Boston’da Arap mahallesinin doğuşu ve kaybolan bir göçmen dünyası

Bugün Boston’un Chinatown bölgesi denildiğinde akla öncelikle Çinli göçmenlerin kurduğu mahalle, restoranlar, dükkânlar ve Asya kültürünün izleri gelir. Ancak bundan yaklaşık yüz yıl önce aynı bölge çok farklı bir kimliğe sahip olmuştu. Essex Street çevresinden başlayarak bugünkü Interstate 90 otoyolunun geçtiği alanlara kadar uzanan bölge, yalnızca Çinli göçmenlerin değil, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun Suriye vilayetinden gelen Arap göçmenlerin de yaşam alanı olmuştu. O dönemde bugünkü Lübnan, Suriye, Filistin ve Ürdün topraklarını kapsayan geniş coğrafyadan gelen göçmenler Boston’da kendilerine yeni bir hayat kurmuş, şehirde dikkat çekici bir Arap topluluğu oluşturmuştu. Bu topluluk zamanla kendi kurumlarını kurmuş, ticarî hayatın içine girmiş, sosyal kulüpler oluşturmuş ve hatta Arapça gazeteler yayımlamıştı. Boston’un kalbinde yükselen bu küçük Ortadoğu dünyası, Amerika’daki Arap göç tarihinin en ilginç ve çoğu zaman unutulmuş sayfalarından biri olmuştu.

Boston, bu göçmenler için önemli bir durak hâline gelmişti. Çünkü şehir hem liman bağlantıları açısından elverişli olmuş hem de sanayi ve ticaret alanında iş imkânları sunmuştu.

- Boston’daki "Chinatown" çevresi, göçmenlerin birbirine yakın yaşayabildiği ve düşük maliyetli konutlar bulabildiği bir bölge olmuştu. Aynı dönemde Çinli göçmenler de burada yoğunlaşmıştı. Böylece bölge çok kültürlü, çok dilli ve hareketli bir yer hâline gelmişti.
Arap göçmenler, Çinli komşularıyla aynı sokakları paylaşmış, farklı kültürler yan yana yaşamıştı. Bölgenin sokaklarında Arapça konuşmalar duyulmuş, Ortadoğu’dan getirilen yemek kokuları hissedilmiş ve dükkân tabelalarında Arapça yazılar görülmüştu.
Reklam

Bu göçmenlerin büyük kısmı Osmanlı pasaportu taşıdığı için Amerika’da uzun süre “Syrian” yani Suriyeli olarak tanımlanmıştı. Oysa bu tanım bugünkü anlamıyla yalnızca Suriye’den gelenleri kapsamamış, Osmanlı’nın Suriye vilayetinden gelen tüm Arap topluluklarını da içine almıştı. Lübnanlılar, Filistinliler, Ürdünlüler ve bugünkü Suriye’den gelenler bu geniş kategori içinde değerlendirilmişti. Bu durum, Amerika’daki Arap göç tarihinin erken döneminde ortak bir kimlik oluşturmuştu.

Boston’daki Arap topluluğu büyüdükçe kendi dinî ve sosyal kurumlarını da kurmuştu. Kiliseler bu topluluğun en önemli merkezlerinden biri olmuştu. Özellikle Maruni, Rum Ortodoks ve Melkit Hristiyan Araplar kendi ibadet yerlerini oluşturmuştu. Kiliseler yalnızca dinî mekânlar olmamış, aynı zamanda sosyal dayanışmanın merkezi hâline gelmişti. Yeni gelen göçmenler burada iş bulmuş, barınacak yer öğrenmiş, topluluk üyeleriyle tanışmış ve çocuklarının eğitimine ilişkin destek almıştı.

Arap topluluğu büyüdükçe sosyal kulüpler de kurulmuştu. Bu kulüpler hem eğlence hem dayanışma amacı taşımıştı. İnsanlar burada geleneksel müzikler dinlemiş, düğünler düzenlemiş, siyasî tartışmalar yapmış ve memleket haberlerini paylaşmıştı. Bu mekânlar göçmenlerin kimliklerini korumalarına yardımcı olmuştu. Amerika’da yeni bir hayat kurarken kendi kültürlerini kaybetmek istememişlerdi.
Boston’daki Arap topluluğunun dikkat çekici unsurlarından biri de Arapça basın olmuştu.
1930’lara gelindiğinde küçük ama etkili Arapça gazeteler yayımlanmıştı. Bu gazeteler göçmenlere hem memleket haberleri ulaştırmış hem de Amerika’daki gelişmeleri Arapça anlatmıştı.

Topluluk üyeleri için bu gazeteler yalnızca bilgi kaynağı olmamış, aynı zamanda kültürel bir bağ işlevi görmüştü. Yazılar, şiirler, siyasî yorumlar ve topluluk haberleri yayımlanmıştı.
Bu topluluğun büyüklüğü zamanla dikkat çekici boyutlara ulaşmıştı. 1930’lara gelindiğinde Boston’daki Arap nüfusu yaklaşık 15 bine kadar yükselmişti.

Ancak bu topluluk, zamanla dönüşüm geçirmişti. İkinci kuşak göçmenler Amerikan toplumuna daha fazla entegre olmuştu. İngilizce eğitim almış, farklı mahallelere taşınmış ve ekonomik olarak yükselmişlerdi. Bu durum, Chinatown çevresindeki yoğun Arap varlığının azalmasına yol açmıştı. Mahallenin kültürel dokusu değişmişti.
Reklam
Şehir planlaması da bu değişimde önemli rol oynamıştı. Otoyol projeleri, kentsel dönüşüm çalışmaları ve yeni yapılaşmalar eski göçmen mahallelerini parçalamıştı. Interstate 90’ın inşası, geçmişte göçmenlerin yaşadığı alanların fiziksel olarak değişmesine neden olmuştu. Bir zamanlar Arapça tabelaların bulunduğu sokaklar, yeni yollar ve modern yapılarla farklı bir kimliğe bürünmüştü.
Boston’daki Arap mahallesinin kayboluşu, yalnızca bir mahallenin dönüşümü anlamına gelmemişti. Bu durum aynı zamanda Amerika’daki göçmen mahallelerinin kaderini de göstermişti. İlk kuşak göçmenler dayanışma içinde kendi küçük dünyalarını kurmuştu. Ancak sonraki kuşaklar daha geniş topluma karıştıkça bu mahalleler eski işlevlerini yitirmişti.

Bununla birlikte Arap topluluğunun Boston üzerindeki etkisi tamamen silinmemişti. Şehirde kurulan kiliseler, aile isimleri, ticarî miras ve kültürel izler yaşamaya devam etmişti. Arap Amerikalılar Massachusetts’in sosyal ve ekonomik hayatında yer edinmişti. Akademi, siyaset, sanat ve iş dünyasında görünür hâle gelmişlerdi.
Boston’daki Arap mahallesi, çok kültürlü Amerika’nın erken örneklerinden biri olmuştu. Çinliler, Araplar, Yahudiler, İrlandalılar ve diğer topluluklar aynı şehirde kendi yaşam alanlarını kurmuştu. Bu mahalleler Amerika’nın göçmen tarihi içinde önemli laboratuvarlar olmuştu.
Bugün birçok insan Boston’un Chinatown bölgesinin bir zamanlar Ortadoğu kokuları taşıdığını bilmiyordu. Arapça gazetelerin satıldığı, Levanten yemeklerin piştiği, kilise çanlarının duyulduğu ve Arap göçmenlerin umutlarını taşıdığı bir dünya zamanla hafızanın derinliklerine karışmıştı. Ancak arşivler, aile hikâyeleri ve tarih çalışmaları bu kayıp dünyanın izlerini yeniden ortaya çıkarmıştı.
Boston’daki bu Arap varlığı yalnızca bir göç hikâyesi olmamıştı. Aynı zamanda kimlik, dayanışma, kültürel koruma ve dönüşüm hikâyesi olmuştu. Göçmenler Amerika’ya gelirken yalnızca bedenlerini değil, dillerini, inançlarını, yemeklerini, müziklerini ve toplumsal hafızalarını da taşımıştı.
Reklam
Boston’un Chinatown çevresinde yükselen Arap mahallesi, Amerika’daki Arap diasporasının erken ve güçlü örneklerinden biri olmuştu. Zaman içinde fiziksel olarak kaybolmuş olsa da tarihsel hafızada yaşamayı sürdürmüştü. Bu mahalle, göçmenlerin nasıl yeni hayatlar kurduğunu, nasıl dayanışma ağları oluşturduğunu ve nasıl şehirlerin görünmeyen tarihine damga vurduğunu gösteren önemli bir örnek olarak tarihte yer almıştı.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.