdi, yani toplamda 24 insanı Ay'a götürmeyi ve geri getirmeyi başardı.
Olayın gerçekliği ile ilgili tüm dedikoduları bir yana bırakırsak;
dört yüz yıl önce dünyanın yuvarlak olduğunu
iddia ettiği için kilise
tarafından yakılarak infaz
edilmekle yargılanan Galileo’yu düşündüğümüzde insanların Ay’a seyahat
edebiliyor olması gerçekten mucizevi
bir olaydı.
İnsanoğlunun
yaşadığı Dünya’ya “tepeden”
bakmaya başladığı o tarihlerden bu yana, uzay araştırmaları çok hızlı bir gelişim gösterdi. 1970
yılına gelindiğinde yarışa Çin
de dahil oldu ve uzaya ilk uydusunu fırlattı.
Sonrası da malum olduğu üzere uzayda şu an onlarca uydu bulunuyor. Günümüzde insanlık kara delikleri
fotoğraflayıp, Mars
’a ayak basmanın hazırlıklarını yaparken Carl Sagan
’ın deyişiyle “Merkezi ve kuruluş amacı biz olmayıp, enginlikte ve sonsuzlukta kaybolmuş minnacık; yüzlerce milyar galaksi ve milyarlarca trilyon yıldızla
bezenmiş bir kozmik okyanusta
dönüp dolaşan bir Dünya” üzerinde yaşadığımızın gittikçe daha fazla idrakine
varıyoruz sanırım.*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.