Norveç’in saklı aynası Hjelle: durgun suların ve akislerin şehri
09:00, 16/04/2022, CumartesiG: Güncelleme: 13:03, 25/09/2025, Perşembe

Hjelle, koca bir ayna etrafına kurulmuş, sadece iki farklı yoldan varılabilen gizli bir akis.
Hjelle’yi ilk defa bir yamacın tepesinden gördüm. Bulutlu semayı ve tabiatın bütün güzelliğini yansıtan büyük bir ayna gibi karşıma çıkmıştı. Gök nerede başlıyor, nerede bitiyordu. Anlamadım. Hatta başta buranın bir yerleşim olduğunu bile anlamadım. Norveç’in güzelliğini yansıtan durgun bir göldü sanki. Ne insan ne de başka bir şeye burada yer yok gibi. Yollar beni bu kasabaya yaklaştırdıkça yanıldığımı anladım. Burası koca bir ayna etrafına kurulmuş, sadece iki farklı yoldan varılabilen gizli bir akisti. Fiyortların, kanalların, durgun suların aksi buraya, Hjelle’ye düşmekteydi. Bir mercek vasıtasıyla sanki Kuzey’in bütün ferahlığı, güzelliği ve dinginliği buraya odaklanıyor, burada cisimleşiyordu.
Gölün etrafında birkaç müstakil kulübe, büyük sayılmayacak birkaç otel ve bir avuç bisikletli…
Hepsi buraya itinayla serpiştirilmişler ve aralarındaki mesafeyi kısmamak üzere azami bir dikkat içerisinde.
Eşyanın eşyadan kaçtığı, ancak yabani olmayan bu güzelliği dolaşmaya başlıyorum.
Her atılan adımla birlikte göl de benle birlikte arşınlıyor, bana yeni bir güzelliği, daha doğrusu, tek bir estetik hakikatin farklı yüzlerini gösteriyor.
Bulutlu bir sema, gölün ortasındaki kırmızı kayık… Bilinmeyen yahut görünmeyen bir cismin etrafında eş zamanlı dönüyorlar. Belki de kim kimin yörüngesine oturacak karar verilmemiş. Bir nizam arayışı. Belki de karadelik gibi bir fenomenin etrafında dönüp duruyorlar. Her adımımda buna tanık oluyorum. Toprak rengi birkaç kulübe, dağlardan çağlayıp gelmiş ama yorulmamış sular.Göle dökülmek, bu aynada yok olmak istiyor gibiler.
Ama eşyanın eşyadan kaçtığı yer burası. Görünmez sınırlar, muhkem bir düzen. Karışmıyor. Ben de karışamıyorum. Dağların davetkâr heybeti burada yok. Oturuyorum. Bağcıklarım çözülmüş, ayaklarım suya girmiş çoktan. Tenim ıslak ama göl bu kadarına izin veriyor. Sonsuza kadar dönen akislerin parçası olmak imkânsız. Dokunmak, yekvücut olmak demek değil. Her şeye Hjelle karar veriyor. Arkama bakıyorum, beni takip eden yok. Bizi bu beldeye getirmiş otobüsün çevresinde bir kalabalık. Çekimser adımlar, misafirliğe götürülmüş bir çocuk heyecanı. Seviniyorum. Ben bu göle dokundum ama karışamadım; beteri de varmış.
İp gibi ince ve narin iki yol gölü sarıyor. Çerçeve de ayna gibi nazik. Tek tük geçen birkaç araba, hepsi de eski. Ama yıpranmamış. Çetin coğrafya bile nazik.
Bir otobüs durağı. Ahşaptan yapılma. Biraz yosun tutmuş.
Hayatın çekilmesiyle oluşmuş değiller ama. Nişane gibi bir şey yosunlar. Hjelle ve gölün parçası olmaya izin verilmişliğin gururu var durakta. Önümde kıvrılan yok, geri dönüyorum.
Suskun bir kalabalık bulacağım beklentisi beyhude.
Vakur bir kabulleniş, teslim olmuş çehreler yok. “Hadi gidelim”, “Çok durduk”, “Tamir oldu mu araç?” Kaputun kapanırken çıkardığı ses mutlu ediyor yoldaşlarımı. “Ne güzel oldu burada durduğumuz” diyorum; cevap yok sanırım. Hjelle’yi biraz daha seyredeyim diye son çırpınışlar… On gündür pek çok göl görmüştük aslında. Edvard Grieg’ın izlediği, kıyısında yaşadığı göl mesela. Ya da İbsen’in Yaban Ördeği’nin yuva kurduğu…
Hiçbiri bu denli mukavemet sahibi değildi. Hiçbiri kristal bir avize gibi önümüze açılmamıştı. Ve hiçbiri, bütün varlığını, doğanın güzelliğini aksettirmeye bu denli vakfetmemişti. Otobüse biniyor, yerime geçiyorum.Bizi buraya getiren yolun benzerini takip ediyoruz. Uzaklaşıyoruz; göl ve akis, dönmeye devam ediyor. Bizim gelişimize üzülmemiş, gidişimize sevinmemişti. Etkimiz yoktu. Uzaklaştığımızı fark etmiyordu bile. Bulutlar bizi takip ediyor gibi. Geri kalan yolculuğumda bana dost olacaklar. “Ne güzeldi değil mi orası?” diyeceğim. Dinleyecekler. Cevap vermeseler de biliyorum. Hemfikiriz.
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.