Köksüz dalsız bir sufî akım: Kalenderîlik

Horasan civarında 9. yüzyılda ortaya çıkan ve geniş bir coğrafyaya yayılan Melamîlik akımıyla birlikte anılan Kalenderîlik, özünü aldığı Melamîlik’in kötü bir taklitçisi, sosyal bir muhalefet ve toplumsal bir başkaldırı hareketi niteliğindedir. Toplum düzenine karşı gelen ve çoğu zaman halktan dilenerek geçinen Kalenderîler için esas olan kalp temizliğidir. Tüm âdetleri yıkmaya çalışan bir dünya görüşüne sahip olan Kalenderîler, Osmanlı devlet yapısına ve devletin sünnî ideolojisine ters düşmüş, bu sebeple de çoğu yönetim tarafından tehlike arz eden taşkın bir zümre olarak görülüp cezalandırmış veya sürgün edilmiştir

Yine Melamîliğin hüküm sürdüğü coğrafyada fakat daha sınırlı bir sufî çevrede takipçi bulan
,

Kalenderîlik her ne kadar çoğu zaman Melamîlik ile birlikte anılsa da bunlar aslında pratikte çok farklı iki harekettir.
Sıradan insanlar gibi giyinir, yer ve içerler. Hayra düşkün olmakla birlikte yaptıkları hayır, amel ve ibadetleri herkesten gizlerler.
- Kalenderîler ise yalnızca farz olan ibadetleri yerine getirir, nafile ibadetleri önemsemezler. Yaptıkları hiçbir şeyi halktan gizlemeye çalışmazlar, insanların ne gördüklerini umursamazlar. Diğer insanlara benzemeyi reddeder ve yeme, içme, giyinme gibi mübah olan dünyevî lezzetlerden kaçınırlar.

Dünya ile bağını bu şekilde koparan Kalenderîler bu sayede Allah’a daha fazla yaklaştıklarına inanırlar.
Üzerlerinde dünyevî herhangi bir şeyin bulunmasını reddeden Kalenderîler sadece mahrem yerlerini örtmek için kıldan dokunmuş kumaşlar kullanırlar, bazıları ise bunu dahi kullanmayarak çıplak dolaşır.
Ayrıca
Toplum düzenine karşı gelen ve çoğu zaman halktan dilenerek geçinen Kalenderîler için esas olan
dir. Bunun verdiği
Bu sebeple de çoğu yönetim tarafından tehlike arz eden taşkın bir zümre olarak görülüp cezalandırılır ya da sürgün edilirler.

Fakat bunlar sünnî inanışlar dahilinde de görülen hâller olduğundan, bu tarikat için ayırt edici bir özellik olmamaktadırlar.

Reklam
Kalenderîlere göre, cennetten kovulduğunda Hz. Adem çıplaktı ve vücudunda kıl yoktu. Nitekim insanlar da dünyaya geldiklerinde vücutlarında kıl olmadan doğarlar.
Vücuttaki kıllar dünyaya gelince ortaya çıktığından onu dünyevî bir şey olarak gören Kalenderîler, dünyevî olan her şeyi reddeden inançlarının etkisiyle bunları tıraş ederler.

Cemaleddin Savi ile birlikte gerçekleşen sistemleşme denemelerine rağmen tam anlamıyla bir tarikata dönüşemeyen Kalenderîlik, etkin olduğu yüzyıllar içerisinde devlet içinde devlete karşı toplumsal-sosyal bir muhalefet olarak varlığını sürdürmüş ve zamanla da etkisini yitirip Bektaşîlik tarikatına dahil olmuştur.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.