Cemil Meriç’in ideoloji eleştirisinden dijitalizme

Cemil Meriç, dönemin sığ dünyasında zihnini ve ruhunu dışarı çekmeyi başarabilen bir aydındır. O, ideolojilerinin kendisini kafakola almasına izin vermemiştir.
Cemil Meriç’in belki de en çok dolaşımda olan ve paylaşılan sözü, ideolojileri deli gömleklerine benzettiği “İzmler idrake giydirilmiş deli gömlekleridir.” cümlesidir. Form olarak bakıldığında, Cemil Meriç’in İdeolojik tarafsızlığı kutsayan bir tutumla böyle bir yargıya vardığını düşünebiliriz. Zaten bu cümleyi birçok suya sabuna dokunmama sevdalısı da o sebepten kullanır. Cümleyi başından sonundan biraz çekiştirip uzatarak yazacak olursak Meriç, “Sloganlar yönetiyor insanları. İdeolojiler yol gösteren birer harita değil, idrake giydirilen deli gömlekleri.” diyor.
Cümleye bu haliyle baktığımızda ideolojilerde olması gereken mahiyeti de bildiriyor bize: İdeoloji yol gösteren bir harita olmalı. Fakat Meriç’e göre ideoloji, retorik içine hapsolmuş ve insanların anlama ve anlamlandırma kapasitelerini kısıtlayan bir yapı haline gelmiştir. Başından ve sonundan biraz daha sündürelim cümleyi: “Toplum zıvanadan çıkmış. Cinayet cinayeti kovalıyor. Akıl susmuş ve mefhumlar cehennem! Bir raks içinde tepinip duruyor. Sloganlar yönetiyor insanları. İdeolojiler yol gösteren birer harita değil, idrake giydirilen deli gömlekleri. Aydın dilini yutmuş; namlular konuşuyor. Bir kıyametin arifesinde miyiz acaba?”
Olanları anlamak için üzerinden biraz zaman geçmesi elzemdir. Örneğin bir vakanın tarihî bir vaka olarak adlandırılması için otoritelerin görüşüne göre üzerinden en az elli yıl geçmiş olması gerekmektedir. Bir olayın boyutunu, etkisini, nedenini ve sonucunu kavrayabilmek de böyledir. Eğer bir eylemin içerisindeysen ne yaşadığını tam olarak bilemeyebilirsin. Tablonun dışına çıkıp dıştan bir gözle bakabilmek oldukça zordur. Hem futbolcu hem taraftar olmak pek mümkün değildir. İdrak edebilmek için tribünlere çıkmalı insan. Cemil Meriç, dönemin sığ dünyasında zihnini ve ruhunu dışarı çekmeyi başarabilen bir aydındır. O, ideolojilerinin kendisini kafakola almasına izin vermemiştir. “Bir kıyametin arifesinde miyiz acaba?” Şeklinde yönelttiği sorunun bugün bakıldığında ne kadar haklı bir kaygı olduğunu görebiliyoruz. Olayları isabetli görebilmesinde ve ideolojilere değer vermeyişinde onun kavganın dışında kalabilmesinin payı büyüktür.
Bugünün bir başka deli gömleğine gelecek olursak; insanların duygu ve kararlarını manipüle eden, fertler arasında gerçeklikten kopuk histeriler yayan ve böylelikle toplumu kaygan bir zemine İten bir izm daha var: Dijitalizm. Dijitalizmden kastım, dijital dünya ile hayatımıza giren araçlardır. Verilerin hızlı ve kontrolsüz aktarımı, pürüzsüzlük algısı ve şeffaflık dayatmasıdır. Burada mevzu öncelikle gerçekliğin sanal olanla mübadele edilmesidir. Bu sayede trans bir dünyanın icat edilebilmiş ve gerçek ile gerçek olmayanın ayırt edilmesi zorlaşmıştır. Cemil Meriç’in “Toplum zıvanadan çıkmış, mefhumlar cehennem.” dediği yer tam olarak burasıdır. Bununla beraber dijitalizmden bir diğer kastımsa; rakamın, verinin, datanın, istatistiğin, hak etmediği bir şöhrete kavuşmasıdır. Mevzunun vurası da Cemil Meriç’in “Sloganlar yönetiyor insanları.” tespitiyle örtüşmektedir. Manipülasyon ve aldatma hep bunlarla yani veriyle, istatistikle datalarla sığ sloganlarla yapılıyor.
Modern dünyanın yeni fertleri olarak odak sorunu yaşayan insanlarız. Sansasyonların hızla akışına adapte olduk. Hızlı İngilizce kursları hızlı geçiş sistemleri (HGS), hızlı çözüm merkezleri... Hızlı olmak bir ayrıcalık ve mertebe oldu adeta. Bazı kalabalık müzelerde hızlı geçiş gişeleri var. Orda daha fazla ücret ödeyerek beklemeden müzeye hızlıca girebiliyorsunuz. Bir ürünün hızlı olması modern bireylerin onu kabul etmesi için tek balına yetecek bir meziyet. Hız, dijitalizmin en büyük kozudur. İçinde bulunduğumuz çağ için de hız ve haz çağı yakıştırmaları ve adlandırmaları artık yaygın olarak kabul edilmiş durumda. Hız ve haz yokluğu mutsuzluk ve huzursuzluk olan iki etkendir. Bu bakımdan bu çağın nimetlerinden! Olan haz ve hızın eksikliği mutsuz olmanın başlıca sebepleri olarak algılanır.
Hız ve haz faktörünün yaygınlaştırdığı dijital bulaşıcılık ortamına karşı bireysel anlamda alınabilecek en temel önlem işte bu yüksek zevk sahibi olma meselesidir. Bunu din, sanat ve gelenekle sağlayabiliriz. Modernite sorunları çözme noktasında yetersiz önerilerde bulundu. Modernite bugün hem kendiyle hem de arzularıyla baş başa kalmış çaresiz ve mutsuz modern insanları var etti. Mutsuzluğa ittiği bu insanlara da daha fazla tüketmek ve tüketim ateşini harlamaktan başka bir öneride bulunmuyor. Hâlbuki arzular anlık olarak haz ve mutluluk getirse de insanın doymak bilmeyen iştahı karşısında er ya da geç onu mutsuzluğa ve çözümsüzlüğe itecektir.
İnsan, arzunun karşısına “akıl”ı koymak zorundadır. İnsanı aklını kullanmaya zorlayan her şey onu mutlu kılacaktır. Modern düzen bunu sevmez, akleden insanı sevmez ve birey olup kendi ihtiyaçlarını belirleyebilen insanı sevmez. Aklını kullanan, aklını arzularına karşı bir mihenk yapan insan mutluluğu artık çayırda otlayan ineğin mutluluğu gibi belirli fizyolojik hazlarla elde edilen bir hissiyat değil değerlere sahip olarak kazanılan ve insan olmanın gerekliliği olarak görecektir.
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.