Virginia Woolf'tan Gece ve Gündüz: Kendini gerçekleştirmeye çalışan özne
08:00, 24/07/2026, Cuma • GZT Haber Merkezi

Bu ay vizyonda olan yapımlardan biri de Virginia Woolf'tan Gece ve Gündüz filmi. Virginia Woolf'u erken dönem feminizmin kurucu isimleri arasında andığımızda, hikâyeyi okuma biçimimiz de biraz genişliyor. 1910'ların Londra'sında geçen anlatıda, erkek egemen bir dünyada bir şeyler başarmak isteyen bir kadın karakterin yaşamsal zorluklarıyla dolu bir hikâye anlatılıyor. Üzerinden yüz yıldan fazla zaman geçmesi, aslında kadınların hikâyesinde her zaman iyi sonuçlar alabildiğimize dair bugün bize bir gerçeklik sunmuyor. Filmin ironik dili biraz sıkışmışlığı kırmaya vesile oluyor.
Baş karakter Katharine, yazar ve ekonomik durumu iyi bir aileye mensup. Ama onun yıldızlar ve bilimde çığır açma merakı, işlerin hiç de kolay ilerleyemeyeceğinin bir diğer işareti. Katharine, kendini kütüphanelere adayarak gök bilimleri hakkında bir hayli bilgileniyor ve amacı Cambridge'e girmek. O dönem ise üniversitede fizik araştırmaları kadınların dâhiline açık değil. Babası ise bir an önce evlenip bir yuva kurma hayalleri yüklüyor Katharine'e.

Katharine, bütün bu sıkışmışlığın içinde, kendi dünyasının yolunun kitaplardan geçeceğinden çok emin. Ama buraya giden yollar o kadar sorunsuz değil. Öncelikle ailede babasının otoritesiyle başa çıkması gerekiyor. Babası bir yayıncı ama eşinin kitabını yıllardır yayımlamıyor. Bu süreçte Katharine'nin yolu bazı erkek arkadaşlardan da geçiyor ama bunun için o kadar gönüllü olduğu söylenemez. O daha büyük bir arzunun peşinde: kendini gerçekleştirmek.
Kendini gerçekleştirmenin yasaları bir kadın için dünya var olduğundan itibaren sağlıklı ilerlemiyor. Çok az içimizden birileri burada kendine alan açabiliyor. Ama bugün bile dünya geneline baktığımızda kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizliğin giderilmesi için iki yüz elli yıldan fazla bir zamana ihtiyacımız olduğu gerçeği söz konusu. Bundan yüz yıl öncesi için ise durum hiç sağlıklı değil. Katharine'nin hikâyesinde ve mücadelesinde görüldüğü gibi, etrafının entelektüel bir çevreyle örülü olması bile kadına bakışın normal olmadığı gerçeğini gösteriyor.

Kendi hikâyesinde var olabilmek için neredeyse çevresindeki tüm erkeklerin kayıtsız kalması da bir diğer gerçeklik. O kadar ki, astronomi çalışmaları için kadın olarak var olamayacağını, bunu ancak bir bilim adamına eş olarak yapabileceği gerçeğini kendine söyleyen karakter de bir kadın. Katharine'nin tüm bu örülmüş ağlar etrafında pozitif hayaller kurması belki de kadınların kendilerine duydukları özgüvenin bir başka açıdan yansıması.
Katharine'nin sürekli ailede, toplumda var oluşu için mücadele etmesi, buna mecbur bırakılması da bir başka gerçekliğin kapılarını aralıyor, günümüzde bile. Erkek egemen bir dünyada kadınlara haklar altın tepside sunulmuyor; bunun yolu mücadeleden geçiyor. Belki hepimiz adına bir şeyler söyleyen filmi, daha gerçekçi kodlarla anlamak için kadın-erkek eşitliğinde günümüz dünyasına bakmak yeterli.

Film, düşünceye alan açmaya müsait yapısıyla görülmeli. Kadınların kendini gerçekleştirme doğasının hiçbir zaman kolay gerçeklerden geçmediği ve elde ettiklerini hafife almaması gerektiğinin de bir tezahürü olarak bakılabilir. Aynı zamanda bir dönem filmi olarak izlemek ve görmek mümkün.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.