Uzman açıkladı! | Gençlerde kalp krizi riski artıyor: Kalp krizi kaynaklı ölümler nasıl önlenebilir?

Kalp krizi artık sadece ileri yaşların bir sorunu değil; 30'lu yaşlardaki gençleri bile hayattan koparan sinsi bir tehlikeye dönüştü. Türkiye'de ve dünyada bir numaralı ölüm nedeni olan bu hastalık; şehir hayatının stresi, hareketsizlik ve kötü beslenmeyle kapımızı çok daha erken çalıyor. Peki, giderek gençleşen bu riski tersine çevirmek ve hayatta kalmak gerçekten elimizde mi?
Küresel çapta ve Türkiye'de ölümlerin bir numaralı nedeni olan kalp ve damar sistemi hastalıkları, hedef yaş grubunu hızla değiştiriyor. Geçmiş yıllarda yalnızca yaşlı popülasyonu tehdit eden ve genel olarak bir "yaşlılık hastalığı" olarak tanımlanan kalp krizleri, günümüzde 30'lu ve 40'lı yaşlara kadar gerilemiş durumda. GZT Alfa özel röportajında Kardiyolog Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan, bu keskin düşüşün temelinde modern yaşamın getirdiği köklü değişimler ve yeni nesil alışkanlıklar yattığını açıkladı.
Şehir hayatı ve stres kalp sağlığını bozuyor
Hastalığın gençleşmesindeki en büyük etkenlerin başında toplumların sanayileşmesi ve şehir hayatına geçişi geliyor. Artan stres faktörü, zorlaşan yaşam koşulları, hareketsizlik, obezite ve sigara kullanımı gibi olumsuz alışkanlıklar kalbi doğrudan hedef alıyor. Tüm bu çevresel ve yaşamsal değişimler, genç yetişkinlerde kalp krizi vakalarının eskiye kıyasla çok daha sık görülmesine zemin hazırlıyor. Hastalığın bu yeni demografik dağılımı sadece Türkiye ile sınırlı kalmayıp; Avrupa, Amerika ve dünyanın geri kalanında da benzer bir tablo çiziyor.

Erken yaşta genetik faktör tehlikesi
Söz konusu risk faktörleri arasında genetik yatkınlık da belirleyici bir rol oynuyor. Ailede anne, baba veya amca gibi birinci derece yakınların kalp krizi geçirmesi, bireyin kendi hastalık riskini doğrudan artırıyor. Ancak bu noktada yaş kriteri büyük önem taşıyor. Aileden birinin 70 yaşında kalp damar hastalığına yakalanması, stent taktırması veya bypass ameliyatı olması fizyolojik olarak beklenen bir durumken; 45 yaşında kriz geçirmesi çok daha yüksek riskli bir genetik mirasa işaret ediyor. Aile öyküsü ve yaş, modern tıpta "modifiye edilemeyen" yani değiştirilemeyen risk faktörleri olarak kabul ediliyor.
Değiştirilebilir risk faktörlerine odaklanmak hayat kurtarıyor
Kalp hastalıklarından kaynaklanan ölümler istatistiklerde ilk sırada yer alsa da, bu kayıpların önemli bir bölümü aslında önlenebilir nitelik taşıyor. Şeker hastalığı, yüksek kolesterol, hipertansiyon, obezite ve sigara kullanımı bireyin bizzat müdahale edebileceği sorunlar arasında yer alıyor. Düzenli bir egzersiz programına başlamak, sigarayı bırakmak, tansiyon ile kan şekerini kontrol altında tutmak ve dengeli beslenmek, damar hastalıklarına yakalanma riskini ciddi oranda düşürüyor. Değiştirilemeyen genetik faktörler yerine bu tarz yaşam tarzı değişikliklerine odaklanmak, erken yaşta yaşanabilecek kalp krizlerine karşı en güçlü kalkanı oluşturuyor.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.