Rasülullah mürşid-i kâmillerin mürşididir

Dr. Akif Dursun
14:00, 17/01/2026, Cumartesi
CategoryGerçek Hayat
Gerçek Hayat Dergi
Rasülullah mürşid-i kâmillerin mürşididir
Rasülullah mürşid-i kâmillerin mürşididir

Kendisini Müslüman kabul eden topluluklar arasında farklı kişileri olmaları gereken konumlarının çok üstüne çıkartarak sapanlar bulunmuştur. Hz. Ali’yi -hâşâ- ilah veya peygamber kabul eden Şii fırkaları, Kadıyânîler, Bahailer, Dürziler, Elijah Muhammed taraftarları vs. hepsi bu kapsamda sayılabilir. Rasülullah (ﷺ) ile ilgili böyle bir durum gerçekleşmemiştir. Onu çok sevdiği, övdüğü için sapan bir fırka bilinmemektedir. Nedense bazıları Efendimize (ﷺ) dönük ümmetin muhabbetini sanki onu aşırı yüceltme gibi lanse etme peşindeler. Neymiş, bizi şirkten koruyacaklarmış(!). Peki, sizi kendi şirklerinizden kim koruyacak?

Bir hoca ‘mürşid-i kâmil’ ifadesinin abartılı hatta hatalı olduğunu anlatma sadedinde “Rasülullah sallallâhu aleyhi ve sellem bile kâmil mürşid değildir” diye bir cümle sarf etmiş. Bunun delili de Rasülullah’ın Bedir savaşında ordunun konuşlanacağı yer hususundaki görüşüne bir sahabinin karşı çıkması ve Peygamber Efendimizin (ﷺ) de bunu kabul etmesi yani hatalı görüş bildirmesi imiş. Yoğun tepki gelince, bununla eksiksiz olmanın sadece Allah’a ait olduğunu ifade etmeye çalıştığını anlatan bir video ve yazı yayınladı.

Burada da “Kul kâmil olamaz, asla ve kat’a kâmil olamaz”, “Bir insana kemâl diyemeyiz” “Kemâl sıfatı, sadece ve sadece Allah’a mahsustur. Yani bu mânâda "Kâmil" olan Allah'tır” gibi cümleler sarf etmiş. Bu sözlerine delil olarak da “Hristiyanların Meryem oğlu İsa’ya yaptıkları gibi beni aşırı şekilde övmeyin! Ben ancak Allah’ın kuluyum. Bana ‘Allah’ın kulu ve Resulü’ deyin!” (Buhari, “Enbiyâ”, 48) hadisini getirmiş.

Önce şunu ifade edelim,
Peygamber Efendimiz (ﷺ) “kâmil mürşid değildir” demek, itikada taalluk eden çok tehlikeli bir sözdür.
Bu sebeple bundan ne kastettiğini açıklaması yerinde olmuş, ancak açıklamada da başka problemli ifadeler var.

Kelimenin mânâsını dil ve şeriat belirler

Hangi lisanda olursa olsun bir kelimenin mânâsı toplumun ortak kullanımı ile belirlenir. Lügatler de bunu kaydederler. İslam âlimleri kelimenin lügâvî mânâları yanında şerî anlamları da olabileceğini kabul etmişlerdir. Yani Şeriat, halkın kullandığı bir kelimeye yine lügâvî anlamı ile bağlantılı yeni bir mânâ yükleyebilir. Bu da Kur’an ve sünnet ile bilinebilir. Salat (namaz), zekât kelimelerine yüklenen şerî anlamlar gibi. Böyle olan kelimeler genellikle ıstılah olarak isimlendirilir.

Bu sebeple dilimizde kullanılan bir kelimenin mânâsı üzerinden bir yorum yapacaksak öncelikle bunun dildeki (lügatteki) ve varsa ıstılah mânâsına müracaat etmemiz gerekir. Dilde var olan bir kelimeye yeni bir terim anlamı yüklenebilir ama lügâvî mânâ yüklenemez.

TDK Sözlüğü “kemâl” kelimesine olgunluk, istenilen ve beğenilir niteliklerin tamamını taşıma durumu”; “kâmil” içinse sadece “olgun” mânâsını verirken; Kubbealtı Lügati “kemâl” için “İstenilen ve beğenilir niteliklerin tamamını taşıma durumu. En olgun, en yetişkin döneminde olma, olgunluk; Bir şeyin tam ve noksansız dereceye erişmiş olması durumu, mükemmellik, tamlık; Bir kimsenin mânevî meziyetler, ahlâk, ilim ve fazîlet bakımından tam bir olgunluğa erişmiş olması durumu” mânâlarını verirken, “kâmil”e ise “Noksansız, tam, bütün; Olgunluk yaşında olan (kimse); İlim, fazîlet ve hüner sâhibi, mânevî meziyetleri bakımından belli bir olgunluğa erişmiş (kimse); Aklı başında, ciddî (kimse)” mânâlarını vermiş.

Kelimenin menşei olan Arapça lügatı Kamûsu’l-muhît’in Asım Efendi tercümesinde ise el-kemâl / اَلْكَمَالُ için “isimdir, bir şeyin cemî-i eczâsının (bütün parçalarının) yerli yerinde kifâyet (yeter miktarda olanına) ve tamâmına denir” demektedir. El-kâmil / اَلْكَامِلُ içinse “ebvâb-ı mezkûreden (kemâl’den) ism-i fâildir, eczâsı tâmm ve kâfî olan şeye denir” demektedir.

Her iki kelimenin de Allah-ü Teâlâ için kullanımı sözlüklerde yoktur. Hem Kâmus’ta Arapça misaller hem de Kubbealtı Lügatinde Türkçe örnekler insan veya başka varlıklar üzerinden verilmiştir. Mesela Arapça bir eserde Arapların
“el-kâmil
/ الكامل” ismini; yazı yazan, ok atmayı iyi bilen ve yüzmede mahir olan her erkek için kullandıkları kayıtlıdır (Muhammed Ucac, es-Sünne kable’t-tedvin, 1/296).

Allah’a ulaştırmaya ehil rehber

Mürşid-i kâmil ise tasavvuf literatüründe, “Nefsi tezkiye ve kalbi tasfiye yolunda tam bir olgunluğa erişmiş, hem ilim hem amel hem hâl bakımından doğru yolda bulunan, müridlerini Kur’ân ve Sünnet çizgisinde Allah’a ulaştırmaya ehil rehber” mânâsında kullanılmaktadır.

Peygamber Efendimize (ﷺ) sûfîler “Gerçek Mürşid”, “Mürşid-i Âzam” gibi tabirler kullanırlar. Mürşid-i kâmil denildiğinde Rasülullah kastedilmez. Onun yolundan giden ve Peygamber vârisi olmayı hak etmiş mürşidler kastedilir. Bu anlamda mürşid-i kâmil, Rasülullah (ﷺ) için övgü değil, hatta makamını düşük gösteren bir tamlamadır. Bu sebeple mutlak olarak yani
“Rasülullah mürşid-i kâmildir” demek bile uygun değildir. Çünkü mürşid-i kâmil ismi verilenlerle eşitleme gibi bir anlam çıkarılabilir.
Bunun yerine “ilk/gerçek mürşid-i kâmil” gibi ifadeler kullanılması gerekir.

Peygamber efendimize tazim farzdır

Rasülullah (ﷺ)’a tazim etmek her Müslümana farzdır.
Onun karşısında ses yükseltmek bile yasaklanmıştır. Bu sebeple Müslümanlar bir insana gösterilebilecek en yüksek hürmeti, muhabbeti, sevgiyi, saygıyı O’na (ﷺ) gösterirler. Efendimizi (ﷺ) tahkir ifade eden sözler küfür, bu düzeyde olmayan ama şanına da uygun düşmeyen sözlerle onu anmak ise ifade durumuna göre haram, mekruh veya edepsizlik olabilir.

Onun hakkında övgü dolu ifadeler kullanmak teşvik edilmiş, tarih boyunca naatlar da bunu ifade etmiştir. Güya ‘tevhidi koruyacağız’ diye (ﷺ)in beşer yönünü fazlaca vurgulamak -başka bir art niyet taşımıyorsa- edepsizliktir.

Allah-ü Teâlâ’nın Kur’an-ı Kerim’de bazı yerlerde Peygamber Efendimize (ﷺ) hitaben “Allah senden affetti” (Tevbe, 9/43), “Yüzünü ekşitti ve döndü” (Abese 80/1) gibi ifadeler kullanması bizim de aynı ifadeleri kullanabileceğimiz mânâsına asla gelmez. Biz kuluz ve Rasülullah (ﷺ)’in ümmetiyiz.

Bu, Peygamber Efendimize bakan yönü.
Bir de Allah-ü Teâlâ’ya kâmil denebilir mi meselesi var.

Allah-Ü Teâlâ’ya Kâmil denebilir mi?

Ehlisünnet, Allah-ü Teâlâ’nın isimlerinin tevkîfî yani doğrudan Allah-ü Teâlâ tarafından belirleneceği üzerinde ittifak etmiştir. Sıfatlarının da aynı şekilde olduğunu söyleyenler olsa da içinde İmam Gazzâlî’nin olduğu çok sayıda âlim, mânâsı Allah (ﷻ)’ın şanına layık ve noksanlık ihtiva etmeyen bir vasıfla nitelenmesinin caiz olduğunu söylemiştir. Kur’an ve sünnette geçmese bile hem isim hem de sıfatın Allah-ü Teâlâ için söylenebileceğini söyleyen Mutezile dahi aynı şartı getirmiştir.

Kur’an ve sünnet yoluyla nakledilen Allah Teâlâ’nın isim ve sıfatları arasında “kâmil” de “kemâl” de yoktur. “Kâmil Allah” denilmez, dil açısından da din açısından da uygun değildir.
Bu sebeple
bir kişiye Abdülkâmil ismi de verilemez.
Kâmil vasfı insanlar için kullanılır.
Çünkü yukarıda biraz değindiğimiz gibi ‘kâmil’in kök kelimesi eksikken tamamlanmayı da ihtiva eder. Önceden eksikliği vardı da o tamamlandığı için kemâle erdi iması içerdiğinden Allah-ü Teâlâ için kullanılması uygun değildir. Nitekim Türkçe sözlüklerde de benzer mânâ vardır.

Allah-ü Teâlâ için “kemâl sıfatlarla muttasıf” denir. Ebû Hilal Askerî, “Bizim ‘kemâl’ dememizle kastettiğimiz şey, kemâl olarak vasfedilen şeyin parçalarının bir araya gelmiş olmasıdır.” der.

“eş-Şeyhu’l-kâmil”, “raculün kâmil” tamlamaları Arapçada yaygındır. Müslüman âlimlerin “el-Kâmil” diye başlayan çok sayıda eseri vardır
(Bizde en meşhuru İbn Esir’e ait el-Kâmil fi’t-Târîh’tir).
Hadis-i Şerifte,
“Erkeklerden pek çok kimse kemâle ermiştir; kadınlardan ise Meryem bint İmrân ile Firavun’un hanımı Âsiye’den başka hiçbir kadın kemâle ermemiştir.”
Buhârî, “Enbiyâ”, 33, 47; Müslim, “Fedâilü Sahâbe”, 70) buyrulmuştur.
Özetle
kâmil kelimesinin Allah (ﷻ) için kullanımı uygun olmamakla birlikte eğer kullanılacaksa bir sıfat gibi başka açıklamalarla beraber kullanılmalıdır.
“Eksiksiz ve noksansız olma mânâsında kâmil olma vasfı Allah-ü Teâlâ’ya aittir” gibi.
Kemâl için de benzeri durum söz konusudur.
Bu sebepten “kemâl sıfatı sadece Allah’a mahsustur” ifadesi doğru değildir.
Mâdem öyle neden Abdülkemâl denmiyor. Sadece Allah’a mahsus ise başkasına verilemeyen bir isim olması gerekirdi. Bunun yerine “kemâl sıfatlarla muttasıf olmak sadece Allah’a mahsustur” denilebilir.
Kısaca:
1) Kelimelere mânâ verilirken dildeki kullanımı esas alınır. Kendinizce bir mânâ vererek veya mânâlardan birini öne çıkararak hüküm vermek kasıt değilse keyfiliktir.
Biz de şöyle bir şey söylesek:
“Nur, ışık yani bir yeri aydınlatan demektir. Âlemi aydınlattığı için Kur’an’ın bir ismi de “en-Nûr”dur. Ayrıca Rasülullah Efendimize de denir.
Bu sebeple bir kişiye dinin nuru anlamındaki “Nureddin” demek büyük hatadır hatta tehlikelidir.
Herhangi bir şahıs nasıl dinin ışığı, aydınlatıcısı olabilir?” Bu söz isabetli olur mu?
2) Aklı başında hiçbir tasavvuf ehli, şeyhini tüm eksiklerden münezzeh, noksansız biri olarak görmez, göremez. Aklı başında hiçbir Müslüman da bunu Peygamber Efendimiz (ﷺ) için düşünmez, düşünemez.
Muhayyel kişiler icat edip, ardından o kişileri eleştireceğim diye olmadık cümleler kurmamalı. Her mü’min, Rasülullah Efendimizin (ﷺ), her mürid de şeyhinin kul olduğunun farkındadır.
3) Rasülullah (ﷺ)’ın “noksanlığına” getirilen deliller aslında onun kemâlâtına örnektir. Kendisi sahabesine bir durumu istişareye açıyor ve istişarede kendi görüşünün yerinde olmadığını söyleyen sahabiyi azarlamıyor ve onun dediğini yapıyor.
Bunun -hele zamanımızdaki hatasını bir türlü kabul etmeyen hocaları düşününce- ne büyük bir fazilet ve kemâlât olduğu anlaşılmıyor mu?
Normalde fazilet ve kemâlâta örnek verilmesi gereken bir vak’a noksanlığa delil getiriliyor.
4) Hz. İsa (a.s.) ile ilgili delil de yine fazilet ve kemâlâtına delil ancak burada bizim dikkat çekmek istediğimiz başka bir husus var:
Kendisini Müslüman kabul eden topluluklar arasında farklı kişileri olmaları gereken konumlarının çok üstüne çıkartarak sapanlar bulunmuştur
. Hz. Ali’yi -hâşâ- ilah veya peygamber kabul eden Şii fırkaları, Kadıyânîler, Bahailer, Dürziler, Elijah Muhammed taraftarları vs. hepsi bu kapsamda sayılabilir. Rasülullah (ﷺ) ile ilgili böyle bir durum gerçekleşmemiştir. Onu çok sevdiği, övdüğü için sapan bir fırka bilinmemektedir.

Nedense bazıları Efendimize (ﷺ) dönük ümmetin muhabbetini sanki onu aşırı yüceltme gibi lanse etme peşindeler. Neymiş, bizi şirkten koruyacaklarmış(!). Peki, sizi kendi şirklerinizden kim koruyacak?

Hâlbuki insanlar tarafından Rasülullah (ﷺ)’e söylenen hiçbir övgü sözü Allah-ü Teâlâ’nın
“Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik”
(Enbiyâ, 21/107) mübarek kelamını aşamaz.

Hatayı kabul fazilettir

Bir Müslümanın -hele de ilim ehlinden ise- hatalı bir söz söylediğinde yapacağı iş, öncelikle bunun için Allah (ﷻ)’tan af dilemek, sonra doğrusunu yüksek sesle ifade ederek yanlış yaptığını kabul etmektir. Eğer söz hatalı değil de yanlış anlaşıldı ise bunu giderecek açıklamalar yapmaktır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026