Proje çocuğunun fâşedemediği proje

Hasanali Yıldırım
12:00, 05/02/2026, PerşembeG: Güncelleme: 12:03, 05/02/2026, Perşembe
CategoryGerçek Hayat
Gerçek Hayat Dergi
Proje çocuğunun fâşedemediği proje
Proje çocuğunun fâşedemediği proje

İnsaniyetini ve daha mühimi çocukluğunu ihmâl ederek bir çocuğu bir dava adamı hedefiyle yetiştirdiğinizde, ona en başta lâzım gelen ahlâkı vermeyip içinde yaşadığınız memleketin iddialarının zıddına bir ideali, kâlbine nakşedemeden kuru kuruya aşıladığınızda ortaya bir nevi Golem çıkar. Hangi yaşta olursa olsun, tabiatına aykırı muameleye maruz kalan insan, bir ömür intikam fırsatı kollar. Fırsatını bulduğunda da davayı çiğnemekten zevk alır.

Cumhuriyet Devri’nin nahak yere şöhrete kavuşturulmuş mısralarından birinden hareketle “Bana çürümenin resmini çizebilir misin Abidin?” dediğimiz günlerden geçmekteyiz.

Haftalardır hangi matbuat şahıslarının ne cins uyuşturucuya müptelâ edildiğine (Evet, ‘edildiğine’!) lüzumsuz füruatıyla şahitlik etmekteyiz. Daha fenası, hangisinin nerede, bilmem hangi neviden sapık cinsi münasebetlerde bulunduğu malûmatı, sanki hepimize pek lâzımmış gibi evlerimizin içine boca edilmekte; hem de en mahrem teferruatıyla. Sanki memleketin en mühim meselesi bu.

Birilerinin yatak odalarının şekil ve şemailini, içindeki hangi eşyanın hangi maksatla orada bulunduğunu öğrendiğimizde sanki bu dünyada başımız göğe erecek ve öte dünyada da Cennet’i hak edeceğiz. Öylesine bir takdim ve buna muvazi bir celbi alâka... Üstelik ahlâk namına ama ahlâktan zerre nasiplenmemiş bu ortalığa saçma faaliyeti, başka bir matbuat camiası eliyle yapılmakta. Öte yandan, teşhircilerle teşhir edilenlerin her ikisinin de zahiri aidiyetleri muhafazakârlık çatısına dahil... -miş.

Hırsızın hırsızı hırsızlıkla ithamı

Neresinden bakarsan pislik, nasıl mütalâa edersen rezillik ve cüruf. Ahlâkın arkasına saklanıp ahlâksızlık, bu kadar ahlâksızca ortalığa saçılır mı? Belli ki maksat başka. Hâlbuki birisinin sapıklıkla itham edilebilmesi için evvelâ o kişinin bir hattu harekâtının, onu belli bir yolda tutan ve nereden gelip nereye gittiğini görebileceğimiz bir istikametinin bulunması lâzım gelmez mi?

Burada kastedilen sapma fiilinin, elbette farkındayım. Ne ki gene de sormamız icap etmez mi?

Hülâsa sapıklar, sapıkları sapıklıkla itham etmede.

Hırsızların öbür hırsızları hırsızlıkla suçladığı bir absürt komedinin tam içindeyiz.

Bu meseleyi mütalâa edebilmek maksadıyla, mevcut ilim ve fikir vasatında gel de din ve ahlâkın iki kaynağından yahut bu ikisinin birbirleriyle münasebetinden bihakkın bahset. Yahut muhafazakârlık kisvesinin sıkıntılarından. Hele yerli ve milli çeşidinin başımıza açtığı felâketlerden.

Cilâlı playboy devri

Meselenin fitilini ateşleyen ve elân hapisteki matbuat mensubu playboy görünümlü şahsın Şiiliğinden veya bugüne kadar hiç de hakketmediği makamlara getirilmesinden daha vahim bir başka vechesi var ki hem görmezden gelinmekte, hem de zannedilenin aksine, benzerleri pek fazla bir yekûna denk gelmekte: Proje çocuğu.

Evvelâ bu ıstılaha bir göz atalım:

En hülâsa ifadesiyle ebeveynin bir çocuğa, erken yaştan itibaren, ona hâddinden fazla kıymet vermesi ve buna münasip bir manâ yüklemesi faaliyeti... Akabinde de kaldıramayacağı büyüklükte idealleri aşılaması.

Günümüzün ebeveynleri, çocuk yetiştirme itiyadına da, terbiye fennine de ve elbette pedagojiye de uymayan, hatta insan ve çocuk tabiatına kökten aykırı bu vahim hataya şu iki sebeple sürüklenirler:

1- Asrımızdaki gibi bir ailenin evvelâ tamamen çekirdekleşmesi, yani dedelerden, ninelerden, halalardan, teyzelerden, amcalardan ve dayılardan ‘arındırılması’, ebeveynin terbiyesinden çok daha tesirli ve sıhhatli bu eşhasın iştirakine kapatılması, sonra da çocuk sayısının adeta sıfıra yaklaştırılması.

En fazla bir-iki, nadiren üç çocuklu ailelerde ebeveynin gözünde her çocuk, aslen hakkettiği kıymetten mahrum bırakılmakta ve güya ona çok fazla bir manâ ve kıymet yükleniyormuş görüntüsü altında çocukların tabiatı tahrip edilmekte, neticede ortaya, küstah, anlayışsız, mütekebbir, asi ve gaddar bir nesil çıkmakta. Sadece yabancılara değil, ana-babaya da asi fertler. Hatta Rabblerine de. Erken yaşlardan itibaren ölçüsüzce itimadı nefs aşılanan bu çocuklar, büluğlarından itibaren tanrılıklarını ilân etmekte bir mahsur görmemekte.

Ve kimse bu büyük tehlikenin bihakkın farkında değil; yokmuş gibi davranmak, hepimizin niyeyse işine gelmekte.

Şehirde bozulan tabiilik

Çocuğu kendi tabiiliği içerisinde yetiştirmek yerine, adeta bir nevi eşyalaştırmak diyebileceğimiz bu sapıklık, haftalardır bahsedilen sapıklıklardan daha tehlikeli hâlbuki.

Benim de içinde bulunduğum köy kökenli, şahsen köyde doğmamışsa bile ebeveyni orada doğmuş ve belli bir yaşa kadar oralarda büyümüş eşhas, şehre yerleştiğinde, bir meslek edinip belirli bir miktar maddi imkâna kavuştuğunda, hatta herhangi bir fakültede tahsil gördüğünde, kendisini bu cenderede bulmaması adeta mübrem. Şeytan fısıltısı dolu bu sapmadan ebeveynin kendisini, dolayısıyla çocuklarını muhafaza edebilmesi için tedbir üstüne tedbir alması şart.

Modern insanın içine iyice yerleşmiş nefsi emmare isimli o şeytanın kişiye, herhangi bir batılı hak gösterebilmesi işten bile değil. “Ne yani, çocuklarımızın üzerine titizlenmek, onların istikbâlini düşünmek ve her birinin hakkettikleri yerlere gelmesi için uğraşmak niye fena bir şey sayılsın ki? Onları ihmâl mi edelim yani?” nev’inden mugalâta dolu müdafaalar, erketeye yatmış vaziyette beklemekte. Mesele çocuklarımızın istikbâlini düşünmek veya ihmâl etmek değil, bunun tam zıddı. Onları tabiatlarına ve hilkatlerine muvazi bir şekilde yetiştirmek dururken, canımızın istediği gibi hâddinden fazla hassaslaşarak yetiştirmek, asıl felâket. Bunu bir anlayabilsek, neslimizi muhafaza babında pek kıymetli bir adımı attık demektir.

Bu şıkka, babasının mesleğini ‘seçmeye’ mecbur bırakılan çocuklarla ebeveynin istediği okullarda okumak mecburiyetini ve çocuklarının yerine ebeveynlerinin belirledikleri mesleklere yönlendirilmeleri zulmünü de eklemek lâzım.

Dava adamından dava düşmanlığına

2 – Bizim gibi mağdur edilmiş, ezilmiş, bütün insani ve itikadi hak ve imkânları elinden alınmış, hunharca gadre uğratılmış cemiyetlerde kimi ebeveynlerin, farklı siyasi ve dini maksatlarla, uğradıkları bu zulmün intikamını alma vazifesini çocuklarına yükleme mecburiyeti hissetmeleri, gayet anlaşılabilir bir husustur. Hatta bunun zıddı gayriinsani sayılsa gerek. İntikam hakkımız baki. Öyle ya, birileri sizin devletinizi yıkmıştır ve başınıza da habire sizin gibi görünen, sizin gibi yaşayan, sizden biriymiş intibaını veren kişileri el altından atamakta; üstelik sizi de o kişiyi canı gönülden seçtiğinizi inandırmaya çalışmaktadır.

Bu mihrak, geçen zaman zarfında irfanınızı alaşağı etmiş ve yerine de bâtıl dahi olsa bir başkasını koymamıştır. Çünkü herhangi bir ahlâka, dünya görüşüne, inanca, terbiyeye, hülâsa herhangi bir irfana mensup bulunduğunuzda o mensubiyetiniz sizi istikbâlde tekrar tehlike arz edebileceğiniz bir noktaya taşıyabilir. O yüzden her nevi zihni seviyeden ve manevi tekâmülden mahrum bırakılmalısınız. Kimin gibi? Şimdilerin bütün Türk dünyası ve hatta bütün İslâm âlemi gibi.

Tahsilinizi, ahlâkınızı, ticaretinizi, zevkinizi, hülâsa, bir cemiyeti o yapan ne varsa hepsini zapturapt altına almak ve günbegün içini boşaltmaktan başka bir şey yapmayan idarelere mecbur bırakılan cemiyetlerde birilerinin bu nizamı değiştirmemeyi düşünmemesi gayriinsani bir hâl.

Golem’in babadan intikamı

Tam burada bu nevi dava adamlarını bekleyen büyük tehlike şu: İnsaniyetini ve daha mühimi çocukluğunu ihmâl ederek bir çocuğu bir dava adamı hedefiyle yetiştirdiğinizde, ona en başta lâzım gelen ahlâkı vermeyip içinde yaşadığınız memleketin iddialarının zıddına bir ideali, kâlbine nakşedemeden kuru kuruya aşıladığınızda ortaya bir nevi Golem çıkar. Hangi yaşta olursa olsun, tabiatına aykırı muameleye maruz kalan insan, bir ömür intikam fırsatı kollar. Fırsatını bulduğunda da davayı çiğnemekten zevk alır.

Demem o ki, bir proje çocuğunun yediği herzelere yaslanan ve ondan hareketle güya onu destekleyen siyasilere ve öbür eşhasa müteveccih tehdit ve yıldırma faaliyetine dönüşen mevcut adli ameliyenin kanaatime göre gözden kaçan en mühim kısmı bu.

Zaten bir ‘temiz eller’ faaliyetiyle karşı karşıya değiliz. Daha kirli ellerin kimi kirli ellere tevcih ettiği bir intikam temsilini seyretmeye mecbur bırakılıyoruz. Bize gösterildiği gibi aslında matbuat ile siyaset muhitlerinin gizli münasebetleri teşhir edilmiyor; tersine, bu münasebetlerin daha adilerinin kurulabilmesi için zemin hazırlanıyor.

Tarla yabani otlardan ayıklanmıyor yani, hayır; bugüne kadar hibrit tohumlu buğdayların ekilip biçildiği yerler, israil menşeli yeni ve çok daha zararlı tohumlara hazır hâle getiriliyor.

En başta anlamamız, kafamızı duvarlara vura vura farketmemiz lâzım gelen umde: Taharet suyuyla el yıkanmaz. Necasetten sabun olmaz. Yoksa şeriatın yasaklandığı bir memlekette, bu olan-bitene bakarak, yüzümüz kızarmadan “Şeriatın kestiği parmak acımaz.” diyebilir miydik?

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026