Sosyal medya dezenformasyonu gençleri nasıl etkiliyor?

Osman Turhan
13:00, 06/06/2026, Cumartesi
CategoryGenç Motto
Genç Motto
Sosyal medya dezenformasyonu gençleri nasıl etkiliyor?
Zihin zehirlenmesi

Günlük hayatın sıradan telaşı için de; işte, okulda, evde fark etmeden küçük ya da büyük dozlarda zehre maruz kalıyoruz. Özellikle sosyal medyada karşımıza çıkan çer çöp bilgi ve reklamlar, farkına varmadan zihnimizi kirletiyor.

Kendimizi zeki sayarız, seçici olduğumuzu düşünürüz ama çoğu zaman önümüze düşen her metni, her görüntüyü, her cümleyi farkında olmadan büyük bir ciddiyetle içselleştirir, zihin defterimize kaydederiz. Eğer bu kayıtlar doğruy sa ne âlâ… Ama değilse işte o zaman durum, son derece vahim demektir. Çünkü yanlış bilgi, zihnin damarlarına karışan bir virüs gibidir; zamanla düşünceyi felce uğratır.

Nasıl ki bozuk bir yiyecek bedenimizi hasta ediyorsa kaynağı belirsiz ve niteliksiz bilgi de zihnimizi zehirler. Bu zehir, bazen bir “uzman” edasıyla konuşan birinin sözlerinden sızar zihin damarlarımıza; bazen okuduğumuz bir kitaptan, kimi zaman dinlediğimiz edepten mahrum bir şarkıdan, yanlış insanlarla yanlış arkadaşlıklar kurmaktan, çoğu zaman da sosyal medyanın dijital çöplüğü andıran ve âdeta her türlü vebanın kol gezdiği paylaşımlarından…

Bu hâl, en çok da ehil olmayan kaynaklardan öğrenilen manevi meselelerde kendini ele verir. Son yıllarda ortaya çıkan; medrese terbiyesinden geçmemiş, manevi bir iklim solumamış, oradan buradan devşirdiği kırık dökük bilgilerle dini anlatmaya kalkan bazı tipler, —sözüm ona “sosyal medya âlimleri”— bu zihinsel zehirlenmenin en görünür tezahürleri arasında yer alıyor. Söyledikleri sözlerin arkasında bir birikim, bir irfan, bir silsile yoktur ama sesleri gür çıkar, görüntüleri her yerdedir. Bu tipleri kimler o mecralara yerleştirdiyse doğal olarak ortaya dökülen zehirli videolarını, yanlış fetvalarını yaymak için de çaba gösteriyor olmalılar. Öyleyse ilk bakışta kulağımıza makul gelen, fakat derinlerinde zehirli bilgi taşıma ihtimali bulunan bu söylemler karşısında son derece uyanık olmalıyız. Zira tarih boyunca bizi, bize benzer yüzlerle kandırmadılar mı? En hassas yanımızdan, kimi zaman millî damarımız dan, kimi zaman manevi yönümüzden vurmadılar mı? Bugün de bu sinsi düşmanların aynı silahı kullanmaya devam ettiğini unutmamak gerekir.

Türkçü görünüp Türk düşmanlığı yapan medya mecraları, İslamcı görünüp İslam’a karşı duran sosyal medya hesapları… Ne olduğu belirsiz bu tiplerin peşine düşmek, farkında olmadan kendi kalemizi içeriden yıkmaya razı olmak demektir. Artık çağımızda barut kokusu değil, dijital dezen formasyonun puslu dumanı yayılıyor. Silahlar susmuş gibi görünse de medya üzerinden değer lerimize aralıksız ateş edildiğini fark etmemiz gerekiyor.

Bu sebeple zihnimizin her an çapraz ateş altında bulunduğunu bilerek mücadelemize davet etmeliyiz. Dikkati elden bırakmadan, basiretimizi diri tutarak ve zihnimizi muhafaza ederek yol almak zorundayız.

Beden sağlığımız için nasıl organik gıdanın peşine düşüyorsak zihin ve ruh sağlığımız için de “organik bilgi” aramamız gerekmez mi? Üstelik ruh ve zihin sağlığı, beden sağlığından daha hayati bir öneme sahiptir. Çünkü yanlış bilgiyle beslenen bir gencin zihninde oluşacak tahribat, yalnızca bugününü değil; yarınını ve hatta neslini de etkiler. Daha vahimi, zehirli bilgi, insanın ahiretini bile karartabilir. Özellikle sırf bu sebep ten dolayı meselenin üzerinde durmaya değer olduğunu düşünüyorum.

Zihni etkileyen dış etkenlerden söz ederken kötü arkadaşlığı anmadan geçmek mümkün değil. Genç kalpleri manevi boşluğa sürükleyen sebeplerin başında, neidüğü belirsiz kişilerle kurulan arkadaşlıklar gelir. Zihinsel zehirlenmenin en hızlı yollarından biridir bu. Büyüklerin, “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim,” demesi boşuna değildir. Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v.) şu ikazı da meseleyi ne kadar sarih anlatıyor, değil mi? “Kişi, dostunun dini üzeredir.

Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kurduğuna dikkat etsin.” Zihni kirlenmiş, değerlerine yabancı biriyle kuru lan arkadaşlık, insanı önce fikren, sonra kalben aynı tehlikeli çizgiye çeker.

Yani kötü arkadaş, insanı kendi bataklığına doğru yavaş yavaş sürükler. Eğer ehil kimselerin rehberliğinde sağlam bir manevi eğitim alamazsak yeni neslin başka kültürlerin zehirli düşüncelerine kapılması kaçınılmaz olacaktır. Burada şu gerçeği de kabul etmek gerekir: Sadece muhafazakâr bir ebeveyn olmak yetmiyor. Bugünün gençleri, ilmi ve irfanı anne babadan değil; çoğu zaman ekrandan öğre niyor. Akıllı cihazlar; anne babadan daha yakın, daha etkili bir öğretmen hâline gelmiş durumda. Kafa karıştıran vaazlar, çarpıtılmış bilgiler, genç zihinleri kolayca etkisi altına alıyor.

Bugün, sabah akşam ekranlardan başka dünyala rın propagandasını izleyen bir nesil var. Bu yükü ne kadar taşıyabilirler? Kirli mecralardan tama men uzak durmak mümkün değilse en azından karşılarına sağlam kaynaklı, güvenilir manevi bilgiyi koyabileceğimiz örnek insanlar ve mecra lar üretmek zorundayız.

Son yıllarda ateizm belasının ardından deizm hastalığının da yayılması, bu boşluğun ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. Tuhaf olan ise bu hasta lığın sokaktan ziyade okul sıralarında yayılıyor olması. On iki yıl eğitim hayatımızın ardından hâlâ temel ahlaki bilgiler konusunda yetersiz ka lıyor olmamıza ne demeli? Daha iyi, daha bilgili, aydın insanlar olmak için onca masraf ettiğimiz, dirsek çürüttüğümüz okullar; üstüne üstlük zi hinsel bataklığa sürüklendiğimiz yerler hâline mi geliyor? Bu gerçekten düşündürücü bir durum.

Sosyal medya “âlimleri”nin mezhep tartışmala rıyla zihinleri bulandırması ve hadisişerifi inkâr edenlerin, sünnetten kopuk bir Kur’an-ı Kerim anlayışını öne çıkarması, kanaatimce zihni ze hirleyen hastalığın başlıca zeminlerinden birini teşkil ediyor. Oysa ahlaki değerleri hakkıyla öğrenmek, ciddi bir tahsil ister. Birkaç ay yaz kursuyla birkaç video ile bu iş olmaz. Okullar daki müfredatın da ahlaki olgunluk için yeterli olmadığını artık görmemiz gerekiyor. Nasıl her işte ehliyet şartsa manevi eğitimde de ehliyet ve ruhsat olmadan yol alınamaz. Alınamadı da.

Öyleyse işe nereden başlamalıyız? Evvela kendi değerlerimizin farkına vararak... Mukaddesatın kıymetini bilen, güzel ahlak sahibi gençler ye tiştirecek bir eğitim anlayışını, sözde değil; özde hayata geçirerek…

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026