Abdullah Cevdet’in cenaze namazı kılındı mı?

Tahsin Yıldırım
Tahsin YıldırımNihayet Dergi Yazarı
07:00, 24/11/2025, Pazartesi • GZT Haber Merkezi
 Abdullah Cevdet’in cenaze namazı kılındı mı?

Abdullah Cevdet (Malatya 1869-1932), Türk kültür ve edebiyatına kitapları, yazıları, şiirleri ve uzun yıllar çıkardığı İctihad dergisi yanında muazzam ve kıymetli eserler bırakmış. İctihad dergisi de İştihad, İşhad, Cehd, Alem-i Sanayi ve Ticaret isimleriyle tekrar tekrar yayınlamıştır. Abdullah Cevdet’in adıyla anılan İctihad dergisi özelde Türk ve İslam dünyasına genelde farklı milletlere ulaştırılmıştır.

Dine bakışı

İslami değerlere uzak bir hayat yaşadığından, inancı hep tartışılan Abdullah Cevdet’e dair farklı kanaatler vardır. Muarızı Necip Fazıl Kısakürek’in onu cehennemlik bir odun olarak vasıflandırıp ondan tezek kokusu aldığını yazdığı Babıali kitabına şöyle yansımıştır: “ileride bazı Müslüman aydınlarının ‘Adüvvullah Cevdet’ adını takacağı, çiçek bozuğu suratlı ve derisinin altı sanki için için iltihaplı bu adam, iki tarafıyla meşhur: İslam’a düşmanlığı ve çingenece hasisliği...” Recep Arslan’ın Gazeteci Abdullah Işıklar Tanıdı-Dinledi-Anlattı kitabındaysa Abdullah Cevdet’in kızı Gül Karlıdağ’dan naklen onun özellikle gençlik yıllarında dindar olduğu için “Sofi Abdullah” namıyla maruf yazılmıştır.

Abdullah Cevdet, materyalizmin toplumun gelişmesi amacıyla kullanılmasını savunmuş, dinin biyolojik materyalist görüşlerle desteklenen bir inanç sistemi olarak hayatta yer etmesini istemiştir. Dinin bazı uygulamalarının toplumların ilerlemesinde engel teşkil ettiğini yazarak Türkiye’de materyalist felsefeyi destekleyen ancak dinin de önemini söyleyen Abdullah Cevdet’e göre: “Cemiyet-i beşeriye dinsiz yaşayamaz. (…). Bizi anlamadıkları için bizi sevmeyenler ne derlerse desinler, bizim muradımız hayatta din, dinde hayat görmektir.”

İnandığı değerleri anlamayı, anlatmayı kendine şiar edinen Abdullah Cevdet’in uzun yıllar çıkardığı İctihad dergisinin son sayısı onun vefatı ardına çıkarılmıştır. Bu sayıdaki bir yazıda onun inancı şöyle açıklanmıştır: “Cahil mutaassıpların zannettiği gibi bir rafızî ve mülhid değil, fikrile vahdaniyeti bulmuş, kalbile asârı hilkati sevmiş, hakiki bir muvahhid idi.”

Cenaze namazı kılındı mı?

29 Kasım 1932 tarihinde geçirdiği bir kalp krizi sonucu adıyla özdeşleşen İstanbul’da İçtihat Yurdu’nda vefat edince sevenleri ya da muarızları cenaze programını merak etmiştir. Dönemin matbuatı cenazenin saat 11.00’da İçtihat Yurdu’ndan alınıp, Ayasofya’da kılınacak cenaze namazı ardına Merkezefendi Mezarlığı’na defnedileceğini yazmıştır.

“Namazı kılınmalı mı, kılınmamalı mı?” münakaşası laikliğin nerdeyse bayraktarı olan Abdullah Cevdet’in cenazesinde olaylara neden olmuştur. Bu tartışma cenaze daha camiye gelmeden İçtihat Yurdu’ndan çıkarılırken başlamıştır. Müteveffanın dostlarından biri ileri atılıp “Abdullah Cevdet Bey hayatında dine alaka göstermezdi, namazının kılınması doğru değildir.” demiştir. Bu itiraza başka bir ses de iltihak ederek: “Tamamen doğrudur, kendisini doğruca kabre götürerek defnetmeliyiz.” cümlelerine karşılık lehte ve aleyhte sözler sarf edilince orada bulunan bir imam “Abdullah Cevdet Bey’in ruhu, namına namaz kılınmasından müteessir olmaz, zira mademki ruh yoktur, diyorsunuz, o hâlde ortada teessür duyacak bir mevcudiyet olmadığını da kabul edersiniz.” deyince bu fikrin aleyhinde olanlar bile susmuştur.

Abdullah Cevdet’in cenazesi Ayasofya Camii’nin önündeyken bir genç: “Bu büyük adam, bütün hayatında hür düşünmüş, taassuba harp açmıştır. Onun bir hoca tarafından namazının kılınması ruhunu tazip etmek olacaktır, namazı kılınmamalı, doğru ebedî medfenine nakledilmelidir.” Bu küçük bir münakaşaya yol açmış olsa da Peyami Safa’nın şu sözleriyle münakaşa kapanmıştır. “‘Abdullah Cevdet merhumun namazım kılınmasın’ diye bir vasiyeti yoktur. Madam ki onun ruhunu tazip etmekten çekiniyorsunuz, o hâlde ruhun ebedîliğine kailsiniz. O hâlde namazı kılınmalıdır.” deyince konuşanlar susmuş Abdullah Cevdet Bey’in namazı kılınmıştır.

Bu tartışmalarda noktayı dinî bilgileri ve vukufiyeti ile meşhur olan Ayasofya Camii İkinci İmamı Kastamonulu Tahir Efendi şu cümlelerle koymuştur: “Bir adamın cenaze namazını kılmamak için o adamın şeran küfrü tespit edilmiş olmak lazım gelir. İslamiyet müsamahalı bir dindir. Müslüman ismini taşıyan bir adama kolay kolay dinsiz ve kâfir denemez. Hatta bir adamın ef’al ve harekatının yüzde doksan dokuzu küfrüne, biri de İslamiyetine delalet ederse o adam yüzde bir delille Müslümandır ve namazı da kılınır. Fasik ve günahkârların bile namazlarını kılmıya mecburuz.” Bu sözler ardına Hazret-i Peygamber’in hayatından buna dair bir örnek verip “Abdullah Cevdet Bey şeran Müslümandır. Küfrü tespit edilmemiştir. Namazı kılacağız ve kıldık.” demiştir.

Araştırmacı Vedat Günyol, cenazeyi şöyle nakletmiştir: “Mazhar Osman atıldı ortaya: ‘Olsun, dedi, madem ölmüştür, cenazesi cemaatin malı olmuştur, namazı kılınacaktır.’ Fahrettin Kerim de ona katıldı.” Günyol, yazısının sonunda muannid gençlerin, mezarını açıp cenazeyi gece dışarıya attığını da yazmıştır.

Araştırmacı yazar Mehmet Nuri Yardım, Edebiyatımızda Hüzün adlı kitabında dinî yaşantıyla arası pek hoş olmayan Abdullah Cevdet’in de son anlarını ve vefatını konu edinen bir yazının da bulunduğu Burhan Bozgeyik’in Meşhurların Son Anları kitabından Bozgeyik’in araştırmadan yazdığı bilgiyi nakletmiştir. Abdullah Cevdet’in cenaze namazının kılınmadığı, Müslüman araba sahiplerinin cenazeyi almadığı, cenazenin Fener Rum Patrikhanesi’nden gelen haç işaretli cenaze arabasına konularak, cenazeye gelen birkaç yakınının omuz vermesiyle kaldırıldığı yazılmıştır. Abdullah Cevdet’in dine mesafeli tavrından dolayı ona nefretle bakan Necip Fazıl Kısakürek’in Babıali kitabına göre onun cenaze namazını kılmak üzere gelen “Müslümanlıktan habersiz marka Müslümanları toplanacak ve o sırada bir ses yükselecektir:

- Bu adam dinsizdi, İslâm dışındaydı, namazı kılınamaz!

Ne tecellidir ki, bu sesin sahibi bir komünisttir ve bu sözü Abdullah Cevdet adına değil, cenaze namazının lüzumsuzluğu adına söylemektedir. Ve ne hazindir ki, eğer bu sözü, cenaze namazının kıymeti uğrunda Abdullah Cevdet'e tahsis edecek olursak, komünistin sözü yerindedir.”

Dönemin matbuatı ve bazı tanıkların nakillerine göre Ayasofya Camii’nde namazı kılınmış cenaze kalabalık eşliğinde otomobillerle Merkezefendi’ye defnedilmiştir. Mezarı başında tartışma tekrar alevlenmiş; duaya lüzum olmadığı, İslamî esaslı bir cenaze defnine gerek olmadığı söylense de “Din ölüleri hayr ile yad etmeye amirdir.” diyen bir hocanın sözlerine istinaden dualarla defnedilmiştir.

Mezarlıkta yapılan merasimde Doktor Mazhar Osman, Abdullah Cevdet’in mücahede ve irfan hayatını, tercümeler ve teliflerle yaptığı hizmetleri, cehaletle, taassupla mücadelesini anlatmıştır. Ondan sonra konuşan Kocaeli mebusu Kılıçzade Hakkı Bey onun “sahte softalara ilânı harp” eden bir düşünce adamı olduğunu söylemiştir. Bundan sonra Peyami Safa, Abdullah Cevdet’in bazı şiirlerini okumuştur. Doktor Kâzım İsmail Bey de uzun bir hitabe ile Abdullah Cevdet Beyin İctihad dergisiyle gençlere yol gösterdiğini ifade etmiştir. Florinalı Nâzım Bey Abdullah Cevdet Bey için yazdığı bir manzumeyi okumuştur. Mezarlıktaki konuşmaların metinleri onun vefatı ardına basılan İctihad dergisinin 358. sayısında neşredilmiştir.

Cenazenin ardından

Dinî değerlere mesafeli duran Abdullah Cevdet, ailenin, dostlarının talebi ve kendisinin aleyhte bir vasiyeti olmadığı için İslamî usuller çerçevesinde defnedilmiştir. Daha defin işlemi başlamadan tartışma konusu olan cenaze namazının kılınıp kılınmayacağı cenazenin defninden sonra da devam etmiştir. Bu konuda farklı kişilerin kanaatlerine müracaat edilmiştir. Bunun için fikirleri sorulan Türkiye’nin tanınmış iktisatçılarından Prof. Dr. Sabri Fehmi Ülgener’in babası İstanbul Müftüsü Mehmet Fehmi Ülgener (1864-1943) görüş beyan etmek istemeyip şunları söylemiştir: “Mazur görünüz beyanatta bulunamam, ancak birisi tarafından resmen bir istida ile müracaat yapılırsa namazının kılınıp kılınmayacağı hakkındaki resmî kanaatine yine resmî şekilde bildiririm.” İstanbul müftüsünden detaylı bir cevap alamayınca Yeni Camii Hatibi Hoca Hayreddin Efendi’den görüş istenince şu cevap alınmıştır: “Abdullah Cevdet Bey merhumun bütün eserlerini yakından takip ettim. Hatta Doktor Dozi’den tercüme ettiği tarihini de tetkik ettim. Abdullah Cevdet Bey bir Müslümandır. Müslüman doğmuş, Müslüman yaşamış ve Müslüman ismini taşımıştır. Tabii din hükümlerine tabidir. Cenaze namazı elbette kılınacaktı. Müslümanlığını gösteren bu kadar bariz deliller karşısında bir adamın hasbelbeşeriye arasına girmek doğru değildir. Bir Müslüman kolay kolay tekfir edilemez. Bir adam hasbelbeşeriye günah işleyebilir, hatta fasık ve münafık olabilir. İslamiyet’i tenkit eden bir eserin tercümesi onun imansızlığını değil hatta imanının zaafını bile göstermez. O da bir bakıştan hizmettir.” Ayasofya baş hatibi Geredeli Hoca Nazif Efendi ise bu husustaki din hükümlerini şöyle izah etmiştir: “Abdullah Cevdet Bey Müslüman doğmuştur Müslüman ismini taşımıştır. Binaenaleyh Müslümandır ve cenazesinde de İslam ahkamı tatbik edilir. İslam’da asıl olan itikattır. Amel ikinci derecede gelir. Bir insan günahta işleyebilir, fakat İslam camiasından çıkmaz.

İslam’da yalnız günahkârlara değil, zımmî olmak şartıyla kitabı Hristiyan ve Musevilere de hürmet edilir. Hastalanırsa ziyaretlerine gidilir. Cenazelerinde bulunuyor. Bir misal anlatayım: Hasan Basri Hazretleri’nin duvar bitişiği bir Yahudi komşusu vardı. Bu Yahudi duvara delmiş, Hasan Basri’nin kütüphanesine pislik bile atarmış. Nihayet Yahudi Bir gün hastalanmış, Hasan Basri ziyaretine gitmiş. Yahudi ölüm yatağında doğrularak kendisini hürmetle selamlamak istemiş. Böyle bir İslam âliminin kendisini ziyareti çok memnun etmiş. Bu memnuniyetini İslamiyet’i kabul etmekle ödemiş. Kelime-i şehadet getirmiş. Ve o gün ölmüş. Müslüman ahkâmı üzerine cenaze namazı da kılınmıştır.” Ayasofya imamı İdris Efendi’de kendisine sorulan bu hususa “Bu hususta fikir ileri sürmek benim salahiyetim haricindedir.” demiştir. Bu görüşmelerden sonra “Asrımız uğraşılacak dinî münakaşalar ile uğraşılacak asır değildir.” denilerek münakaşaya mahal olmadığı hükmüne varılmıştır.

Aile cenazenin defninden sonra cenazeye iştirak edenlere, taziye dileklerini iletenlere bir ilanla teşekkür etmiştir. Ömrü matbuat dünyasında, aykırı fikirler içerisinde geçen Abdullah Cevdet’e armağan sayılan İctihad dergisinin son sayısında da ona Fatiha istenmiştir.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026