MSÜ Üniversitesi Rektörü Tarihçi Erhan Afyoncu açıkladı: Tarihte Türkmen Coğrafyası nasıl dağıldı?

Orta Doğu’nun demografik omurgasını oluşturan Türkmen coğrafyası, Selçuklu ve Safevi dönemlerinden bu yana büyük bir stratejik dönüşüm geçirdi. Bir bütün olan Türkmen dünyasının devletler arası rekabetle nasıl ikiye bölündüğünü ve mezhepsel kimliğin siyasi sınırları nasıl kalıcı hale getirdiğini, GZT Alfa’nın özel röportajında MSÜ Üniversitesi Rektörü, Akademisyen Tarihçi Erhan Afyoncu açıkladı
Selçukluların Orta Doğu sahnesine girişi, bölgedeki Türkmen varlığının siyasi bir güç merkezi haline gelmesini sağladı. Erhan Afyoncu'ya göre o dönemde İran, Türkiye, Suriye ve Irak hattı, birbirinin devamı niteliğinde olan kesintisiz bir Türkmen coğrafyasıydı. Ancak bu geniş coğrafyanın kaderi, bölgede kurulan devletlerin kendi çıkarlarını ön plana çıkararak çatışmaya girmesiyle kökten değişti.
Devletlerin çatışması ve coğrafi bölünme
Başlangıçta etnik ve kültürel bir bütünlük arz eden Türkmen dünyası, Safevi ve Osmanlı gibi büyük güçlerin rekabetiyle ikiye bölündü. 1501 yılında Şah İsmail’in İran’da iktidarı ele geçirmesi, bu bölünmenin en kritik virajı oldu. Konuğumuz, devletlerin kendi hakimiyet alanlarını genişletme çabalarının, Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı bu toprakların siyasi sınırlarla birbirinden kopmasına yol açtığını vurguluyor.
Mezhep faktörünün siyasi sınırlara etkisi
Bölünme süreci başlangıçta sadece siyasi ve askeri bir rekabetken, zaman içerisinde İran'ın Şiileşmesiyle birlikte mezhep çatışması da ön plana çıktı. Bu durum, aynı kökenden gelen topluluklar arasında aşılması güç duvarlar ördü. Erhan Afyoncu, başlangıçta olmayan bu mezhepsel ayrışmanın, daha sonra devletler arasında çözülemeyen temel bir mesele haline geldiğini ve Orta Doğu’nun bugünkü sosyo-politik yapısını şekillendirdiğini belirtiyor.
Reklam

Nadir Şah’ın çözüm girişimi ve Osmanlı’nın yanıtı
Tarihsel süreçte bu bölünmeyi aşmak için atılan en dikkat çekici adımlardan biri Nadir Şah’tan geldi. Safevi hanedanına son veren Nadir Şah, çatışmaları bitirmek için Osmanlılardan Caferiliğin beşinci mezhep olarak tanınmasını talep etti. Ancak Osmanlı yönetimi, dini statükoyu koruma adına bu teklifi reddederek, iki devlet arasındaki keskin ayrımın devam etmesine neden oldu.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.