Hayatın anlamı: İnsan iradesi ve evrendeki düzen

Ahmet Sait Özkul
18:00, 12/03/2026, PerşembeG: Güncelleme: 23:31, 12/03/2026, Perşembe
CategoryGenç Motto
Genç Motto
Hayatın anlamı: İnsan iradesi ve evrendeki düzen
Benim burada ne işim var?

İnsan, bu dünyaya kendi iradesi neticesinde gelmez. Ne zamanı ne mekânı ne de şartları seçer. Gözlerini buraya açtıktan; kendisinin ve çevresinin farkına vardıktan sonra, hayatın ortasında kendini buluverir. Bu durum, her insan nezdinde şu soruyu ortaya çıkarır: “Benim burada ne işim var?”

İrademiz dışında bir yere bırakıldığımızda, insan olarak bizi oraya sevk eden iradeden en temel beklentimiz, mantıklı ve anlamlı bir açıklamadır. Hatta bu açıklamaların doğrudan yapılmasını beklemekle beraber, işaretlere ve izlere de dikkat ederiz. Çünkü oraya bizi kim koyduysa orada bulunma sebebimizi bilmemizi istediğini düşünürüz.

Neciyiz, nereden geldik ve nereye gidiyoruz? Hayat dediğimiz şey, bu soruların ortasında kendimizi bulmaya çalıştığımız bir süreç. Bizden önce akıyordu, bizden sonra da akmaya devam edecek. Üstelik bu akışın büyük bir kısmı, bizim kontrol sınırlarımızın çok ötesinde. Bu açıdan kendi hayatımıza dikkatlice baktığımızda dahi, kontrol ettiğimizi sandığımız şeylerin çoğunun aslında bir niyetten ibaret olduğunu fark edebiliriz. İslam düşünce geleneğinde bir işin yapılmasına niyet etme noktasında insanın iradesi, cüzi irade kavramıyla ifade edilmiştir. Hatta bazıları, bu niyet edişin dahi küçüklüğünü anlatabilmek için “cüzi, bir cüzi irade” demiştir. Çünkü insanın hayatında istemek ve planlamak vardır; lakin oldurmak bizim elimizde değildir. Sağlığımız, hedeflerimiz, zamanlama, karşılaşmalar, sürprizler, sonuçlar… Bunların hangisinin bizim gücümüzle şekillendiğini iddia edebiliriz?

Buna karşılık, olup bitenlerde dikkat çekici bir düzen vardır. Rastgele olduğunu sandığımız şeylerin ardında, hikmetle işleyen bir düzen bulunduğunu görürüz. Büyük bir gücün varlığına şahit oluruz. Ancak bu gücün keyfî değil, ölçü ve anlamla işlediğini de fark ederiz. İşleyişin devam ettiğine şahit oluruz, ancak bu işleyişte bir körlük bulunmadığını da anlayabiliriz. Bu bağlamda, hayattaki en küçük ayrıntılarda bile ölçü, denge ve devamlılık göze çarpar. Bir tohumda koca bir ağacın planı ve programı saklıdır. Sekoya ağacının tohumu, devasa bir sekoya ağacını içinde taşır. İnsan hafızası da yaşananları silmeden muhafaza edebilir. Aslında tabiatta hiçbir şey, bir iz bırakmadan kaybolmaz. Hatta kimi zaman kendisinin aynısı, kimi zaman benzeri, kimi zaman da başka bir versiyonu şeklinde tabiatın devamlılığına şahit oluruz. Bugün dijital dünyada “kayıt” fikrine ne derece alıştıysak tabiat, insan sosyolojisi ve evrenin işleyişinde de izlerin mevcut olduğunu ve bunların bir şekilde kayda geçtiğini söylemek mümkündür.

Bu noktada, insan için düşündürücü ve kaçınılmaz bir soru ortaya çıkar: Hiçbir şeyin kayıt dışı olmadığı bir düzende insan bir istisna olabilir mi? Bizim görebildiğimiz dünya sınırları içinde, -dereceleri farklı olsa da- canlılık barındıran bitkilerin ve hayvanların; çekirdekler, tohumlar ve yumurtalar vasıtasıyla bir şekilde korunup süreklilik kazandığı böyle bir düzende, insan(lar) olarak bilinçli eylemlerimizin tamamen yok olacağını varsaymanın tutarlılığını savunabilir miyiz?

İnsanın dışındaki her şey muhafaza ediliyor, kayıt altında tutuluyor ve bir düzen içinde hayatiyetini sürdürüyor. Buna karşılık biz, hiçbir düşüncemizin, duygumuzun, niyetimizin, tutum ve davranışlarımızın varlığının ve sonuçlarının tamamen yok olmasını ya da hiç var olmamış gibi muamele göreceğini mi kabul edeceğiz? Üstelik bize göre kabiliyeti, sermayesi, aklı ve duygusu son derece sınırlı olan canlılar dahi, sürdürülebilir bir mantık içinde, hayatlarının neticelerini bu dünya şartlarında; kimi zaman yavruları, kimi zaman meyveleri, kimi zaman da çiçekleri vasıtasıyla görmektedirler. Buna rağmen biz, kendi hayatımızın neticesinin, -yaşarken ve buradan gittikten sonra- hiçbir şekilde ortaya çıkmaması gerektiğini mi varsaymak istiyoruz? Dahası, böyle bir kabule yönelsek, hatta buna inansak bile, sonuç gerçekten değişir mi?

Bugün, adaletin bu dünyada eksik görünmesi, hatta zaman zaman “hiç yok” dediğimiz noktaların bulunması söz konusu. İyilerin, iyiliklerinin karşılığını gör(e)medikleri, kötülerin kötülüklerinin cezasız kaldığı pek çok örnekle karşılaşıyoruz. Ancak bu noktada şunu ifade edebiliriz ki çoğu sistemde sonuçlar anında ortaya çıkmaz. İmtihan esnasında sonuçlar açıklanmaz; netice, daha sonrasında ilan edilir. İşletmeler sene sonunda bilanço çıkarır. Hatta bir deyiş vardır, “Yaradan imhal (mühlet verme) eder, ihmal etmez.” Dolayısıyla tecellisindeki gecikme, adaletin yokluğu anlamına gelmez. Aksine bu durum, daha büyük bir hesap sistemine ve daha kuşatıcı bir düzene işaret eder. Zira her fiil, kendi ağırlığına uygun bir muhasebeyi gerektirir. Küçük suçlar, küçük mahkemelerin; büyük suçlar ise büyük mahkemelerin kapsamında değerlendirilir.

Böylece mesele, yalnızca evrende işleyen bir adalet ve hesap sistemiyle sınırlı kalmaz; insanın bu düzen içindeki konumunu da tefekkür etmeyi gerekli kılar. Çünkü insan, sadece yaşamak ya da hayat süresini tamamlamak gibi canlılık göstergeleriyle yetinen bir varlık değildir. Anlam soran, doğruluk arayan, adalet isteyen bir yönü vardır. Bunlar, insanın hayatta kalması için zorunlu değildir; fakat buna rağmen bu sorular herkesin zihninde bir şekilde mevcuttur. Bu durum, insanın, olup bitenlere sadece maruz kalan ya da zaman zaman mağdur olan bir varlık olmadığını ifade eder. Bu da insanın, fark etmek, tanıklık etmek ve duruş geliştirmek gibi daha derinlikli bir idrak düzeyine sahip olduğunu gösterir.

Bütün bunlar karşısında insanın önünde iki yol durur. Birinci yol, gördüğü düzeni alışkanlığa, -yine eskilerin ifadesiyle- ünsiyete (yakınlığa), hatta zamanla nisyana (unutmaya) dönüştürüp geçmektir. İkinci yol ise bu düzenin arkasında bilinçli, güçlü ve anlamlı bir iradenin varlığını kabul etmektir. Ben ikinci yolu daha tutarlı buluyorum. Çünkü bu yaklaşım, acizliğimi inkâr ettirmiyor, karşılaştığım hadiseleri ve gözlemlediğim düzeni tesadüfe indirgemiyor. Hatta inanıyorum ki bu hayat, nihai bir varış noktası değil; bir fark ediş yeri, bir seyrangâh, bir temâşâgâh, bir misafirhane ve bir ticarethanedir. Burada olup bitenler, yalnızca yaşanmak için değil; aynı zamanda anlaşılmak için de vardır. Bu sebeple insan için asıl belirleyici olan, bu düzenin farkına varıp varmadığı ve ona nasıl karşılık verdiğidir.


Yukarıda ana hatlarıyla ortaya konulan varoluşu anlamlandırma çerçevesi dikkatle incelendiğinde, şu hususlar öne çıkmaktadır: Hayat, insanı sürekli bir anlam arayışına sevk eden bir süreçtir. Bu süreçte insan, olup bitenlerin ötesine geçerek kendisine sunulan işaretlere yönelebilir. Ancak bu işaretler, her zaman yüksek sesle konuşmaz; çoğu zaman kendilerini açıktan göstermeden, sessiz ve ölçülü bir biçimde hatırlatır. Ölçüyle işleyen bir düzen, anlamlı bir devamlılık, göze ve gönle hitap eden bir estetik, insanı ister istemez tefekküre davet eder. Bu çağrı, salt bilgiye değil; daha çok bir farkındalığa yöneliktir. Bu nedenle mesele, yalnızca “Nasıl yaşamalıyım?” sorusuyla sınırlı kalmaz; “Ben neyin içindeyim?” sorusunu da beraberinde getirir.

Var olmanın hikmetini tefekkür etmek de burada devreye girer: “Olan bitenler sadece gerçekleşmez; yerli yerinde gerçekleşir.” Var olmanın estetiğini görmek de burada anlam kazanır: “Hayat, işlevsellikten ibaret değildir; aynı zamanda güzeldir.” Yapılan iyiliklerin kaybolmadığına dair inanç burada derinleşir: “İyiliklerin boşa gitmediğine dair sezgi, insanı diri tutar.” Ve varoluşun suistimali neticesinde ortaya çıkanlara adaletle muamele edileceğini düşünmek de burada devreye girer: “Yapılan kötülüklerin, bir adalet sahibinin iradesince karşılıksız kalmayacağına iman etmek, daha büyük bir muhakeme ve mahkemenin varlığının gerekliliğine dair inancı besler.”

Bu farkındalık, hayatla kurduğumuz ilişkinin mahiyetini dönüştüren bir perspektif oluşturur. İnsan, bu perspektifle birlikte rastgele tüketilen bir yaşamdan tefekkürle derinleşen bir ömür geçirmeye yönelmeyi bir sorumluluk olarak idrak eder. Hayatımıza dair ders çıkarmak, anlam aramak ve bağlantıları görmeye çalışmak ise öylece yaşayıp gitmek yerine, fark ederek yaşama imkânı sunar. Düzen, anlam, güzellik ve devamlılık bir araya geldiğinde ise insanı varoluşun kendisine ve onu mümkün kılan kaynağa sevk eder. İnsan burada eserden müessire, fiilden faile, harften kâtibe, kitaptan müellife, sebepten müsebbibe geçme imkânı bulur.

Bu idrak, bir sonuçtan ziyade bir başlangıçtır. İnsanı daha sorumlu, daha dikkatli ve daha derinlikli bir ömürle baş başa bırakır. Belki de insanın bu dünyadaki asıl yolculuğu, bir yere varmaktan çok neyin içinde olduğunu fark etmektir. Nitekim bu çağın en belirgin meselelerinden biri, beklentilerin giderek yükselmesidir. Oysa umudu diri tutan, her şeyin hemen ve burada

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026