Avrupa’da İslam’la değişen üç hayat hikâyesi

Yusuf Meriç
18:00, 21/03/2026, CumartesiG: Güncelleme: 21:27, 21/03/2026, Cumartesi
CategoryGenç Motto
Genç Motto
Avrupa’da İslam’la değişen üç hayat hikâyesi
İSLAMLA ŞEREFLENEN HAYATLAR

Farklı ülkelerden ve mesleklerden üç ayrı ibretlik yaşam hikâyesi. İnançsızlığın ve umutsuzluğun karanlık dehlizlerinde savrulurken İslam'la tanıştıktan sonra hidayete eren hayatlar... Müslüman olmanın huzurunu yaşayan Avrupalıların anlattıklarında istifade edilebilecek pek çok detay var.

Saat örneği ile hayatı değişen ateist İtalyan şef

Brüksel'de yaşayan Lucas Clemente, Müslüman bir iş arkadaşıyla sohbeti sonrası yaptığı araştırmalarla İslamiyet'i seçmeye karar verdiğini, ibadet ettikçe ruhsal bir uyanış yaşadığını söylüyor. 35 yaşındaki İtalyan şef, Müslüman olma yolculuğunu şöyle anlatıyor: “Brüksel'deki bir İtalyan restoranında barmen olarak çalışmaya başladım. O zamanlar Allah'a inanmıyordum. Konakladığım otelde Faslı bir resepsiyonistle din üzerine ettiğimiz sohbetlerde o Allah'ın varlığını, ben ise yokluğunu ispatlamaya çalışıyorduk. İstişarelerimiz derinleştikçe onun argümanlarının çok daha güçlü olduğunu fark ettim. Kendime, 'Bu konuyu daha iyi araştırmalıyım,' dedim ve okudukça bizi yaratan bir gücün olduğu sonucuna vardım.”

Allah'ın varlığına inandıktan sonra ikinci bir soruyla karşı karşıya kaldığını ve en doğru dinin hangisi olduğunu öğrenmek istediğini dile getiren Clemente, “Budizmden başlayarak pek çok dini araştırdım. İslam'ı en sona bırakmıştım. Kur'an-ı Kerim'i okumaya başladığımda reddedemeyeceğim şekilde çok kuvvetli kanıtlarla karşılaştım. Allah'a şükür ki İslam'ın doğru din olduğunu anladım,” diyor.

Müslüman olma yolculuğunda unutamadığı anlar olduğunu dile getiren Clemente, “Açıkçası bir imamın sorduğu iki soru, hayatımı değiştirdi. Bana, 'Kolundaki saatin yoktan var olduğunu düşünebilir misin?' diye sormuştu. Ben, 'Hayır!' diye yanıt verince, 'Peki, insanın yoktan var olduğunu nasıl düşünebilirsin?' dedi. Buna yanıt veremedim. Evet, bu nasıl olabilirdi? Bu bir tesadüf değildi. Bizi, mükemmel bir şekilde yaratan bir güç olmalı diye düşünmeye başladım.”

Clemente, Müslüman olduktan sonra hayatının tüm alanlarında olumlu gelişmeler yaşandığını vurgulayarak, “İslam'ı kabul edince hayatım tümüyle değişti. Tüm kötü alışkanlıklarımı bıraktım. Ailem buna çok sevindi. Alkolü, sigarayı bıraktım. Odaklanma yeteneğim arttı. Gençken hiçbir şeye odaklanamadığımı anladım. İnanmadığım dönemde para kaybetmekten çok korktuğumu hatırlıyorum. Yatırdığım parayı geri kazanamayacağım korkusuyla risk alamazdım. İman ettikten sonra kazandığım ahlaki, fiziki, ruhsal güç sayesinde her şeyin Allah'tan geldiği bilincine varınca korku kalmıyor. Denersin, olmazsa başka bir şey denersin. Allah, ne istersen verir. Bu hissettiğin iç huzurun eseri,” tespitinde bulunuyor.

Eski bir ateist olarak İslam'a ilk yaklaşımının çok şüpheci olduğunu ifade eden Clemente, şunları kaydediyor: “Fıtrat denilen doğamızı, yaş aldıkça kaybediyoruz. İslam'ı günlük hayatta uyguladıkça, dua ettikçe, namaz kıldıkça farkı hissetmeye başladım. Müslüman olduğum gün, kalbimde bir şey hissettim. Bunu açıklayamam. Bu ancak hissedilen bir şey. Rüyalar görmeye başlıyorsunuz. Çok güzel rüyalar. Sükûnet hissediyorsunuz. Bir de ruhun içten içe sana, 'Evet, bu doğru ve mantıklı bir şey,' demesi var. İşte bu, gerçekliğin ta kendisi.

Clemente, ruhsal bunalımda ve arayışta olan gençlere yönelik olarak da şunları söylüyor: “İslam, tüm dertlerinin çaresi. Daha iyi bir hayat yaşamanın yolu. İslam'ı yaşamak; insana güç, odak ve hedef sağlıyor. Allah'ın hepimize özel bir yetenek verdiğini düşünüyorum. Bu yeteneği tüm insanlığın hizmetine sunmalıyız ki hepimizin hayatı güzelleşsin.”

Okudukça Kur'an'a aşık olan boks şampiyonu

Eski Profesyonel Kick Boks Dünya Şampiyonu Hanna Hansen, Müslüman olmaya karar verdikten sonra çok olumlu tepkiler aldığını, ancak başörtüsü takmaya başlamasının ardından Almanya’da nefret söylemlerinin arttığını belirterek, “Başörtüsünü kullanmaya başladığımda her şey değişti. Medyada hakkımda olumsuz haberler çıkmaya başladı. Avrupa'daki sözde hoşgörü, çoğu zaman yüzeysel olduğunu ortaya koydu,” diyor.

Bir dönem modellik yapan Hansen, ateist bir aileden geldiğini ve yıllarca Hristiyanlık ile Hinduizm gibi farklı dinleri araştırdığını belirtiyor. Hansen, bir dönem Budizm’den etkilense de hiçbir dinin ya da kültürün kalbine dokunmadığını ifade etti. Bu nedenle hayatına anlam katacak bir arayış içinde olduğunu dile getiren Hansen, İslamiyet ile tanıştıktan sonra hem ruhen hem de bedenen dinginliğe kavuştuğunu vurguluyor.

Dünyevi olarak pek çok şeyi başarmış olmasına rağmen Müslüman olmadan önce hayatında hep bir eksiklik hissettiğini aktaran Hansen, dinî araştırmalar yapmaya başladığı dönemde ülkesinde İslam hakkında çok fazla olumsuz haber çıktığı için bu dini en son incelediğini söylüyor. Müslüman olmasının ardından hayatının, alışkanlıklarının ve önceliklerinin köklü biçimde değiştiğine dikkat çeken Hansen, “Eskiden başarı ve takdir görmek, benim için çok önemliydi. Şimdi ise İslam üzere yaşamak, Allah sevgisi, düzen, netlik, iç huzur, adalet ve samimiyet gibi kavramlar hayatımın merkezi hâline geldi,” diyor.

Hansen, özel sohbetler yaparak hem Müslümanları bilinçlendirici hem de Müslüman olmak isteyenlere medyada ya da kamuoyunda bilinenlerin aksine bu dinin ne kadar güzel anlatı ve amaçlara sahip olduğunu aktarmakla meşgul olduğunu, özellikle karşılaştığı ilgi nedeniyle bazen programlara yetişemediğini, buna karşılık yaptığı bu işten büyük bir mutluluk elde ettiğini vurguluyor.

Özellikle Müslüman olmasından etkilenen çok sayıda insanın bir şekilde kendisine ulaştığını ve İslam hakkında bilgi aldığını dile getiren Hansen, şunları kaydediyor: “Benim için en güzel deneyimlerden biri, Almanya, Avusturya ve İsviçre'deki kadınlar arasında Allah'a dönüşün ne kadar güçlü olduğunu görmek. Ben, İslam için çalışıyorum ve bu kusursuz dini benimsemek isteyen kardeşlerimizin sayısı çok fazla. Fransız kadınlar, Almanlar, Avusturyalılar, İsviçreliler, her kökenden bana ulaşıyorlar. Bazen onlara yetişmekte zorlanıyorum ama bunu görmek, büyük bir mutluluk. Bu kardeşlerin çoğu, Avrupa'da İslam'ın sıklıkla yanlış tanıtılması nedeniyle kendilerini güvensiz hissediyordu veya korkuyordu.”

Almanya’da kendisinin yaşadığı baskının çok daha fazlasıyla Müslümanların neredeyse her gün karşılaştığını, bazı Alman Müslümanların inançlarını gizlemek zorunda kaldığını, camilere yönelik saldırıların yaşandığını ve bunun çevrim içi boyutunun da bulunduğunu ifade eden Hansen, Müslümanların internet ortamında çok ciddi ayrımcılığa maruz kaldığını belirtiyor.

Batılı toplumlara Müslümanları anlamaları, onları tanımaya çalışmaları, bakış açılarını değiştirmeleri ve Müslüman karşıtlığıyla yüzleşmeleri yönünde tavsiyede bulunan Hansen, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Avrupa'da İslamcı gibi terimler, genellikle yanlış bir şekilde kullanılıyor ve Müslümanlar bu etiket altında toplanıyor. Bu çarpıtma tehlikeli ama bu tür sınavlar yeni değil. Sahabeler de bunlarla karşı karşıya kaldı. Bu, beni korkutmuyor. Allah'a güveniyorum ve bizleri dinlemek, tanımak isteyen herkesle konuşuyorum. Tehlike eleştiride değil, Müslümanların şeytanlaştırılmasında yatıyor. İslamofobi, derin bir adaletsizlik biçimidir. İslam'a dil uzatıldığında toplum bölünür ve gereksiz yere korku yaratılır. Almanya'daki Müslümanlar barış içinde yaşıyor, çalışıyor, ailelerini büyütüyor, başkalarına yardım ediyor ve saygıyı hak ediyorlar. Kur'an-ı Kerim'i her fırsatta okuyun. Müslümanlarla konuşun. Fikir oluşturmadan önce gerçeği arayın.”

İslam karşıtı kitap yazarken Müslüman olan politikacı

Hollanda'da bir dönem Özgürlük Partisi (PVV) milletvekilliği yapan ve ırkçı lider Geert Wilders'a en yakın isimlerden olan Joram van Klaveren, İslam karşıtı görüşlerinin nasıl değiştiğini ve Müslüman olma sürecinde yaşadıklarını anlatıyor.

Amsterdam'da 1979'da Kalvinist kiliseye bağlı dindar bir Protestan ailede dünyaya geldiğini aktaran Klaveren, üniversitede karşılaştırmalı dinler tarihi eğitimi aldığını, gençliğinden itibaren farklı inanç sistemlerine meraklı olduğunu söylüyor.

Klaveren, ABD'deki 11 Eylül saldırıları sonrası İslam karşıtı hislerinin yoğunlaştığını dile getirerek kendisini İslam ile savaşmaya adadığını ve siyasete bu nedenle girdiğini ifade ediyor. İnsanları, Müslümanlara karşı uyarmak için 2014'te kitap yazmaya karar verdiğini anlatan Klaveren, “İslam'ın Avrupa'da ve tüm dünyada en büyük tehlike olduğunu açıklamak istiyordum,” sözlerini sarf ediyor.

Klaveren, Müslüman karşıtı pek çok tasarının yasalaşması için yoğun mesai harcadığını kaydederek araştırmalarında şu gerçeğe ulaştığını belirtiyor: “Hristiyanlık ile İslam arasında çok yönlü karşılaştırmalar yaptım. Sonunda Müslümanların inancını daha mantıklı buldum.”

İslam hakkında araştırma yaparken, kendisi gibi Müslümanlığı sonradan kabul etmiş Timothy John adındaki İngiliz bir profesörden destek istediğine değinen Klaveren, ondan sadece Batı kaynaklarını okumaması konusunda uyarı aldığını söylüyor. Klaveren, “Ben, İslam'ı hep oryantalistlerden, Batılılardan ve Müslüman olmayanlardan öğrenmiştim. Sonra farklı kaynaklara yönelince olduğu gibi gerçek İslam'ı tanıdım,” ifadelerini kullanıyor.

Klaveren, İslam'a geçişini hızlandıran olaya ilişkin, “Kulağa masal gibi gelecek ama gerçekten de böyle oldu. Kitapları kaldırdığım raftan bir sürü kitap düştü ve o kitaplardan biri de Kur'an-ı Kerim'di. Onu elime aldığımda baş parmağım 22. surenin 46. ayetindeydi. Bana özetle şunu söylüyordu, “Kör olan gözler değil, kalplerdir.” Bunu okuyunca derin bir uykudan uyanmış gibi hissettim. Artık çok güvendeydim. Sahip olduğum tüm şüpheler gitmişti. Karıma Müslüman olacağımı söyledim,” görüşlerini paylaşıyor.

Klaveren, Müslüman olduğunu açıklamasıyla çevresinden çok fazla tepki aldığını aktararak, “Çevremdekiler gerçekten şok oldular. Buna inanamadıklarını söylediler. Bunca yıl onlara İslam'ın kötü ve yanlış olduğunu söylemiştim sonra birden bire değiştim. Tabii ki onlara bunca yıl anlattıklarımdan sonra bir günde değişmelerini beklemiyorum,” şeklinde konuşuyor.

Son yıllarda Avrupa'da artan Müslüman karşıtlığını da değerlendiren Klaveren, “Avrupalıların kendilerinden bahsettikleri en eski metinlerde 'Biz Avrupalıyız,' dediklerini görüyoruz. 'Bu ne demek?' diye sorduğunuzda, 'Yani biz Müslüman değiliz,' diyorlardı. Avrupalılar, kimliklerini Müslüman olmamakla açıklıyor,” diyor.

İslam düşmanlığını besleyen asıl unsurun kültürel öğeler olduğuna işaret eden Klaveren, özellikle Hollywood filmlerinde Arapların ve Müslümanların sürekli terörist olarak resmedildiğini anımsatıyor. Klaveren “Günümüzde en büyük sorun medya. Medya, Müslümanları kötü yansıtıyor. Çünkü olumsuz haberler daha çok satıyor. Terörist saldırılar gibi olumsuz haberlerin sürekli tekrar ettiğini görüyoruz. Bu tekrar, zaten ön yargılı olan birçok insanın zihnini şekillendiriyor,” değerlendirmesinde bulunuyor.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026