Saraybosna’daki İnat Evi, bir direnişin simgesi oldu

Komşularınızla ara sıra anlaşmazlık yaşayabilirsiniz. Böyle bir durumda ya katlanırsınız ya da konuşarak sorunu çözersiniz. Ancak tarihsel süreçte bazı anlaşmazlıklar çözülememiştir. Bazı insanlar, komşularına veya hükümete inat olsun diye binalar inşa etmeye karar vermişlerdir. Bunlardan bir tanesi, Saraybosna'daki İnat Evi olarak bilinen yapıdır.
İnat Evi, Milyatska Nehri’nin sağ kıyısında Şeher-Çehaya Köprüsü’nü geçtikten sonra Hacılar Camii’ne gelmeden önce karşınıza çıkar. Osmanlı sivil mimarisinin özelliklerine sahip olan bu ev, aslında hem gülümseten hem düşündüren bir hatıradır.
İnat Evi’nin önüne geldiğinizde, onu küçük ve sade bir yapı gibi düşünebilirsiniz. Fakat o yoğun bir tarih, yüksek bir direnç simgesidir. Başlangıçta, bugün bulunduğu konumda inşa edilmemiştir. Sahip olduğu ismi de mevcut konumuna geliş sürecinden almıştır.

Avusturya-Macaristan yönetimi, Bosna topraklarına gelişinden sonra büyük inşaat projeleri gerçekleştirdi. Saraybosna’da, halka gücünü göstermek için görkemli bir bina inşa etme kararı aldı. Bu doğrultuda, 1896 yılında belediye binası inşa edildi. İnat Evi ise ondan biraz daha önce, 1892 yılında inşa edilmişti.
Belediye binası inşaatı ve aynı güzergâhtan geçecek elektrikli tramvay projesi için iki hanla birlikte İnat Evi’nin yıkılması gerekiyordu. Ancak ihtiyar Benderliç, “iç huzurunu korumak adına” evinin yıkılmasına izin vermiyordu. Yapılan pazarlık neticesinde, evin Milyatska Nehri’nin diğer tarafına tuğla tuğla taşınması karşılığında, bir çözüme ulaşıldı. Meslekleri bakırcılık olan Benderliç kardeşlerin inşaat süresince kiraları da ödendi.

Birçok kişi, çoğu zaman bu olayı Bosnalıların inatçılığının bir kanıtı olarak görür, anlatır. Fakat aslında daha derin bir anlam taşır. Bu olay bir evin taşınmasından ziyade bir halkın değerlerini koruma mücadelesidir. Milyatska Nehri’nin karşı kıyısına taşınan sadece taşlar değil, bir halkın kimliğidir; o kıyıdan bu kıyıya yapılan yolculuk, bir mirasın hayatta kalma çabasıdır.
Avusturya-Macaristan yönetimi, Bosna’ya ayak bastığı andan itibaren, Osmanlı mirasının izlerini silmek için çok çaba harcadı. Mimariden dile, yaşam biçiminden kimliğe kadar her alanda bir dönüşüm başlattı. Bosna halkıysa bu yöndeki ısrara karşı, kimlik koruma mücadelesi verdi.

Evin, bugüne kadar birçok sahibi oldu. Şu anda Kültürel ve Tarihi Mirası Koruma Enstitüsünün koruması altında bulunuyor. 1997 yılından beri, geleneksel Bosna mutfağının en özel lezzetlerini tatma fırsatı veren bir restoran olarak hizmet veriyor.
Dünyada başkalarının itirazlarına rağmen inşa edilmiş on ev listesine yer alan bu yapının girişini, “Öbür taraftaydım, ama direnişten dolayı buraya geçtim.” yazısı süslemektedir. Evin duvarlarında eski Saraybosna fotoğrafları asılıdır. Bu restorandan Milyatska Nehri ve İnat Evi’ni yerinden eden Viyeçnitsa Kütüphanesi seyredilebiliyor.

Velhasıl: İnat Evi, iki dünyanın kesişme noktasında bir vicdan gibi durur. Küçücük bedeniyle, büyük bir tarihi omuzlar. Taş duvarlar, ahşap tavanlar, geleneksel eşyalar arasında kahvelerin yanında hatıralar da köpürür.
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.