Ayşe Teyze ve mahalle baskısına farklı bir bakış

Zorbasın sen Ayşe Teyze, zorba kal!
Mahalle kültürünün yerini site kültürüne bırakmaya başlamasından beridir, mahallelinin birbirini zorbalamak suretiyle bir çerçevede tutması, konsept olarak bayağı ve uygunsuz görülür oldu. Fakat görünmezliğin verdiği rahatlık, beraberinde ölçüsüzlüğü de taşır. İnsanı el âlemin diline sakız olmaktan alıkoyan refleks azaldıkça, ortaya çıkan tablonun iç açıcı olduğunu söylemek biraz zor.
Mahallenizi bilinçli bir tercihle seçtiyseniz ne âlâ. Durduğunuz yerden görünecek manzaranın silüeti, zihninizde canlanacaktır. O silüetin içinde kendine has ve kompozisyona uygun bir duruş sergilemekte de beis yok. Renklerden bir renk, cüzlerden bir cüz olursunuz ve ahengi tamamlayan unsurlardan görülürsünüz.
Mahalleden kastım; yalnızca üç beş sokak, kentsel dönüşümden bozma site inşaatları ve süpermarketlerden ibaret değil. Herkesin kendine özgü mahallesi olabilir. Kimininki sosyal medyadadır, kimininki iş çevresinde yahut sanat dünyasında... Mecralar ve figürler değişse de hepsinin ortak özelliği, sınırlarla ve kurallarla çevrili olmasıdır. Hangi saatte, hangi kapının önüne sandalye atılacağı; hangi dükkân sahibinin veresiye defterine güvenileceği; hangi çocuğun, hangi apartmanda yaramazlık yaptığı, aşağı yukarı herkesin malumudur.
Kimsenin kimseye karışma hakkı yoktur, modern mahallelerde. Kulağa son derece özgürlükçü gelen bu düşünce, modern insanın en büyük hezeyanlarından birini doğuruyor: Görülme arzusu ve yok sayılma korkusu. Çünkü kimsenin kimseye karışmadığı yerde, zaman geçtikçe kimsenin kimseyi umursamadığı bir iklim oluşur. Bir tuğla mesafesi kadar yakın olduğun insanlarla aranda dünyalar vardır. Görmez ve görülmez olursun zaman içinde.
Ayşe Teyze öyle mi hiç?
Perdesini hafifçe aralayıp sokağı seyreden, dizisinden vakit buldukça WhatsApp'tan durum paylaşan, falancanın kızı story'sine ne atmış diye merakla bakan Ayşe Teyze'nin sana dair sahici bir merakı ve çoğu zaman samimi bir niyeti vardır.
İnsan, doğası gereği görülmek ister. Birileri tarafından fark edilmek, davranışlarının yankısını başka hayatlarda da duyabilmek ister. Mahalle baskısının da içinde biraz merak, biraz aidiyet ve biraz da sorumluluk var esasında.
O yüzden Ayşe Teyzeciğim, -latifeyle söylüyorum tabii- zorbasın sen, zorba kal!
Hariçten gazel okuyan değil, doğruyu gözeten teyzelere ihtiyacımız var. Çünkü bazen insanı yanlışa sürükleyen şey; hissettiği baskıdan ziyade, etrafında onu sigaya çekecek bir kontrol
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.