Sosyal medya paylaşımları kişilik hakkında ne söylüyor

Sosyal medyada yaptığımız her paylaşım, aslında hem psikolojimiz hem de kişiliğimiz hakkında düşündüğümüzden çok daha fazla ipucu taşıyor. Bu sayımızda, bilimsel araştırmalar ışığında hangi paylaşım türünün ne anlama gelebileceğinden bahsetmek istiyorum.
Merhaba, sevgili dostum. Yazıma başlamadan önce küçük bir hatırlatma yapayım. Bir kişinin psikolojisiyle ilgili yorum yapabilmek için, onun sosyal medyada sürekli aynı türde içerikler paylaşıyor olması gerekiyor. Çünkü hepimiz ara sıra özçekim de yemek de paylaşırız. Bunda hiçbir problem yok. Önemli olan, paylaşımların baskın bir örüntü hâline gelip gelmediğidir.
Gelelim ilk ve en yaygın paylaşım türüne, yani özçekimlere ya da namıdiğer selfielere. Asansörde, tuvalette, yürürken… Hepimiz zaman zaman selfie çekiyoruz, ben bile. Ancak bir kişi, her gün ya da günde birkaç kez selfie paylaşıyorsa araştırmalara göre burada iki güçlü ihtimal var:
Birincisi, düşük öz saygı. Kişi, kendini yeterince güzel ya da değerli hissetmediği için filtre ve doğru açıların yardımıyla aldığı beğenilerle kendini toparlamaya çalışıyor olabilir. İkincisi, ilgi arayışı. “Beni görün, fark edin!” mesajı… Hatta bazen partner arayışının sinyali bile olabiliyor. İlginç bir paradoks da şu: Bu kadar çok selfie paylaşan insanlar, çoğu zaman ilgi çekmek yerine itici bulunabiliyor. Ayrıca özellikle erkeklerde çok selfie paylaşımıyla narsistik özellikler arasında anlamlı bağlantılar tespit edilmiş.
Reklam
Bir diğer kategori ise lüks mekân, pahalı tatil ve konum etiketleme paylaşımları. Bu tür postları sık yapanların, araştırmalara göre materyalist değerleri daha yüksek. Yani manevi değerlere değil; paraya, güce, statüye daha fazla önem veriyorlar. Aynı zamanda, “Bakın neredeyim, bakın ne kadar değerliyim?” mesajıyla da narsistik bir arayış içinde olabiliyorlar.
Gelelim yemek paylaşımlarına. Ev hanımlarının el emeği yemeklerini paylaşması bence çok doğal; bu bir üretkenlik göstergesi. Ancak araştırmalarda şu da görülmüş: Sürekli “sağlıklı tabak” paylaşanlarda yeme bozukluğu riskinin daha yüksek olduğu belirtiliyor. Bazı insanlar ise “Tatlı yedim, ay diyet bozuldu!” tarzı paylaşımlarla suçluluklarını hafifletmeye ve sosyal onay almaya çalışıyor.
Hep gündem paylaşanlarla ilgili de ilginç bir bulgu var. İnsanlar, haberi tam okumadan bile sadece paylaştıkları için kendilerini o konuda bilgili zannediyorlar. Buna, “yanılsamalı uzmanlık” deniyor.
Ebeveyn paylaşımlarında ise iki nokta öne çıkıyor. Zorluklarını paylaşanlar, aslında yalnız olmadıklarını görmek ve destek hissetmek istiyorlar. Ancak çocuğunun başarılarını sürekli öne çıkaran, hep “en iyi, en güzel, en başarılı” vurgusu yapan ebeveynlerde narsistik eğilimler daha sık görülüyor.
Aşırı romantik fotoğraf paylaşan çiftlerde ise işler tam tersi olabiliyor. Görünürde büyük bir aşk var ama araştırmalar gösteriyor ki ilişkisinde en çok güvensizlik yaşayanlar, o günlerde daha çok aşk dolu paylaşım yapıyor. Bir nevi “ilişkiyi sosyal medyadan onarma” çabası. Hatta partneri sürekli etiketlemek de “Bu benim!” deme ihtiyacından kaynaklanabiliyor.
Reklam
Bir başka grup da “tatil stokçuları”. Kendi hayatından memnun olmayan, tatminsizlik yaşayan insanlar, azıcık tatile çıkınca bile yüzlerce fotoğraf paylaşıp sosyal medyada bambaşka bir hayat kurgulayabiliyor.
Sürekli çok çalıştığını, yoğun olduğunu paylaşanların ise çoğu zaman başarıyla değer gören ailelerde büyüdüğü söyleniyor. Kendini değerli hissetmek için başarıya sarılma durumu… Modern dünyada çok çalışmak statü gibi görülüyor ama geçmişte asil olmak, “boş vakti olmakla” ölçülüyordu. İlginç değil mi?
İmalı ve belirsiz paylaşımlar (laf sokmalar, karanlık fotoğraflar, mutsuz emojiler) ise genellikle pasif-agresif kişilik özellikleri veya yalnızlık işareti. Kişi, direkt söylemek yerine imalı şekilde paylaşım yaparak hem mesajını iletiyor hem de ilgi topluyor.
Kendini hiç paylaşmayanlar ise iki grupta toplanıyor: Mahremiyete aşırı önem verenler ve öz güven eksikliği yaşayanlar. Bazılarıysa sadece başkalarını izlemek için orada.
Son olarak çok fazla motivasyon sözü paylaşanların da yüzeysel, tekrarlayıcı düşünce yapısına daha yatkın olduğuna dair yorumlar var.
Peki… Sen bu paylaşımların hangilerini yapıyorsun?
Sence insanlar, sosyal medyada kendilerini gerçekten oldukları gibi mi gösteriyor?
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.