Dijital platformlar hikâye anlatımını dönüştüremedi

Eray Sarıçam
13:00, 29/06/2026, Pazartesi
CategorySkyRoad
Skyroad
Dijital platformlar hikâye anlatımını dönüştüremedi
Nilgün Öneş: Yazdığımız şeyi gerçekçi kılmak zorundayız

Senarist Nilgün Öneş ile aile anlatılarının dönüşümünü, televizyonun toplumsal hafıza üzerindeki etkisini, dijital platformların anlatı dilini, gerçekçi karakter meselesini ve hikâyelerin insan üzerindeki dönüştürücü gücünü konuştuk.

Türkiye’de aile anlatılarının hâlâ güçlü bir karşılık bulduğunu düşünüyor musunuz?

Aile anlatıları her dönem karşılık bulabilir. Ama ilgi görmesi için günümüz koşullarına göre değişen ve bu nedenle çeşitlenen aile yapılarını fark etmek gerekiyor. Çünkü artık aile olmanın çok çeşitli yolları var. Son zamanlarda sinema, televizyon ve dijital dünyalarda popüler olan organize suç örgütleri bile kendilerini aile olarak tanımlıyor. Öte yandan artık sadece biyolojik ailelerden de söz edemeyiz. Aralarında kan bağı olmayan, farklı bireylerin kurduğu aile yapıları da kendi hikâyelerini oluşturuyor ve karşılığını buluyor. Sonuç olarak bir drama yazıyorsanız her konuda olduğu gibi burada da işin en temel noktasına bakmanız gerekiyor. Nasıl bir hikâye anlatıyorsunuz? Sağlam bir dramatik yapınız var mı? Nasıl bir dil kurdunuz, tonunuz ne? Karakter derinlikleriniz yeterli mi? Daha önce yapılanlardan farklı mı? Klişe tuzaklarına düşüyor musunuz? Aile kurumuyla ilgili alışılmış ve öğretilmiş görüşler, aile güzellemeleri yerine kendinize özgü, sarsıcı bir bakış açısı getirebilir musunuz? O zaman karşılıksız kalmayacağını söyleyebilirim.

Televizyon doğru ve etkili bir biçimde veya yıkıcı bir şekilde kullanabilir.
Senarist Nilgün Öneş
Senarist Nilgün Öneş
Türkiye’de televizyonun geçmişle yüzleşme kapasitesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Hafıza kaybı yaşayan toplumlarda sanatın nasıl bir işlevi olabilir?

Televizyon özelinde bu sorunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü onunla birlikte ülkedeki bütün evlere girebilme imkânınız var ve isterseniz bu imkânı doğru ve etkili bir biçimde veya yıkıcı bir şekilde kullanabilirsiniz. TV programları, dramalar, belgeseller hatta haberler bile toplumsal etki yaratma kapasitesine sahip. Ölen dizi karakterleri için yapılan dini törenler gördük bu ülkede. O zaman işin yaratıcıları yediden yetmişe her yaş gurubunun kendilerini izlediğinin, etkilendiğinin, dolasıyla örnek aldığının farkında olmalı. Bu nedenle özellikle şiddetin her türü veya cinsiyetçi, kendine benzemeyene nefret içeren davranışlar özendirici şekilde kullanılmamalı bana göre. Bu tür projeleri dilediğiniz gibi yazmak için başka medya alanları var zaten. Bu anlamda özellikle televizyonların geçmişle yüzleşme kapasitesinin tahminimizden çok daha yüksek olduğunu söyleyebilirim. Dünya resmi tarihi, ‘bunlar nasıl yaşandı’ dedirten dehşet verici olaylarla dolu. Geçmişteki hatalarımızla yüzleşmek bugünü daha iyi anlamamızın ve daha iyi bir toplum olmamızın yolunu açabilir. Hafıza kaybı yaşayan toplumlar için sanatın bu anlamda çok büyük önemi var. Çünkü kimse nasihat dinlemek istemez ama etkili bir şekilde kurgulanmış ibret verici hikâyeleri büyük bir merakla okuyabilir, izleyebilir, ders çıkarabilir.

Dijital platformların anlatı dilini dönüştürdüğünü düşünüyor musunuz?

Dijital platformlar bende büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Orada daha özgür, daha yaratıcı olacağımız, daha farklı hikâyeler anlatabileceğimiz konusunda umutluydum. Ama özgürlükten anladığımız bolca küfür ve cinsellik oldu. Elbette bunlar da önemli ama yeterli değil. Televizyon dünyasında gerekli gördüğüm özel dikkati burada kaldırabilir, çok farklı, çarpıcı projeler yaratabilirdik. Oysa şimdi TV kanallarındaki işlerin benzerlerini dijital platformlarda görüyoruz. Karar vericiler risk almıyor. Her dönem olduğu gibi ‘seyirci bunu istiyor’ cümlesi önünüze sürülüyor. Hayal ettiğimiz projeleri dünya ölçeğinde görebiliyoruz ancak.

Güçlü kadın karakter yazmak ile gerçekçi kadın karakter yazmak arasında nasıl bir fark vardır?

Gerçekçi kadın karakter güçlü, kırılgan, sorunlu hatta kötücül olabilir. Aslında kadın veya erkek fark etmez kimi yazıyorsak onu gerçekçi kılmak zorundayız. Bu da sağlam ve derinlikli bir karakter çalışması gerektirir. O zaman gerçek insan gibi iyi ve kötü yanları olan, başına gelen olaylar sonucunda değişim gösterebilen böylece karikatür olmaktan çıkan kadın karakterin hikâyeleri yaratmak mümkün olur. Bu özen anlattığımız öyküyü de kaçınılmaz olarak gerçekçi kılar.

Size göre iyi bir hikâye insanı değiştirir mi, yoksa sadece yüzleştirir mi?

Hikâyelerin terapi gücü var mı bilmiyorum. Ama bir film izlerken veya bir kitap okurken kendimize dair aydınlanma anları yaşamamız mümkündür. Bu bir çoğumuzun başına gelmiştir. Çünkü kurgu, hayatı taklit eder, hepimizde olan insani durumları, zaafları, kendimize bile itiraf etmek istemediğimiz gizli duyguları ele alır. Bu da hikâyenin gücünü keskin bir şekilde ortaya koyar. Hikâyeler bizi değiştirir mi buna net bir cevap vermek zor ama kendi sorunlarımıza yansıma yapabilir. Böylece aslında farkında olmadığımız durumlarla ilgili önemli yüzleşme anları ortaya çıkarabilir. Bu da bize mutsuzluk veren taraflarımız, travmalarımız veya çözemediğimiz sorunlarla ilgili düşünmenin yolunu açar. Eğer istersek bütün bunları değiştirmek için güç ve fırsat verebilir.

Geride bırakmak istediğiniz en temel anlatı duygusu nedir?

İzleyiciye veya okura bir arada yaşanacak daha iyi bir dünyanın ip uçlarını verebilmek. Çok zor bir şeyden söz ediyorum ama mesela Ursula Le Guin’i okurken bunu hissedersiniz. Bize sadece hikâye anlatmaz, alternatif siyasi yapılar, feminist görüşler sunar. Birlikte yaşamanın temel kurallarını gösterir ve olası sorunları kimseye zarar vermeden nasıl çözmemiz gerektiğine dair önerilerde bulunur. Eğer yaşadığımız alanlara, bizden farklı canlılara ve birbirimize karşı yıkıcı davranmaya devam edersek bizi bekleyen tehlikelerin altını çizer. Bunun içinde doğaya ve diğer canlılara karşı saygı önemli ölçüde vardır ve artık hepimiz için olmalıdır. Çünkü yakın gelecekte güç ve toprak paylaşımlarından daha büyük dertlerimiz olacak. O zaman sınırların anlamsızlığını, aslında hepimizin tek bir toprak parçasının üzerinde yaşadığımızın, ince bir sınır çizgisinin yaşadığımız alanı korunaklı kılmadığının farkına varacağız. Umarım geç kalmayız.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026