Kudüs Müftüsü Emîn el-Hüseynî Hitler ile neden görüştü?

Kudüs Müftüsü Emîn el-Hüseynî’nin Adolf Hitler ile görüşmesi, yıllardır Filistin davasını itibarsızlaştırmak için kullanılan en tartışmalı konulardan biri. Peki el-Hüseynî gerçekten Holokost fikrinin mimarı mıydı, yoksa İngiliz sömürgeciliği ve Siyonist yayılmacılığına karşı mücadele ederken siyasî bir çıkmazın içine mi sürüklenmişti?
Gazze katliamlarına kadar İsrail’in medyada, akademide ve uluslararası politikada izlediği bir hayalet politikası vardı.
Buna göre hava gibi tüm alanlarda yer alıyor, manipüle ediyor hatta mahkûm ediyor; ama bir şekilde görünmez olmayı başarıyordu. Filistinlilerin vatanlarını korumak için başlattıkları huruç hareketinden sonra giriştikleri cinayetler ve içine düştükleri cinnet halinden sonra en büyük yetenekleri olan görünmezlik pelerinlerini kaybettiler.
Dünyanın gelişmiş Batılı ülkelerinde akademisyenler, politikacılar, gazeteciler ve hatta öğrenciler karşılaştıkları mobbing karşısında adeta dehşete düştü. İngiltere, Fransa, Almanya ve ABD gibi ülkelerde İsrail’i eleştirmek veya Filistin’i savunmak en basit ifadeyle yasaklandı.
Öte yandan “Gazze Kasabı Netanyahu”, zaman zaman Emîn el-Hüseynî kastederek Hitler’e Holokost fikrini onun aşıladığını söylüyor.

İşin tuhafı Emîn el-Hüseynî hakkında en ufak bir malumatı bulunmayan Türkiye’deki bazı sözüm ona aydın taifesi de bu kuyruklu yalana inanmaktadır.
Buyurun Emîn el-Hüseynî’nin hayatına, siyasî mücadelesine ve bilhassa Atatürk’e yazdığı mektuptan hareketle neden Siyonist İsrail’in hedef tahtasına oturtulduğuna beraber bakalım.

Emîn el-Hüseynî’nin evrak-ı perişanı
el-Hüseynî isminden de kolaylıkla anlaşılacağı üzere, Emîn el-Hüseynî seyit bir aileye mensuptu. Kudüs’ün güvenlik ve asayişinden uzun süre görevli olan ailesi Osmanlı döneminden itibaren devlet ve halk nezdinde itibar görmekteydi.
1895’te dünyaya gelen imam, Ezher Üniversitesi'nde dinî eğitim almasına rağmen iyi derecede Türkçe ve Fransızca biliyordu. Öğrencilik yıllarında Mısır’da Müslüman Kardeşler’in kurucularından Hasan el-Bennah ile tanışması siyasî fikirleri üzerinde önemli etkiler bıraktı.

1918 yılında İngilizler politikalarına uygun olacağını düşünerek Emîn el-Hüseynî’yi vali yardımcılığına getirse de, imamın tek amacı Kudüs’teki Yahudi yerleşimcileri engellemekti. Bu süreçte birkaç teşebbüsü ise İngilizlerce kanlı biçimde bastırılan isyanlar olarak sonuçlandı.
- En Nadi el-Arabî isimli bir yapılanma kuran imam, bölgedeki Siyonist katliam ve işgallere karşı Arap halklarını harekete geçirmeye çalıştı.
Vali yardımcısı olarak görev aldığı süreçte genç yaşında giriştiği isyan onu Kudüs’te bir kahraman haline getirdi. Kudüs müftüsü ve ağabeyi Kâmil el-Hüseynî vefat edince henüz 24 yaşında Kudüs Müftüsü görevine getirildi.




Ne yazık ki Ankara bu süreçte Kudüs’teki gelişmelerden uzak durmayı tercih etmiş ve mektuba herhangi bir cevap verilmemişti.
el-Hüseynî, Kudüs’ün mutlaka dış siyasî yardımlarla kurtulacağına inanıyordu. Bunun için Suriye ile Filistin’in birleşmesi için harekete geçti; ama Fransa, Suriye’yi işgal edince bu plan da suya düştü. Sonrasında Ürdün’e geçen el-Hüseynî, 1921 yılında Kudüs Müftüsü ilan edildi.
el-Hüseynî siyasî işgali durdurmak için düvel-i muazzadan yardım talep etti. Çalmadık kapı bırakmadı, 1937 yılında İngiltere onu ele geçirmek için baskılarını artırınca Irak’a geçti. 1941 yılında İngilizler Irak’ı işgal edince İran’a sığındı; ama İngiliz işgali burada da peşini bırakmadı. Ardından Türkiye’ye gelmişse de Türkiye’de kendisine ev sahipliği yapmak istemedi.
- Müftü için iki yol vardı artık: ya İngilizlere teslim olacaktı yahut da dünyada gidebileceği tek toprak olan Almanya’ya geçecekti. el-Hüseynî mücadelesini sürdürebilmek için Almanya’yı tercih edecekti.
Hitler, el-Hüseynî’yi kullanarak Arapları İngilizlere karşı baş kaldırmalarını teşvik etmek istiyordu. Bu bağlamda, Müftüyü Berlin’de sıcak karşıladı. Zaten artık Almanya’dan gitmesi de mümkün değildi,
Hitler kendisine misafir muamelesi yapsa da artık bir tutsak sayılırdı.


İsrail’in kendisinden bu denli nefret etmesinin nedeni Netanyahu’nun deli saçması iddiaları değildi. Bilhassa Polonya ve Ukrayna Yahudilerin Filistin’e iltica etmesini engellemek adına Berlin’de yaptığı lobiydi.
Bir yalanın üzerine inşa edilen İsrail, bugün de varlığını sürdürebilmek için yalandan başka tutunacak dalı kalmadığını el-Hüseynî propagandasıyla açıkça ortaya koyuyor.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.