İftar menüleri bizim suçumuz: Ters giden bir şeyler var
22:55, 22/02/2026, Pazar • GZT Haber Merkezi

Ramazan ayının ilk haftasındayız ve her yıl olduğu gibi en çok tartışılan konu, restoranların sunduğu iftar menüleri. İstanbul’da fiyatlar 1.500 liradan başlarken, ortalama
bir iftar yemeği kişi başı 2.500 liraya
mal oluyor. İlk seçenek elbette topu restoranlara atmak; ancak piyasada hiçbir ürün "kendi kendine" oluşmaz. Bu arzı biz istedik, piyasa da buna karşılık verdi. Fakat burada finansal açıdan
rasyonel beklentilerin tam tersi
bir durum yaşanıyor.Fiyat arttıkça talep de artıyor
Normal şartlarda fiyatlar yükseldiğinde talebin düşmesi beklenir; ancak iftar menülerinde tam tersini görüyoruz. Yani fiyat arttıkça talep de artıyor. İktisat literatüründe biz buna
"Veblen Etkisi"
diyoruz.Finansal açıdan mantıklı bir açıklaması olmasa da birey, bu tüketimi gerçekleştirdiğinde kendini olduğundan daha
yüksek bir sosyal statüde
hisseder ve o ürün kişi için daha cazip hale gelir. Nitekim iftar menülerinde de bu durumu gözlemliyorum. Fiyatlar arttıkça talep her geçen gün daha da katlanıyor. Bu tür harcamalara ise literatürde
"gösterişçi tüketim"
(conspicuous consumption) adı verilir.Ayrıca Türk halkının yıllar içinde düşen alım gücünün yanı sıra; yüksek enflasyon, faiz ve gelir adaletsizliği, bu tarz
"küçük ama aslında büyük"
harcamaların yaygınlaşmasına neden oluyor. Dört kişilik bir ailenin gideceği iftarda hesap 10.000 lirayı bulsa da, bu meblağ çoğu zaman o "statü" uğruna feda edilebilir bir miktar olarak görülüyor. Oysa ülkenin yarısının asgari ücretle çalıştığını hatırladığımızda, bu rakam bir ailenin ortalama
iki haftalık mutfak masrafına
tekabül ediyor.Fiyat algısı kayboldu
Enflasyonu körükleyen ve değer karmaşasına yol açan en büyük nedenlerden biri de fiyat algısının kaybolmasıdır. İnsanlar artık
neyin ucuz, neyin pahalı olduğuna karar veremeyecek duruma geldi.
Enflasyonun kronikleşmesi; kira, ulaşım ve gıda gibi temel yaşam giderlerinin enflasyonun da üzerinde artması bu durumda en belirleyici rolü üstlendi.Talep olmadan arz olmaz
Özellikle gıda sektöründe talep olmadan arz oluşturmak çok zordur. Burada yeni bir ürün icat edilmesinden bahsetmiyorum; sunuş biçimleri
toplumların ihtiyaçlarına ve reaksiyonlarına göre
şekillenir. Restoranlar fahiş fiyat uyguluyor mu? Evet. Peki, iftarın normal zamanlarda yediğimiz yemeklerden teknik olarak bir farkı var mı? Hayır.İşte tam bu noktada devreye insanın doyumsuzluğu giriyor. Kişi, iki çeşit yemek ve bir çorba ile iftar açmayı kendine yakıştıramıyor; uzun süre aç kaldığı için kendisini
"ödüllendirme"
ihtiyacı hissediyor.Algılar toplumuyuz
Türkiye; siyasetten eğitime, trafikten aile içi yaşama kadar olgularla değil, algılarla yönetilen bir toplum. Oluşan genel algının aksine hareket ettiğinizde dışlanmanız işten bile değil. "Neden 10 günlük emeğimi tek bir yemeğe vereyim?" dediğiniz zaman
"cimri"
olarak yaftalanabiliyorsunuz. Oysa finansal ve mantıksal bağlamda doğru olan sizin yaptığınızdır; ancak özellikle sosyal medya buna izin vermiyor. Artık ailenizle huzurlu bir iftar yemeği geçirmekten ziyade, o anı sosyal medyada paylaşmak çok daha önemli bir amaç haline geldi.
Tüketim ahlakı
Mesele sadece iftar menüleri değil; halkın önemli bir bölümünün tüketim ahlakı bozuldu. Serpme kahvaltı çılgınlığını hatırlayın... Bunu ahlaki ya da ekonomik neresinden tutarsanız tutun, akıl alır gibi değil. Yoksulluğun bu boyutta olduğu bir toplumda, her yıl 23 milyon ton gıdanın çöpe gitmesini sosyolojik bağlamda açıklasak ne fayda? Gerçekleri konuşalım: İsraf sadece
%5 azalsa, 1 milyon ailenin yıllık geçim gideri karşılanabiliyor.
Dolayısıyla, pek çok yönden eleştirdiğimiz Batı’dan da bir şeyler öğrenmeliyiz. "Onlardan ne öğreneceğiz?" şeklindeki "kıraathane milliyetçiliğine" dayanan hamasi tutumlardan sıyrılmamız gerekiyor. Zira israf ve gösterişten kaçınma konusunda onlardan öğrenecek çok şeyimiz var.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.