Mehdîlik Hareketi

Selim Teke
15:00, 02/04/2026, Perşembe
CategoryMecra
Mecra
Mehdîlik Hareketi
Muhammed el-Mehdî, mehdiliğini ilân ederek büyük bir kitleyi etkilemiş ve kısa bir sürede Sudan'ın neredeyse tamamını ele geçirmiştir.

19. yüzyılın ikinci yarısında Muhammed Ahmed el-Mehdî, Sudan’da mehdilik iddiasında bulunan ve kalabalıkları arkasında toplayan bir şahsiyet olarak ortaya çıktığında, onun bu iddiası sadece yaşadığı dönemi değil, günümüz Sudan’ını dahi etkileyen bir hareketin doğmasına sebep olmuştur.

Hadis kaynaklarında geçen Mehdilik ile ilgili rivayetler tarihten bu yana birçok kişi tarafından, bir araç olarak kullanılagelmiştir. Mehdilik politik bir gücü de beraberinde getirdiğinden ve dinî bir statü kazandırdığından çok kullanılışlı bir ünvan olagelmiş, kitleleri peşinden sürükleyen ve tarihsel dönüşümlere imza atan insanları ortaya çıkarmıştır.

19. yüzyılın ikinci yarısında
Muhammed Ahmed el-Mehdî,
Sudan’da mehdilik iddiasında bulunan ve
kalabalıkları arkasında toplayan bir şahsiyet
olarak ortaya çıktığında, onun bu iddiası sadece yaşadığı dönemi değil,
günümüz Sudan’ını dahi etkileyen bir hareketin doğmasına sebep olmuştur.
Muhammed el-Mehdî, dinî konularda oldukça hassas ve tutucu birisiydi.
Muhammed el-Mehdî, dinî konularda oldukça hassas ve tutucu birisiydi.
Muhammed Ahmed el-Mehdî 1844 yılının Ağustos ayında Sudan’ın Dongola eyaletinde bir ada olan
Labab
’da dünyaya gelmiştir. Babası tekne ustası olan Mehdî, zengin bir ailenin üyesi olarak dünyaya gözlerini açmış olmasına rağmen babasının mesleğini devam ettirmek yerine ilim yoluna girmeyi tercih etmiştir. Mahalli âlimlerden ilk öğrenimini aldıktan sonra, Sudan’daki talebelerin genelde yaptığı gibi Mısır’daki Ezher Üniversitesi’nde eğitim almayı tercih etmemiş, medreseye giderek tasavvuf yoluna girmiştir.
1861 yılında, yedi yıl boyunca yanında kalacağı ve eğitim alacağı Semmâniyye şeyhi olan
Muhammed eş- Şerif’e
intisap etmiştir. Ailesi ile birlikte Aba adasına yerleştiğinde, yerli halk arasında ününün artmasının hemen ardından şeyhi ile araları açılmıştır.
Muhammed eş-Şerif ç
ocuğu için dans ve müzik gösterileri eşliğinde bir sünnet düğünü
gerçekleştirdiğinde, tutucu biri olan Muhammed
el-Mehdî onu şiddetli bir şekilde eleştirmiş
ve bir yol ayrımına girmişlerdir. Başka bir rivayete göre ise bu ayrılığa sebep olan şey, Muhammed el-Mehdî’nin hocasına daha sonraları sürdüreceği
mehdilik davasında yardımcısı olması için bir teklif götürmüş olmasıdır
.
Şeyhi tarafından tarikattan kovulan Muhammed el-Mehdî, Beyaz Nil bölgesindeki
Müsellemiye’de
bulunan yaşlı bir şeyhe bağlanmıştır. Şeyhin ilerleyen yaşından dolayı vefat etmesinin ardından Beyaz Nil’in batısında bir yerleşim yeri olan
Kürdafan’a (Cordofan) geçen el-Mehdî burada cemâat ve kabile liderleriyle bağlantılarda bulunmuştur.
Abdullahî, el-Mehdî'nin ölümünden sonra kurduğu devleti halife sıfatı ile 14 yıl yönetmiştir.
Abdullahî, el-Mehdî'nin ölümünden sonra kurduğu devleti halife sıfatı ile 14 yıl yönetmiştir.
Dünya hayatından elini çekmiş,
bilgin ve dindar bir görüntü çizen el-Mehdî
kısa sürede halk tarafından kabul görmüş ve ölen şeyhin ardından tarikatın başına geçmiştir. Kürdafan’da bulunduğu süreçte en büyük yandaşı olacak,
ölümünden sonra ise Halifesi olarak kurduğu devletin başına geçecek Abdullahî bin Muhammed
ile tanışmıştır. Darfur’un deve çobanlığıyla uğraşan Bakkâre kabilesi mensubu,
kıyamet alametleri ve mehdînin zuhuru konularına her daim bir ilgisi olan
Abdullahî, Muhammed el-Mehdî’nin en büyük destekçisi olmuştur.
Hitabet gücü dolayısıyla büyük bir kalabalığı etrafına toplayan el-Mehdî, önceki şeyhin eserlerinde mehdinin zuhur edeceğine dair emareler geçtiğini iddia eden destekçilerinin de etkisiyle
1881 yılında Hz. Peygamber’in (s.a.v.) rüyasına girdiğini ve onu mehdîlikle müjdelediğini iddia etmiştir.
Sudan âlimlerinin çok eskiden beri mehdilik ile ilgili yazılar kaleme alıyor olması halkta mehdinin zuhuruyla ilgili bir beklenti oluşturduğundan, Muhammed Ahmed’in iddası kolaylıkla karşılık bulmuştur.
Özellikle Kürdafan’daki insanlardan teşekkül eden büyük bir takipçi grubu oluşmuştur.
Senûsî tarikatı şeyhi Muhammed bin Ali es-Senûsî.
Senûsî tarikatı şeyhi Muhammed bin Ali es-Senûsî.

Muhammed el-Mehdî, mehdiliğin sadece toplum tarafından değil âlimlerce de kabul görmesini istediğinden, bölgede yaşayan tarikat şeyhleri ve âlimlere mektuplar göndermiştir.

  • Mektup gönderdiği şeyhler arasında bulunan Senûsîyye tarikatının lideri Muhammed bin Ali es-Senûsî’ye mehdiliğini kabul etmesi şartıyla halifesi olma teklifini götürmüştür.
Muhammed Senûsî gibi Sudan dışında yaşayan âlimlerden karşılık bulamasa da
yerli âlimler
, küçük bir muhalif grup olmasına rağmen, zaman geçtikçe
bir bir Muhammed el- Mehdî’ye katılmıştır.
Birçok kabile, ganimet kazanma isteğiyle el-Mehdî'nin ordusuna katılmıştır.
Birçok kabile, ganimet kazanma isteğiyle el-Mehdî'nin ordusuna katılmıştır.
Muhammed el-Mehdî’nin gönderdiği mektuplardan birisi,
Mısır umumi valisi Mehmed Rauf Paşa
’nın eline ulaşmış; fakat
Paşa, basit bir şeyhin devlete zarar veremeyeceğini düşünerek mehdilik iddiasını göz ardı etmiştir.
Bu ihmal el-Mehdî’nin hem Sudan’da yaptığı ziyaretlerle, hem de mektup yoluyla
takipçilerinin sayısını arttırmak için gerekli olan süreyi elde etmesine olanak sağlamıştır
.
Birçok kabileyi sadece dinî söylemlerle değil, milliyetçi söylemlerle de destekçileri arasına katmıştır. Bu gelişmeler Mehmed Rauf Paşa’nın kulağına çalındığında, yardımcısı Muhammed Ebü’s-Suûd’u el-Mehdî ile görüşmesi için Ebâ bölgesine göndermiştir. Ebü’s-Suûd, Muhammad Ahmed’i ikna etmeye çalışmış ve
“eğer bu iddiadan geri dönmezse ordu ile üzerine yürüneceğini”
söylemiş olsa da el-Mehdî geri adım atmamıştır.
Bunun üzerine Mehmed Rauf Paşa, Ebâ bölgesine
el-Mehdî’yi tutuklamakla görevli iki bölük asker yönlendirmiştir
. Fakat Paşa’nın el-Mehdî’yi hafife almasından ve yanlış gözlemlerinden dolayı, gönderilen
Osmanlı birliği ağır bir yenilgi almıştır.
Sayı avantajlarını kullanarak ve ani bir baskınla kazandıkları zaferin ardından
el-Mehdî’nin ve “Ensar” olarak adlandırdığı takipçilerinin üzerine 500 kişiden oluşan yeni bir birlik gönderilmiştir.
El-Mehdî taarruz haberini alınca ve askerleriyle birlikte yakındaki Kadir Dağı’na çekilince, Osmanlı birlikleri onunla karşılaşamamıştır.
Fakat dağı geçen El Mehdî,
Faşuda Valisi ile karşılaşmış ve bin 400 kişilik orduyla üzerine yürüyen valiyi mağlup etmiştir.
Muhammed el-Mehdî’nin üst üste kazandığı bu zaferler mehdiliğine dair inancı halk nezdinde daha da yaygınlaştırmıştır. Mehdîlik ile ilgilenmeyen kabileler bile ganimet kazanma arzusuyla kendisine katılınca,
Mehdî’nin ordusu daha da kalabalıklaşmıştır.
Mehdî'nin ordusunu tasvir eden bir resim.
Mehdî'nin ordusunu tasvir eden bir resim.
Mehmed Rauf Paşa, Mısır hükümetine Mehdî’nin zaferlerini rapor edince
Abdülkadir Hilmi Paşa
yeni genel vali olarak bölgeye atanmıştır. 1882’de Hartum’a varan Abdülkadir Hilmi Paşa öncelikle
Muhammed Ahmed’in mehdilik iddialarını çürütmenin üzerinde durmuştur.
Bu hususta risaleler kaleme aldıran Hilmi Paşa, merkezden gelen emirlerle
bu eserleri Mısır, Şam ve Sudan’da dağıtmıştır.
İlmî girişimler kısmen etkili olsa da, ilerlemeye devam eden el- Mehdî, önce Kürdafan kuzeyindeki
Ashaf şehrini, daha sonra eylül ayında ise Bârâ şehrini
ele geçirerek daha fazla takipçi kazanmıştır.
Mehdî’nin
Ubeyd’e
doğru hareket ettiği duyulunca yerel hükümet tarafından şehrin etrafına hendekler kazdırılmış, savunma için hazırlıklara başlanmıştır. El-Mehdî’nin 30 bin kişiden oluşan ordusu, ateşli silahlar karşısında ağır kayıplar vermiş fakat
birkaç ay süren kuşatmanın sonunda şehri ele geçirmeyi başarmıştır.
General Gordon, sarayı basan "Ensar" üyeleri tarafından öldürülmüştür.
General Gordon, sarayı basan "Ensar" üyeleri tarafından öldürülmüştür.
Mısır Genel Valisi
Abdulkadir Hilmi Paşa’nın
, Mehdî’nin Ubeyd zaferinden sonra ortaya çıkan isyanları bastırma faaliyetleri içindeyken ve Hartum’da büyük bir çarpışma için ordu hazırlarken, 1882’de Mısır’ın İngilizler tarafından ele geçirilmesinden sonra
merkeze çağrılması Mehdî’nin ilerlemesinin önündeki engelleri ortadan kaldırmıştır.
İngilizler, Sudan’ı ele geçirmek gibi bir niyetleri olmamasına rağmen, tehlikenin Mısır’a sıçrama olasılığını ve Mehdî’nin İngilizler aleyhine yürüttüğü propagandaları göz önünde bulundurarak
1882 yılının ekim ayında William Hicks’i Mısır’a atamışlardır.
Fakat William Hicks komutasındaki İngilizler de Mehdî’nin ordusuna karşı büyük bir yenilgi almışlardır.
Kumandan
Hicks, küçük çaplı başarılarından sonra 1883’te düzenlediği Ubeyd kuşatmasında hayatını kaybetmiştir.
Bu zaferden sonra çevre ülkelerden gelen
birçok delege Mehdî ile görüşmeler yapmış, Darfur ve Bahrülgazâl’deki Mısır hükümetleri tamamen çökmüştür.
  • Elde ettiği başarılarla Mehdî, tüm İslâm coğrafyasına hâkim olma hevesine kapılmış ve takipçilerine Resulullah’ın (s.a.v.) ona Ubeyd Camii’nde namaz kıldığı gibi Mekke, Medine, Kûfe ve Kahire’de de namaz kılacağını müjdelediğini söylemiştir.

Mehdî’nin ilerleyişini durdurmak isteyen İngiliz hükümetinin 1884’de General Gordon’u Hartum’a ataması da bir işe yaramamış;

8 bin kişilik orduya karşı çarpışan “Ensar” birliği, Hartum’u ele geçirerek Sudan’daki İngiliz hâkimiyetine son vermiştir.
Hartum’da Muhammed el-Mehdî imamlığında kılınan Cuma namazının ardından
Mehdî Devleti
kurulmuştur. Yönetim merkezini Omdurman’a taşıyan Muhammed el-Mehdî, iki aylık yönetiminden sonra
22 Haziran 1885’te tifüsten dolayı hayatını kaybetmiştir.
İngilizler iki yıl içerisinde Sudan'ı tamamen ele geçirmiştir.
İngilizler iki yıl içerisinde Sudan'ı tamamen ele geçirmiştir.
Muhammed el-Mehdî’nin ani ölümünden sonra halifesi olarak
Abdullahî bin Muhammed yönetimi devralmıştır.
Sudan’dan geri çekilmek zorunda kalan
İngiliz güçleri 1896’da yeni bir hareket başlatmış, 1898’de ise Mehdî Devleti’ni tamamen ortada kaldırarak
Sudan’da “ortak yönetim” dönemini başlatmışlardır. Fakat Mehdî Devleti’nin yıkılması, Mehdîliğin unutulmasına sebep olmamış, hareket Muhammed el-
Mehdî’nin oğlu Abdurrahman üzerinden devam etmiştir.

Mehdî Devleti’nin yıkılmasının ardından devlete bağlı âlimler, İngiliz yönetimi safında çalışmalara başlamışken, halk ise Muhammed el-Mehdî’nin yasakladığı sufi geleneklerine geri dönmüştür. Fakat bir grup insan İngilizler tarafından yasaklanmasına rağmen, Mehdî’nin ratiblerini okumaya devam etmiş, onun öğretilerini sürdürmüştür.

Abdurrahman el-Mehdî, İngiliz kolonyal döneminde mehdilik hareketini siyasî bir partiye dönüştürmüştür.
Abdurrahman el-Mehdî, İngiliz kolonyal döneminde mehdilik hareketini siyasî bir partiye dönüştürmüştür.
Muhammed el-Mehdî’nin
1885’de doğan oğlu Abdurrahman el-Mehdî, bu insanlarla birlikte Sudan’ın İngiliz kolonisi olduğu dönemde ortaya çıkacak, bağımsızlık döneminde ise Ümmet Partisi’ne dönüşecek yeni mehdilik hareketini ortaya çıkarmıştır.
Abdurrahman, Mısır’ın İngilizler tarafından ele geçirilmesinden sonra Gezira bölgesinde yaşamaya başlamıştır.
General Slatin Pasha,
Mehdîlik hareketlerinin doğurabileceği tehlikelerden dolayı
Abdurrahman’ın hareketlerini izlemeleri için
adamlarını görevlendirdiğinden, Mehdî’nin oğlu ile
Ensar bir araya gelememiştir.
Mehdî hareketi üyelerinin hapse atılması, Mehdî’nin kitaplarının okunması ve mezarının ziyaret edilmesinin yasaklanması bu süreçte Mehdî hareketinin yeraltına çekilmesine sebep olmuştur. Abdurrahman el-Mehdî’ye
11 yıl boyunca
İngiliz İstihbarat teşkilatının gözetimi altında yaşamasının ardından 1
908 yılında Omdurman’a
yerleşmesi için izin verilmiştir.

Omdurman’da Muhammed el-Bedevî’den İslâmî ilimler tahsis eden Abdurrahman, ticaretle uğraşmak ve babasının yaptırdığı Mehdî Camii’ni onarmak için İngiliz yönetiminden izin alabilmiştir.

  • En nihayetinde onun Mehdîlik hareketini devam ettirmeye niyetli olmadığını düşünen ve tehlikeli olmadığına karar veren İngiliz yöneticiler, üzerindeki gözetimi hafifletmiş ve bu da Abdurrahman’ın harekete geçmesine imkân tanımıştır.
İngiliz yönetiminin dikkatini üzerine çekmek istemeyen Abdurrahman, alttan alta
Ensar grubu üyeleriyle iletişime geçmeye başlamış; Omdurman’daki camide takipçileriyle toplantılar düzenlemiştir.
1914’e dek gözetim altında hareketlerini gerçekleştiren Abdurrahman, bu süreçten sonra kısmen de olsa İngiliz hükümetinin güvenini kazanabilmiştir.
Abdurrahman, dış ilişkileri güçlendirmek için Avrupa ülkelerini ziyaret etmiştir.
Abdurrahman, dış ilişkileri güçlendirmek için Avrupa ülkelerini ziyaret etmiştir.
I. Dünya Savaşı patlak verdiğinde İngilizler İslâm coğrafyasında cihad ilan eden Osmanlı Devleti’nin bölgedeki etkisini kırabilmek adına propagandalara başlamıştır. Osmanlı’nın gerçek bir İslâm devleti olmadığını, gerçek İslâm’ın savunucularının İngilizler olduğunu ifade eden söylevler, ancak halkın bir kanaat önderi olarak gördüğü
Abdurrahman’ın da bu propagandalara katılmasıyla karşılık bulmuştur.
  • İngilizlerin güvenini kazanmak adına Osmanlı Devleti yerine İngilizlerin yanında yer alan Abdurrahman, halkı İngilizleri desteklemek konusunda teşvik etmek adına Sudan’ın değişik bölgelerine geziler düzenlemiş, cemaat liderlerini ziyaret etmiştir.
Çalışmalarının sonucunda hedeflerine kavuşan Abdurrahman, İngilizlerin, onun önderliğindeki
“Ensar”
hareketinin eskiden olduğu gibi radikal bir grup olarak değil de zararsız bir toplumsal hareket olarak görmesini sağlamıştır. Savaşın bitişinin ardından da ilişkileri sağlamlaştırmak için çalışmaya devam eden
Abdurrahman, 1919’da Sudan’ın ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle birlikte İngiltere Kralı V. Charles’ı ziyarete gitmiş ve ona hediye olarak Muhammed el-Mehdî’nin kılıcını sunmuştur.
Abdurrahman'ın Omdurman'daki evinde görevli bir ensar üyesi.
Abdurrahman'ın Omdurman'daki evinde görevli bir ensar üyesi.
Bu hareket, İngilizlerin Abdurrahman’a yeni kurduğu ve üzerinden çok para kazanacağı pamuk şirketi için destek vermesini sağlamıştır. 1920’ye gelindiğinde Abdurrahman halkın desteğini kazanmış bir lider halini almıştır. Yine de, kazandığı birçok avantaja rağmen, İngilizler Sudan’daki otoritelerini sarsabilecek birini desteklemektense siyasî bir hedefi bulunmayan
Hatmiyye tarikatı lideri Ali el-Mirgani’yi
desteklemeyi tercih etmiştir.
1926’da
“İngiliz Hükümeti Şövalyesi”
ünvanı taltif edilen Abdurrahman, 1925’de Sudan’a vali olarak atanan
Geoffrey Archer ile de sıkı ilişkiler kurmuştur.
Fakat ikili arasında tesis edilen olumlu ilişkiler İngiliz hükümetinin tepkisini çekmiş ve
Vali Archer görevden alınarak Abdurrahman’ın da Omdurman bölgesinin dışına çıkmasına yasak getirilmiştir.
Faaliyetlerini Omdurman bölgesinde sınırlandırmak zorunda kalan Abdurrahman, Sudan entelektüellerini Mehdîlik Hareketi'ni çalışmak üzere buraya davet etmiştir.
Abdurrahman, teklifini kabul eden fikir adamlarının çalışmaları ve Sudan’ın
ilk Arapça gazetesi olan “Nil”
gazetesini açmasıyla bölgedeki eğitimli kişiler üzerinde etki sahibi olmaya başlamıştır. Mehdîlik Hareketi'nin yavaş yavaş büyüyor olması İngilizlerin dikkatini çekmiş ve İngiliz yönetimi, Abdurrahman’ı
takipçi kazanmaya çalışan ve Sudan’da kendisinin başa geçeceği bir krallık kurmak isteyen
potansiyel bir tehlike olarak görmeye başlamıştır.
1936’da ilk önce kendisinin, mayıs ayında ise oğlunun gerçekleştirdiği Mısır ziyareti de İngilizlerin şüphelerinin artmasına sebep olmuştur. 1936’da yapılan, İngiliz askerlerinin Mısır’dan çekilmesini ve Süveyş kanalının İngiliz güçlerine teslim edilmesine dair İngiliz-Mısır antlaşmasına karşı eleştirilerini aktarmak için yaptığı bu ziyaret, Mehdî Hareketi Sudan milliyetçisi bir politika izlemesine rağmen,
İngilizler tarafından Mısır kralı ve Abdurrahman arasında bir ittifakın ön adımı olarak görülmüştür.
İngiliz yönetimi bu şüphelerine rağmen Abdurrahman’ın kendileri için yaptığı eylemleri göz önünde bulundurarak Mehdîlik Hareketi'ni bastırmak için açıktan bir harekete girişmemiştir.
Öyle ki 1938’de kurulan Kıdemliler Genel Kongresi’ne Abdurrahman’ın katılması engellenmemiştir.
Ulusal Birlik Partisi kurucusu İsmail el-Ezherî.
Ulusal Birlik Partisi kurucusu İsmail el-Ezherî.
Sudan’ın ileri gelenlerinin görüşlerini tartışmaları için kurulan bu kongrede Abdurrahman
sadece Ensar’ın değil, giriştiği yayıncılık faaliyetleri ile etkilediği entelijansiyanın da desteğini alarak başat bir güç olmuştur.
Fakat 1940 yılında İngilizlerin bu kongrenin siyasi bir hükmü olmadığını açıklamasından sonra, milliyetçi ve bağımsızlık yanlısı duruşu dolayısıyla onun tarafında olan
entelektüeller desteklerini geri çekmiştir.
1945’te kendisine mehdilik hareketi üzerinden, bir dinî lider olarak intisabı olmayanların da desteğini alabilmek adına, görünürde sadece fonlamasını yaptığı Ümmet Partisi’ni kurdurmuştur.
Parti, Hatmiyye tarikatı üyesi İsmail el-Ezherî’nin Mısır ile birleşmeyi hedefleyen ve Nil Birliğini kurma yolundaki politikalarına “Bağımsızlık Cephesi” adı altında karşı durmuştur.
Milliyetçi duruşu partiye destekçi kazandırmış olsa da Abdurrahman’ın yeni bir Mehdî devleti kurmasından şüphe duyan kişiler sayesinde,
1944’te kurulan Yasama Meclisi’nde el-Ezherî ağırlığını korumuştur.
1952 yılında Cemal Abdünnasır liderliğindeki cuntanın Mısır Kralı Faruk’u tahttan indirerek ülkede cumhuriyet ilan etmesi, Sudan’daki tarafları da bağımsızlık arayışı içine sokmuştur.
Sudan’ın bağımsızlığını önceleyen Abdurrahman, bu olay üzerine 1952’de Londra’yı ziyaret ederek İngiliz yetkilerle bağımsızlık görüşmeleri yapmıştır.
Üç yıllık bir süreçte yavaş yavaş seçimlerin yapılması ile İngiliz yetkililerin yerini Sudanlıların alabileceği bir anlaşmada mutabık kalınmasının ardından Abdurrahman, Ümmet Partisi’nin çalışmalarını hızlandırmak üzere ülkesine geri dönmüştür.
Fakat Abdurrahman istediği sonucu alamamış, 1953’te yapılan ilk seçimde el-Ezherî’nin kurduğu Ulusal Birlik Partisi kazanan taraf olmuştur.
Ümmet Partisi, daha önce, iki kez Sudan Başbakanı olarak görev yapmış ve bir kez parti içi çatışma ve bir kez de askeri darbeyle görevden alınmış olan Sadık el-Mehdî tarafından yönetiliyordu.
Ümmet Partisi, daha önce, iki kez Sudan Başbakanı olarak görev yapmış ve bir kez parti içi çatışma ve bir kez de askeri darbeyle görevden alınmış olan Sadık el-Mehdî tarafından yönetiliyordu.
Resmî bağımsızlığın 1956’da kazanılmasıyla 1958’de yapılan seçimlerde 
173 koltuğun 68’ini
 elde eden Ümmet Partisi kısmen bir başarı elde etmiştir, fakat Abdurrahman hiçbir zaman hedeflediği gibi devletin başına geçememişti
r. 1958’de yapılan askerî darbeyi de iktidardan pay alabilmek adına desteklemiş, lakin umduğunu bulamamıştır.
Abdurrahm el-Mehdî, 22 Mart 1959’da 73 yaşındayken hayatını kaybetmiştir. Kurduğu Ümmet Partisi ise bugüne kadar varlığını korumuş ve seçimlere katılmaya devam etmiştir.

Günümüzde Sadık el-Mehdî’nin başkanlığını yürüttüğü parti, Sudan’ın ana muhalefet partisidir.

Muhammed el-Mehdî’nin mehdilik iddiası ve bu iddia üzerine inşa ettiği eylemler, onu destekleyen ve muhalefet edenleri, tüm Sudan’ı büyük oranda değiştirmiştir.
Sadece kendi hareketinin devamı olan Ümmet Partisi değil, mehdilik iddiasının doğurduğu sonuçlardan tüm siyasî taraflar etkilenmiştir.
Mehdiliğin, Muhammed el-Mehdî’nin iddiasından önce de Sudan topraklarında her daim işlenen bir konu olması; aynı zamanda İslâm coğrafyasının bir hezimet dönemi içerisinde bulunması,
“İslâm’ın yok oluşu (İndirasu’l İslâm)”
söylemlerinden doğan felâket beklentisi, Muhammed el-Mehdî’nin iddiasını kuvvetlendirmiştir.
Mehdî’nin kazandığı zaferlerin ardından toplumda karşılık bulması, mehdilik düşüncesini zaman içinde ulusal bir kahraman algısına dönüştürmüştür.
Bu ise Sudan’da milliyetçiliğin doğmasını sağlayan en büyük etken olmuştur. El-Mehdî’nin yandaşlarından olan Hüseyin ibn Zehra’nın modern anlamda
“Sudanlılar”, “Sudan Ümmeti”
gibi kavramlara eserlerinde yer vermesinin yanı sıra oğlu Abdurrahman el-Mehdî’nin milliyetçilik çerçevesinde şekillendirdiği Ümmet Partisi, milliyetçiliğin Sudan topraklarına yerleşmesine katkıda bulunmuştur. Milliyetçi söylem sadece Ümmet Partisi tarafından kullanılmamış, Sudan’da
siyasal İslâm’ın kurucusu olarak kabul edilen Hasan el-Turabi’nin fikirlerinde dahi kendine yer bulmuştur.
El-Mehdî, dinî bir statüyü kullanarak, neredeyse tüm Afrika’da olduğu gibi,
asırlardır Sudan’ın İslâm’ı yaşama biçimi olan sufiliği de farklı bir noktaya yönlendirmiştir.
Mehdî’nin mezhepler ve tarikatlar konusundaki olumsuz tutumu,
Mehdî Devleti döneminde sesli zikir ve evradı yasaklaması, Sudan’daki tasavvuf algısını etkilemiştir.
Her ne kadar Mehdî Devleti yıkıldıktan sonra büyük oranda tarikatlar eski geleneklerine geri dönmüş olsa da,
sufi kimliklerini “Mehdî”ye olan inançlarından dolayı askıya almaları
, geleneğe belli bir oranda ket vurmuştur.
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026