Kronos Bilgeliği ve Zaman Yönetiminin Derinlikleri

Bu ay iki kitaptan söz edeceğiz. İkisi de Ceres Yayınları tarafından piyasaya sürülmüş. Birincisinin adı “80/20 Satış Pazarlama”, ikincisinin ise “Kronos Bilgeliği”.
Amacını, hayli ulvi bir ifadeyle “Okuyucuyu, rutin koşuşturmalardan sıyrılıp, yaşama farklı açılardan bakabilmeyi, yeni pencereler aralayabilme yolculuğuna çıkarmak” olarak belirlediğini söyleyen Ceres Yayınları 15 yıl önce kurulmuş. Sanat, edebiyat, sinema, felsefe, kişisel gelişim, biyografi, şiir alanlarında yeni kitaplar oluşturmak idealinde imişler. Yolları açık olsun… Gelelim kitaplara…
Etrafımız ‘çok meşgul’ insanlardan geçilmiyor. Herkesin elinde telefonlar, kulakta canlı yayın, öte yanda bitmek bilmeyen toplantılar... Sabahın köründe başlayan gece yarılarına sarkan meşhur ‘koşturmaca’. Soru şu: “Bu kadar efor harcanıyor da, karşılığında ne oluyor?” Pazarlama dünyasının önemli isimlerinden Perry Marshall’a göre zamanımızın çoğunu; koca bir hiç için harcıyormuşuz.
Bu ‘hiç’, Marshall’ın Ceres Yayınları’ndan çıkan “80/20 Satış Pazarlama” kitabının ana konusu. Marshall, “Harcanan çabanın yalnızca yüzde 20’si, elde edilen sonuçların yüzde 80’ini oluşturur" diyen Pareto İlkesi’ni masaya yatırmış. Üstüne; işi bir adım daha ileri götürüp ‘katlanarak büyüyen verimlilikten’ bahsederken; ‘her 80/20’nin içinde bir 80/20 daha gizlidir” diyerek bir sonuca varmış: “Çabalarımızın en verimli yüzde 4’lük kısmı, toplam sonucun yüzde 64’ünü getiriyor.”
Şimdi düşünelim; enerjimizi o ‘altın yüzde 4’ yerine, bize hiçbir şey kazandırmayan ölü yatırımlara, huysuz müşterilere veya sonuçsuz projelere harcamak ne kadar doğru?
Yazar bu soruya çözüm olarak; “Racking the Shotgun” (Av Tüfeğini Doldurmak) yönteminden bahsetmiş. Demiş ki; “Gürültü çıkarıp kimin dönüp baktığına, kimin tepki verdiğine bakacaksınız. Kalabalıklar içindeki o gerçek potansiyeli ayıklamak için vakit kaybetmeyeceksiniz.” Gerçekten potansiyel barındıran müşteriyi bulmak için “Beş Güç Diskalifiye Edicisi” kriterlerinden yola çıkmayı tavsiye etmiş. Kriterler ve içerikleri şöyle:
Bu kriterlerden biri veya birkaçı eksikse, o müşteri diskalifiye edilmeliymiş.
Umarız; Perry Marshall’ın “Güç Üçgeni” olarak adlandırdığı, rehber niteliğindeki, karmaşık pazarlama süreçlerini sade bir dille anlattığı bu kitap, o kritik yüzde 4’ün bulunmasına katma değer getirir.
Modern zamanların çok havalı görünen ancak bizim hazin bulduğumuz; “Hiç zamanım yok!” diyenlere yönelik olabilecek ikinci kitap ise Bora Erkmen imzalı “Kronos Bilgeliği”. Kitapta derinlikli bir tespit var: “Zaman yönetimi, işlerin hızına yetişmek değil, yaşamın özünü sahiplenmektir.”
İletişim dünyasında sık sık dile getirilir. Mesele hız değildir, mesele hedef ve anlamıdır. Nereye koşulduğunun bilinmemesi, boşa kürek çekmekten farksızdır… Başkalarının belirlediği (‘drive’ ettiği) tempoya ayak uydurmak, sizi ‘iş yapıyormuş gibi’ gösterebilir, ancak kişiliğinize katma değer getirmez.
“Zaman yönetimi” iddialı bir ifadedir. Aslında zaman yönetilemez, akar gider. İnsan ancak kendi duruşu ve önceliklerini yönetebilir.
Eğer her şeye yetişmeye, her toplantıda bulunmaya, her e-postaya anında cevap vermeye çabalarsa, insan ne strateji kurabilir ne de ‘zamanın ruhunu’ (Zeitgeist) yakalayabilir. Kitaplarımızdan birinin adında ifade edildiği gibi; Vazgeçmek özgürlüktür!
Zamanın ‘efendisi’ olmak isteniyorsa, nelerin yapılamayacağına karar vermek, atılacak ilk ve en doğru adım olabilir. İşe eleneceklerle başlamak, asıl meseleye, yani ‘değer katacak’ işlere yer açmayı sağlayabilir...
Mesela ‘her an ulaşılabilir’ olduğumuz algısı… Bizzat bizim tarafımızdan oluşturulan bu algı, beklentilerin ve mahkûm olduğumuz ‘çok yoğun’ hayatın müsebbibi hâline de gelebiliyor… Bunu da eleyip, ajandalarımızı başkalarının değil, kendi stratejik hedeflerimize göre kurgulamaktır da bir başka etkili adım olacaktır herhâlde…
Aklımızın bir köşesinde şu yaklaşım kalsa yeter: Her şeye yetişmeye çalışmak vasatlığa; ‘doğru âna’ odaklanmak ise saygınlığa yol açar ki; değerleri vasatlık değil, saygınlık belirler.
Bu yazının başlığı, yazardan bağımsız olarak editoryal bir şekilde hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.