Bırakınız batsınlar hamallıktan kurtulalım: Tekstil
16:14, 27/02/2026, Cuma • GZT Haber Merkezi

Özellikle son 4-5 yıldır manşetlerden "Tekstil bitti", "Sektörü Mısır’a kaptırdık" veya "Tekstilde kriz" gibi karamsar başlıklar eksik olmuyor. Hiç lafı eğip bükmeden, doğrudan konuya gireceğim ve iki cümlelik bir özet yapacağım:
İyi oldu ve nihayet kurtulduk.
Gelin, neden böyle düşündüğüme birlikte bakalım.Markalaşamadık
Dünyanın en önemli tekstil üreticilerinden biriydik; ancak küresel ölçekteki ilk 10, hatta ilk 50 büyük giyim şirketine baktığımızda
tek bir Türk markası
dahi göremiyoruz. Ortada bir markalaşma başarısı olmayınca, bu durumun ne şirketlere ne de çalışanlara pozitif bir getirisi oluyor. Tekstil, zamanla sadece
alt sınıfın ve eğitimsiz iş gücünün
kümelendiği bir sektör haline geldi. Üstelik mavi yakanın bu denli kıymetli olduğu bir dönemde, bu insanlar açlık sınırının altında
bir refah seviyesiyle çalışmaya mahkûm edildiler.
Yıllarca hamallık yaptık
Yıllarca tekstil sektörümüzle övünüp durduk ama ben ortada övünülecek bir tablo göremedim.
Halkın refahını artırmayan bir sektör liderliğini ne yapayım?
Asgari ücret 350-400 dolar bandındayken de aynı şeyi söylüyordum, bugün 600 dolar seviyesindeyken de aynı fikirdeyim.Çin, Bangladeş, Vietnam, Hindistan, Tayland ve Mısır... Bu ülkelere baktığımızda, Çin’i bir kenara bırakırsak karşımıza çıkan tek ortak payda fakirlik.
(Çin’i ayrı tutmamın sebebi, üretimi tüm alanlara yayılan stratejik bir politika olarak yürütmesi.)
Bugün o ülkelerde insanlar 150-200 dolara çalışıyor diye üretimin bizden oraya kaymasına "ahlanıp vahlanacak"
bir durum yok. Aksine, bu bizim için büyük bir fırsat.Türkiye’nin müthiş bir iş gücü potansiyeli var; asıl mesele bu gücü doğru yere kanalize etmek.
"Tekstil istihdam sağlıyor"
diye methiyeler dizmeyi bırakmalıyız. Yaklaşık 1 milyon insan; asgari ücret kıskacından ve hiçbir zaman hak ettiği seviyeye çıkmayacak maaşlardan kurtulmuş oldu. Herkes işsizliği konuşuyor ama kimse sosyal hakların yokluğunu veya bu insanların sosyal bir hayatı hayal dahi edemediklerini dile getirmiyor.
İş gücü doğru yönlendirilmeli
Kabul edelim ya da etmeyelim; sosyal ağlar ve teknoloji devrimini (WhatsApp, Meta, Nvidia gibi) kaçırdık. Otomotivde ise Almanya ve Çin ön planda. Özellikle tekstil sektöründen çıkan bu iş gücünün mutlaka
tarım ve hayvancılık
alanına yönlendirilmesi gerekiyor.Bu söylediğim klişe bir cümle değil. Bu insanların tarım teknolojileriyle tanışması, yeni nesil otomasyon sistemlerini öğrenmesi ve gerçek anlamda katma değer üretmesi gerekiyor. İşin püf noktası tam olarak burası: 
Katma değer sağlayarak ihraç etmek.
Eğer bu dönüşümü gerçekleştiremezsek, dünyanın en çok incirini ihraç ederiz ama bir tane bile küresel markamız olmaz. 
Devlet belirleyici olacak
Elbette insanların işsiz kalması arzu edilen bir durum değil. Ancak ülke çalışanlarının %3’ünün hiçbir katma değeri olmayan, sadece
"ucuz iş gücü"
olarak sömürüldüğü bir pozisyonda kalması da kabul edilemez. Bu yüzden, geçtiğimiz günlerde açıklanan faizsiz küçükbaş hayvan desteği ve Anadolu’nun 13 ilini kapsayan sanayi planı gibi projelerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerekiyor.Adımlarımız bunlarla sınırlı kalmamalı;
tarım-teknoloji-marka
üçlüsünde güçlenmeliyiz. Bu yeni alan illa tarım olmak zorunda da değil; savunma sanayiinde yakaladığımız başarıyı bambaşka bir sektöre de taşıyabiliriz. Özetle; artık insanlarımızın emeği ucuz iş gücü olarak sömürülmediği için yas tutmayı bırakmalı, önümüze bakmalıyız.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.