Sofralardaki soykırım silahı

“Kölelik bir kalemle kaldırılabilirken, pestisitlerin zararları yani kimyevî kirlilik yüz yıllarca temizlenemez. DDT’nin yasaklanmasına rağmen çevre krizi iyileşmekten ziyade kötüleşiyor. Biz bazı pestisitlerin ülkemizde kullanımını yasakladık. Ancak hâlâ üretimlerini sürdürerek başka ülkelere satıyoruz. Oysa bir yerde besin zincirinin zehirlenmesi her yerde zehirlenmesi demektir. Ne kadar gecikirsek karşılaşacağımız tehlikeler de o kadar artacak.
Rachel Carson şöyle demişti Sessiz Bahar’da: “Hayvanlarda neden olduğu rahatsızlıklar, insan türü için aynen geçerli değildir’ gibi yarı doğrudan oluşan sakinleştiricilerle insanlık uyutulmaktadır. Biz acilen bir avuç avutucu yalanlara, tatsız gerçeklerin şekerle kaplanarak sunulmasına son vermeliyiz!’
Günümüzde özellikle bebekler ve çocuklar kaldırabilecekleri pestisit seviyesinin yüzlerce kat fazlasına mâruz kalıyor. Peki, hangi ekonomik yarar hesabı bunları haklı kılabilir? Modern uygarlığın şaşırtıcı derecede yitirdiği temel değerlere yeniden dönmeliyiz.”
Reklam
Şu ana kadar okuduklarınız ABD eski başkan yardımcısı ve başkan adayı Al Gore’a ait. Metin ise Rochel Carson’ın ‘Sesiz Bahar’ adlı kitabının Türkçesinin önsözünden iktibas edildi. Carson’ın DDT ve sigaranın zararlarını anlattığı bu kitabını kimse basmak istemedi. Basan matbaalar yakıldı ve Carson bu kitap yüzünden öldürüldü.
Rochel Carson bugün yaşasaydı ne gördüklerine inanabilirdi, ne de böyle bir kitap yazardı. Muhtemelen endüstri, bilim, bürokrasi ve siyasetin bütün kirli ilişkileri ve çirkefliklerini ifşa eden devasa bir külliyat meydana getirirdi. Zira bugün sözde yasaklılar listesindeki DDT’den yüzlerce kat daha zararlı maddeler insan hayatının her alanını istila etmiş durumda.
Düşünün bir kadın gebe ve yedikleri zehir. Bir bebek dünyaya gelmiş ve emdiği süt ve ona yedirilenler zehir. Düşünün hastasınız ve size şifa diye zehir yediriyorlar. Düşünün hasta olmayın diye size aşı yapıyorlar ve bu yüzden otistik, kanser veya kısır oluyorsunuz. Düşünmeyin aynen böyle yapıyorlar!
Bu sayımızda -neredeyse- her ekmek ve unlu mâmûllerde yedirilen, kısırlaşmanızı sağlayan Tri-Floro-asetik Asit (TFA)’ adlı maddeyi ve ABD Sağlık Bakanı Keneddy’nin aşılarla ilgili ortaya çıkardığı gerçekleri ele alıyoruz. Dosyalarda okuyacaklarınız ürkütücü. Doğrusu bizim pek de yabancı olmadığımız şeyler ama bunlar hâlâ Türkiye’de de herkesin mâruz bırakıldığı kısırlaştıran ve öldüren zehirler.
Reklam
Aile yılını geride bıraktık ama aile başarabilirse yaşamaya devam edecek. Başarabilirse, zira bugün her zaviyeden saldırı altındaki aileyi ayakta tutmak çok zor. Bir de bundan sonra aile kurabilecek, kursa da çocuk sahibi olabilecek genç bulabilecek miyiz? İşte en temel suâl bu ve muhtemel cevabı hayır!
Bu hususta Rûm 60’da Cenâb-ı Hakk Teâlâ bizleri şöyle ikaz ediyor: “İnsanların elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde fesat çıktı.” Bakara 11’de ise “Onlara, yeryüzünde fesat çıkarmayın dendi mi, derler ki: Biz ıslah edicileriz!”
Şimdi bu işin fâillerine bu dosyalarda yazanları sorsak ya dudak büküp geçecekler yahut da bize bu kadarını bile layık görmeyecekler.
Gerçek Hayat ise bu gerçekleri ifşa etmeyi inşâallah sürdürecek. Bu sebeple hâlâ bir dostunuzu abone yapmamışsanız onun yaşadığı mahrumiyetten hissedar olduğunuzu bilmenizi dileriz. Zira Gerçek Hayat’ta okuduklarınız ve okuyacaklarınızı başka yayın organlarında görmek pek de kolay değil.
Üç aylar ve mîlâdî senenin hayırlara vesile olmasını niyaz ederiz.
Vesselam!
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.