Hürmüz gerilimi küresel ticareti zorluyor

Sernur Yassıkaya
09:00, 13/06/2026, CumartesiG: Güncelleme: 10:51, 13/06/2026, Cumartesi
CategoryZ Raporu
Z Raporu
Hürmüz gerilimi küresel ticareti zorluyor
Su yollarında büyük satranç oyunu

Hürmüz’de İran ile ABD arasında yükselen gerilim, 21. Yüzyılın büyük güç mücadelesinin artık yalnızca ordularla değil, boğazlar, ticaret koridorları ve enerji hatları üzerinden yürütüldüğünü gösteriyor. Küresel ticaretin can damarları hâline gelen stratejik su yolları üzerindeki mücadele Çin’den Avrupa’ya kadar dünya ekonomisini kırılgan hâle getirirken, drone ve füze çağında uçak gemilerinin sorgulanan üstünlüğü orta ölçekli güçleri de yeni jeopolitiğin belirleyici aktörleri arasına taşıyor.

Yirmibirinci yüzyılın ikinci çeyreğine girilirken dünya siyasetinin merkezine yeniden denizler oturdu. İran’ın Hürmüz Boğazı’nda uyguladığı kontrol rejimi ve ABD’nin buna karşı geliştirdiği abluka stratejisi, küresel ekonominin ne kadar kırılgan bir damar üzerinde yükseldiğini bir kez daha ortaya koydu. Tankerlerin geçiş hızındaki küçük bir düşüş bile petrol fiyatlarını sarsmaya, sigorta maliyetlerini katlamaya ve Asya’dan Avrupa’ya kadar üretim zincirlerini sekteye uğratmaya yetiyor. Çünkü modern dünya hâlâ denizler üzerinde yaşıyor. O nedenle, 13 Mayıs günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ABD Başkanı’nı Donald Trump’a hitaben Pekin’de yaptığı “Tukidides Tuzağı’na düşmeyelim” uyarısının altında yatan mesajın, kritik su yollarında ortaya çıkabilecek bir egemenlik mücadelesi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

ABD’nin Latin Amerika ve Orta Amerika’da Pekin’in iki ortağı Venezuela ve Küba’ya yönelik yürüttüğü gunboat diplomasisi ile ablukaya alması ve birinde rejimin liderini alaşağı etmesi söz konusu küresel mücadelenin aldığı şekli göstermesi açısından önemliydi. Washington’ın donanma baskısıyla karşı karşıya kalan iki ülkenin kapasite anlamında yetersiz olması, ABD için kolay bir zaferin önünü açan önemli etmenlerin başında geliyordu. Ancak ABD Başkanı Donald Trump, gunboat diplomasisini üç uçak gemisiyle birlikte askeri kabiliyeti ve jeopolitik konumu daha güçlü olan İran’a karşı uygulamak istediğinde bambaşka bir fotoğrafla karşı karşıya kaldı. Washington’ın Hürmüz Boğazı’nda tetiklediği kriz beklenmedik bir domino riskini beraberinde taşıyor.

Enerji İthalatında Hürmüz Boğazı’na Bağımlılık Oranı
Enerji İthalatında Hürmüz Boğazı’na Bağımlılık Oranı

Mahan’ı 21. yüzyılda okumak

Günümüzde dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 80’i hacim bazında deniz yolu taşımacılığıyla gerçekleşiyor. Enerji ticaretinin ise omurgasını birkaç kritik boğaz oluşturuyor. Hürmüz, Babül Mendep, Malakka, Türk Boğazları ve Cebelitarık gibi doğal geçitler ile Süveyş ve Panama kanalları yalnızca coğrafi noktalar değil; küresel güç mücadelesinin stratejik sinir uçları hâline gelmiş durumda. Bu tablo aslında yeni değil. Amerikalı deniz stratejisti Alfred Thayer Mahan daha 19. yüzyılın sonunda “Denizlere hâkim olan dünyaya hâkim olur” derken tam olarak bugünü tarif ediyordu. Mahan’a göre küresel hegemonya, güçlü donanma, ticaret yollarının kontrolü ve stratejik deniz üsleri ağıyla mümkündü. Britanya İmparatorluğu bunu yaptı. Ardından ABD aynı modeli daha büyük ölçekte uyguladı. Şimdi ise Çin, benzer bir deniz gücü inşa ederek Washington’ın kurduğu sistemi zorlamaya çalışıyor.

Ancak Hürmüz’de yaşanan kriz, Mahan’ın teorisinin yeni bir evreye geçtiğini de gösteriyor. Çünkü artık mesele yalnızca büyük donanmalar değil. Orta ölçekli güçler, ucuz ama etkili füze ve drone teknolojileriyle dev süper güçlerin hareket alanını sınırlayabiliyor. İran’ın geliştirdiği asimetrik deniz doktrini bunun en dikkat çekici örneklerinden biri oldu.

Ekonomik boyutuna bakmadan önce, hukuki gerçekliği anlamak faydalı olacaktır. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) uyarınca, boğaz transit geçiş hakkı için belirlenmiştir. Yani gemilerin engelsiz seyahat hakkı vardır. Geçiş ücreti uygulamak, uluslararası hukukun büyük bir ihlali anlamına gelirken, normal şartlar altında derhal yaptırımlara ve diplomatik krize yol açması beklenir. Hürmüz’deki kriz işte bu hukuki düzenin altını oyma riskini de beraberinde getiriyor.

Washington’ın Hürmüz Boğazı’nda tetiklediği kriz beklenmedik bir domino riskini beraberinde taşıyor.
Washington’ın Hürmüz Boğazı’nda tetiklediği kriz beklenmedik bir domino riskini beraberinde taşıyor.

Hürmüz: Dünyanın şah damarı

Hürmüz Boğazı dünyanın en kritik enerji geçiş noktası olarak kabul ediliyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre boğazdan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol geçiyor. Bu rakam küresel petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sine, deniz yoluyla taşınan petrolün ise dörtte birine karşılık geliyor. Küresel LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si de yine bu dar geçitten akıyor. Katar gazı başta olmak üzere Asya ve Avrupa’nın enerji güvenliği büyük ölçüde Hürmüz’e bağlı durumda. Boğazın en dar noktası yalnızca 34 kilometre. Seyrüsefer koridorları ise çok daha dar. Bu nedenle birkaç mayın, birkaç füze bataryası ya da insansız deniz aracı bile küresel ticareti felce uğratabilecek kapasite oluşturabiliyor.

Hürmüz Boğazı’na Alternatif Rota Arayışı
Hürmüz Boğazı’na Alternatif Rota Arayışı

İran’ın son dönemde uyguladığı “kontrollü geçiş rejimi”, aslında yeni nesil jeopolitik baskının prototipi olarak görülüyor. Tahran doğrudan büyük bir savaş başlatmadan, yalnızca geçiş güvenliğini belirsizleştirerek bile küresel piyasalarda milyarlarca dolarlık etki yaratabiliyor. Bu durum klasik askeri güç tanımını da değiştiriyor. Artık bazen bir boğazı tutmak, bir ülkeyi işgal etmekten daha etkili sonuçlar doğurabiliyor.

ABD donanmasının yeni açmazı

Uzun yıllar boyunca ABD’nin uçak gemisi filoları küresel düzenin tartışmasız sembolüydü. Pasifik’ten Basra Körfezi’ne kadar ABD uçak gemilerinin varlığı, Washington’ın askeri üstünlüğünün en görünür göstergesiydi. Ancak İran krizinde ortaya çıkan tablo farklı oldu. İran’ın geliştirdiği hipersonik füze sistemleri, kıyı konuşlu anti-gemi füzeleri, sürü drone taktikleri ve insansız deniz araçları; milyarlarca dolarlık uçak gemilerini savunma pozisyonuna itti. Pentagon’un en büyük korkusu artık bir uçak gemisinin batırılması değil; vurulma ihtimalinin bile ABD’nin caydırıcılığını zayıflatması.

Pentagon’un en büyük korkusu artık bir uçak gemisinin batırılması değil; vurulma ihtimalinin bile ABD’nin caydırıcılığını zayıflatması.
Pentagon’un en büyük korkusu artık bir uçak gemisinin batırılması değil; vurulma ihtimalinin bile ABD’nin caydırıcılığını zayıflatması.

Çünkü modern savaşta maliyet dengesi değişmiş durumda. Birkaç yüz bin dolarlık kamikaze drone ya da milyon dolarlık füze sistemleriyle, 13 milyar dolarlık bir uçak gemisi tehdit edilebiliyor. Bu da klasik “büyük filo üstünlüğü” anlayışını sorgulatıyor. İran, Çin ve hatta Yemen’deki Husiler tarafından kullanılan asimetrik saldırı yöntemleri, deniz savaşlarının karakterini dönüştürüyor. Artık mesele yalnızca okyanuslarda dev filolar dolaştırmak değil; dar boğazlarda erişim engelleme kapasitesi yaratmak. Bu nedenle 21. yüzyılın deniz jeopolitiğinde orta büyüklükteki bölgesel güçler, tarihte hiç olmadığı kadar etkili hâle geliyor.

Hürmüz Boğazı dünyanın en kritik enerji geçiş noktası olarak kabul ediliyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre boğazdan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol geçiyor.
Hürmüz Boğazı dünyanın en kritik enerji geçiş noktası olarak kabul ediliyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre boğazdan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol geçiyor.

Çin’in Malakka ikilemi

Malakka Boğazı bugün Çin ekonomisinin en hassas noktası olarak görülüyor. Çin’in enerji ithalatının ve ihracat taşımacılığının büyük bölümü bu dar koridor üzerinden gerçekleşiyor. Yaklaşık 805 kilometrelik bu boğaz, Endonezya’nın Sumatra Adası ile Malezya Yarımadası arasında yer alıyor. Dünyanın en yoğun enerji geçiş hattı olarak kabul edilen Malakka’dan küresel deniz petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 29’u geçiyor. Küresel ticaretin dörtte biri Malakka Boğazı’ndan işliyor. Yılda 90 bin geminin geçiş yaptığı bu dar boğazda Hürmüz benzeri oluşacak bir gerilimin etkisinin büyüklüğünü öngörmek bile oldukça güç.

Bu nedenle Pekin uzun süredir “Malakka İkilemi” olarak bilinen stratejik korkuyla hareket ediyor. Çünkü ABD donanmasının olası bir kriz anında Malakka üzerindeki denetimi artırması, Çin ekonomisinin can damarını kesebilir. Hürmüz’de İran’ın geçişler üzerinde fiili kontrol kapasitesi oluşturması, Çin açısından tehlikeli bir emsal niteliği taşıyor. Eğer boğazlardan geçiş ücretleri, güvenlik tarifeleri ya da siyasi denetim mekanizmaları yaygınlaşırsa, Pekin’in ihracat merkezli ekonomik modeli ciddi baskıyla karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle Çin son yıllarda yalnızca donanmasını büyütmüyor aynı zamanda alternatif ticaret koridorları oluşturmaya çalışıyor. Pakistan’daki Gwadar Limanı, Kuşak ve Yol Projesi, Myanmar enerji koridorları ve Arktik ticaret rotalarına yönelik yatırımlar bu stratejinin parçaları.

Dünydaki Petrol Talebinin Yüzde 70'i Stratejik Boğazladan Taşınıyor
Dünydaki Petrol Talebinin Yüzde 70'i Stratejik Boğazladan Taşınıyor

Kuzey kutbu: Yeni jeopolitik cephe

Küresel ısınma yalnızca çevresel değil jeopolitik sonuçlar da doğuruyor. Kuzey Kutbu’ndaki buzulların erimesiyle birlikte yeni deniz ticaret yolları açılıyor. Bering Boğazı bu süreçte kritik önem kazanıyor. Arktik üzerinden Avrupa-Asya hattını kısaltacak yeni rotalar, önümüzdeki yıllarda küresel ticaretin yönünü değiştirebilir. Rusya hâlihazırda Kuzey Deniz Rotası üzerinde askeri üslerini genişletiyor. Çin ise kendisini “yakın Arktik devleti” olarak tanımlayarak bölgede ekonomik nüfuz oluşturmaya çalışıyor. ABD, Kanada ve NATO ülkeleri de bu rekabete giderek daha sert biçimde dahil oluyor. Bugün Hürmüz’de yaşanan gerilim, yarının Arktik krizlerinin habercisi olarak görülüyor.

Dünyanın en yoğun enerji geçiş hattı olarak kabul edilen Malakka’dan küresel deniz petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 29’u geçiyor. Küresel ticaretin dörtte biri Malakka Boğazı’ndan işliyor.
Dünyanın en yoğun enerji geçiş hattı olarak kabul edilen Malakka’dan küresel deniz petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 29’u geçiyor. Küresel ticaretin dörtte biri Malakka Boğazı’ndan işliyor.

Avrupa’nın sessiz bağımlılığı

Avrupa kamuoyu çoğu zaman enerji güvenliği tartışmalarını Rusya ekseninde ele alıyor. Ancak gerçek daha geniş. Babül Mendep Boğazı ve Süveyş Kanalı üzerinden geçen ticaret hatları Avrupa ekonomisinin üretim zincirleri açısından yaşamsal önem taşıyor. Kızıldeniz’de yaşanan saldırılar nedeniyle son dönemde birçok konteyner şirketi rotasını Ümit Burnu’na çevirmek zorunda kaldı. Bu durum taşıma sürelerini haftalarca uzattı, navlun maliyetlerini katladı ve Avrupa sanayisinin tedarik zincirinde ciddi baskı yarattı. Almanya’dan İtalya’ya kadar Avrupa ekonomileri enerji, yarı mamul ürün ve Asya ticaretine bağımlı yapıları nedeniyle deniz güvenliğine her zamankinden daha hassas durumda.

Türk boğazları ve yeni denge

Türk Boğazları ise Karadeniz jeopolitiğinin merkezinde bulunuyor. Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte İstanbul ve Çanakkale boğazlarının stratejik değeri yeniden ortaya çıktı. Montrö rejimi sayesinde Türkiye bugün yalnızca bölgesel değil küresel deniz güvenliğinde de kritik oyunculardan biri hâline geldi. Karadeniz’e erişimi kontrol eden Ankara, enerji ve tahıl koridorları açısından benzersiz bir konuma sahip.

Türk Boğazları Karadeniz jeopolitiğinin merkezinde bulunuyor. Rusya-Ukrayna Savaşı’yla birlikte İstanbul ve Çanakkale boğazlarının stratejik değeri yeniden ortaya çıktı.
Türk Boğazları Karadeniz jeopolitiğinin merkezinde bulunuyor. Rusya-Ukrayna Savaşı’yla birlikte İstanbul ve Çanakkale boğazlarının stratejik değeri yeniden ortaya çıktı.

Büyük satranç tahtasının yeni gerçeği

Mahan’ın dünyasında deniz hâkimiyeti büyük filolarla sağlanıyordu. Bugünün dünyasında ise tablo daha karmaşık. Artık birkaç kritik gerçek yeni jeopolitik ve jeoekonomik düzlemde öne çıkıyor. Bunlardan birincisi, küresel ekonominin hâlâ denizlere bağımlı olduğu gerçeği.

Dijital çağın bütün söylemlerine rağmen petrol, LNG, tahıl, gübre, yarı mamul ürünler ve konteyner taşımacılığı büyük ölçüde denizler üzerinden yürüyor. İkincisi, boğazlar ve dar geçiş noktaları küresel çağın en stratejik silahı hâline geliyor. Üçüncüsü, orta ölçekli güçler artık süper güçleri dengeleyebiliyor. İran’da yaşananlar ve ABD’nin savaşın ilk haftalarında “stratejik yenilgiye” uğradığı gerçeği bunun en güncel örneği. Dördüncüsü ise uçak gemileri çağının sorgulanmaya başlaması. ABD donanması hâlâ dünyanın en güçlü deniz kuvveti olsa da, düşük maliyetli füze ve drone sistemleri deniz savaşlarının karakterini tıpkı kara savaşlarında olduğu gibi değiştirmeye namzet. Bugün Hürmüz’de yaşanan kriz aslında yalnızca İran ile ABD arasındaki bir bilek güreşi değil. Aynı zamanda 21. yüzyılın yeni güç denklemine dair büyük bir laboratuvar. Ve bu laboratuvarın sonucunda ortaya çıkan gerçek, küresel hegemonya artık yalnızca askeri büyüklükle değil, boğazları, limanları, enerji hatlarını ve ticaret koridorlarını kontrol edebilme kapasitesiyle ölçülüyor. O yüzden dünyanın yeni büyük satranç oyunu işte tam da yukarıda bahsettiğimiz, Hürmüz ve Malakka Boğazları ekseninde oynanıyor.

Bu yazının başlığı, yazardan bağımsız olarak editoryal şekilde hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026