Osmanlı üç buçuk asır Somali’yi nasıl yönetti?

Mehmed Mazlum Çelik
17:00, 27/06/2026, Cumartesi
CategoryMecra
Mecra
Osmanlı üç buçuk asır Somali’yi nasıl yönetti?
Yaklaşık dört yüz yıl boyunca bölgede kurulan düzen, gerçekleştirilen imar faaliyetleri ve geliştirilen ilişkiler Somalililerin hafızasında Türkleri özel bir yere yerleştirdi.

Osmanlılar, 1517’de Mısır’ın fethinden sonra Doğu Afrika sahillerini ve Kızıldeniz civarını Yemen ve Habeş eyaletleriyle teşkilatlandırıp kontrol etmişlerdi. Afrika Boynuzu’nda yer alan Somali toprakları da zamanla Habeş eyaletinin bir parçası hâline geldi. Osmanlılar, 16. yüzyılda Somali ve civarını Portekiz saldırılarına karşı korudular. 19. asırda sömürgeciliğin bölgeyi yeniden tehdit etmesiyle birlikte Somali yeniden Osmanlı dış politikasının gündemine oturdu. Yemen üzerinden bölgeye tekrar nüfuz eden Osmanlılar, birinci Dünya Savaşı sonuna kadar bu toprakları korumaya çalıştılar.

Bugün Somali denildiğinde birçok insanın zihninde dünyanın uzak bir köşesinde yer alan, iç savaşlar ve yoksullukla anılan bir Afrika ülkesi canlanıyor.

Dahası, bu coğrafyanın Türk tarihiyle ne kadar bağlantılı olduğu sorulduğunda çoğu kişi net bir cevap vermekte zorlanacaktır.

Oysa gerçek oldukça farklıdır. Somali, yaklaşık üç buçuk asır boyunca Osmanlı nüfuzunun hissedildiği bölgelerden biriydi ve İstanbul için sıradan bir toprak parçası değil; kutsal beldelerin güvenliğiyle doğrudan ilişkili stratejik bir cepheydi.
Osmanlı ile Somalililer arasındaki münasebet yalnızca ticaret ya da siyasî çıkar üzerine kurulmamıştı. Bu ilişki, Kızıldeniz'e hâkim olmaya çalışan Portekiz İmparatorluğu'na karşı Mekke ve Medine'yi koruma mücadelesi içerisinde şekillenmişti.

16. yüzyılda Hint Okyanusu'na açılan Portekiz donanmaları yalnızca yeni ticaret yolları aramıyordu. Aynı zamanda İslam dünyasının en önemli deniz geçitlerini kontrol altına almak ve Hicaz üzerindeki baskıyı artırmak istiyorlardı. Bu nedenle Afrika Boynuzu, Osmanlı stratejisinde beklenenden çok daha büyük bir öneme sahipti.

16-17. yüzyıllarda Osmanlı Devleti'nin egemenlik alanı.
16-17. yüzyıllarda Osmanlı Devleti'nin egemenlik alanı.
İstanbul'daki devlet adamları için Somali kıyıları, haritaların kenarında unutulmuş uzak limanlar değil; kutsal şehirlerin emniyetini sağlayan savunma hattının ayrılmaz bir parçasıydı.

Bugün İsrail'in destek verdiği ve Somali'den koparmaya çalıştığı Somaliland bölgesinde yer alan Zeyla, Berbera ve Bulhar gibi liman şehirleri, yüzyıllar boyunca Osmanlı hâkimiyetinin uzandığı kıyılar arasında bulunuyordu.

Ancak Afrika Boynuzu'ndaki bu denge uzun süre devam etmeyecekti.

19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Britanya İmparatorluğu dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Kızıldeniz'in girişini kontrol eden bu stratejik bölgeye de gözünü dikmişti.
Özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi'nin ardından devletin yaşadığı büyük yıpranma, İngilizlere yeni fırsatlar sundu.
Osmanlı orduları Balkanlar ve Kafkasya'da ağır bir mücadele verirken, Londra yönetimi Doğu Akdeniz'den Hint Okyanusu'na kadar uzanan hattı kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye çalışıyordu.
Kıbrıs'ın fiilen İngiliz nüfuzuna girmesi
bu sürecin en görünür sonuçlarından biriydi. Aynı dönemde Somali kıyıları da İngiliz stratejisinin önemli hedeflerinden biri haline gelmişti.

İstanbul yönetimi uzun yıllar boyunca bölgedeki nüfuzunu korumaya çalıştı. Ancak imparatorluğun farklı cephelerde aynı anda mücadele etmek zorunda kalması, Afrika Boynuzu'ndaki direncini zayıflatıyordu.

  • Nihayet 1884 yılında İngilizler Berbera'yı kontrol altına alarak Somali kıyılarındaki varlıklarını kalıcı hale getirmeyi başardı. Böylece Osmanlı nüfuzunun yüzyıllardır hissedildiği bölgede yeni bir dönem başlamış, İngiltere Kızıldeniz ile Hint Okyanusu arasındaki geçiş hatlarında önemli bir üs elde etmişti.

Bugün Somali'den söz edildiğinde çoğu insanın aklına istikrarsızlık, iç çatışmalar ve dünyanın geri kalanından kopuk bir Afrika ülkesi geliyor.

Dahası, bu coğrafyanın Türk tarihiyle nasıl bir bağ kurduğu sorulduğunda verilecek cevaplar da genellikle oldukça sınırlı kalıyor.

Osmanlı ile Somalililer arasındaki münasebet yalnızca ticaret ya da siyasî çıkar üzerine kurulmamıştı. Bu ilişki, Kızıldeniz'e hâkim olmaya çalışan Portekiz İmparatorluğu'na karşı Mekke ve Medine'yi koruma mücadelesi içerisinde şekillenmişti.
Osmanlı ile Somalililer arasındaki münasebet yalnızca ticaret ya da siyasî çıkar üzerine kurulmamıştı. Bu ilişki, Kızıldeniz'e hâkim olmaya çalışan Portekiz İmparatorluğu'na karşı Mekke ve Medine'yi koruma mücadelesi içerisinde şekillenmişti.
Oysa Somali, Osmanlı Devleti'nin Afrika'daki en uzun soluklu nüfuz alanlarından biriydi. Yaklaşık üç buçuk asır boyunca İstanbul'un siyasî ve askerî etkisi bu kıyılarda hissedilmiş, bölge sıradan bir sömürge veya uzak eyalet olarak değil, devletin güvenlik anlayışının önemli bir parçası olarak görülmüştü.

Bunun temel sebebi yalnızca ticaret yolları değildi. Osmanlı ile Somali halkı arasındaki münasebet, Hint Okyanusu'na hâkim olmaya çalışan Portekiz kuvvetlerine karşı verilen ortak mücadelenin içerisinde şekillenmişti. Kızıldeniz'in güvenliği, Mekke ve Medine'nin korunması ve Müslüman ticaret yollarının açık tutulması iki tarafı aynı cephede buluşturmuştu.

Bu nedenle Somali kıyıları Osmanlı devlet adamlarının gözünde Afrika'nın uzak bir köşesinden ibaret değildi. Burası, Hicaz'ın savunma hattının uzandığı ve kutsal beldelerin emniyetiyle doğrudan bağlantılı bir coğrafya olarak kabul ediliyordu.

Osmanlı döneminden kalma Taleh Kalesi Somali'de turistlerin ilgisini çekiyor.
Osmanlı döneminden kalma Taleh Kalesi Somali'de turistlerin ilgisini çekiyor.
Bugün İsrail'in desteklediği
Somaliland
projesinin sınırları içerisinde gösterilen Zeyla, Berbera, Bulhar ve çevresindeki kıyı şehirleri, yüzyıllar boyunca Osmanlı sancağının dalgalandığı topraklar arasında yer alıyordu.
Ne var ki 19. yüzyılın sonlarına doğru Afrika Boynuzu üzerindeki mücadele yeni bir safhaya girdi.

İngiltere, Sanayi Devrimi'nin ardından dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Kızıldeniz ve Hint Okyanusu hattında da hâkimiyet kurmaya çalışıyordu. Özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi'nin devlete yaşattığı büyük yıkım, Londra'nın iştahını daha da kabartmıştı.

Savaşın ardından yalnızca Balkanlar ve Kafkaslar değil, imparatorluğun denizaşırı bölgeleri de yoğun baskı altına girdi. İngilizler bir taraftan Kıbrıs gibi kritik noktaları nüfuz alanlarına katarken, diğer taraftan Somali kıyılarında kalıcı bir varlık oluşturmanın yollarını arıyordu.

Osmanlı Devleti uzun süre boyunca bu baskıya direnmeye çalıştı. Ancak aynı anda birçok cephede mücadele etmek zorunda kalan İstanbul yönetiminin Afrika Boynuzu'ndaki gücü giderek zayıflıyordu.

Nihayet 1884 yılında Berbera'nın İngiliz kontrolüne geçmesiyle dengeler değişti.
Böylece Britanya İmparatorluğu Somali kıyılarında önemli bir üs elde etmiş, Osmanlı'nın yüzyıllardır sürdürdüğü nüfuz ise ciddi bir darbe almıştı. Kızıldeniz'in girişini ve Hint Okyanusu'na açılan yolları kontrol etmek isteyen İngilizler için bu yalnızca bir liman değil, bölgenin geleceğini şekillendirecek stratejik bir kazanımdı.

İngilizler Berbera'yı ele geçirdikten sonra Somali üzerindeki hesaplarından hiçbir zaman vazgeçmedi. Bölgenin stratejik önemini bilen Londra yönetimi, Afrika Boynuzu'nda Türk nüfuzunun yeniden güç kazanmasının kendi çıkarlarını tehdit edeceğinin farkındaydı.

Nitekim Birinci Dünya Savaşı yıllarında yaşanan gelişmeler bu endişenin boşuna olmadığını gösterdi. Habeşistan hükümdarı Lij İyasu, Osmanlı halifesine bağlılığını ilân ederek İtilaf Devletleri'ne karşı İslâm dünyasıyla yakınlaşma arayışına girmişti. Bu gelişme yalnızca Etiyopya'yı değil, Somali'den Sudan'a kadar uzanan geniş bir coğrafyayı etkileyebilecek potansiyele sahipti.

İngilizler için asıl tehlike de buydu. Çünkü Kuzey Somali'de tarih boyunca varlığını koruyan Türk etkisinin yeniden canlanması, bölgedeki sömürge düzenini sarsabilecek bir ihtimal olarak görülüyordu. Bu nedenle Lij İyasu'nun iktidardan uzaklaştırılması için yoğun bir siyasi ve askerî baskı süreci başlatıldı. Sonunda Habeş hükümdarı kanlı bir darbeyle tahtını kaybetti ve bölgedeki dengeler yeniden İngilizlerin lehine döndü.

Osmanlı Devleti'nin Somali konusunda yaptığı en büyük hatalardan biri ise bölgenin idaresini zamanla Mısır Hidivliği'ne bırakması olmuştu. Başlangıçta İstanbul'a bağlı hareket eden Mısır yönetimi, İngiliz nüfuzu altına girdikten sonra Somali kıyıları da dolaylı olarak Londra'nın etki alanına sürüklendi. Özellikle Kuzey Somali'de bu dönüşüm çok daha belirgin hissedildi.

Buna rağmen Osmanlı asırlarının bıraktığı izler kolay silinmedi. Yaklaşık dört yüz yıl boyunca bölgede kurulan düzen, gerçekleştirilen imar faaliyetleri ve geliştirilen ilişkiler Somalililerin hafızasında Türkleri farklı bir yere yerleştirdi. Devlet ortadan çekilmiş olsa bile hatırası yaşamaya devam etti.

Türklerle Somali arasındaki tarihî bağın fiilen kopması ise 1916 yılında gerçekleşti. Fakat aradan geçen uzun yıllara rağmen bu bağ tamamen unutulmadı; yalnızca zamanın derinliklerine çekildi.

Peki şimdi Somali neyimiz olur?

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026