Bir zamanlar Timbuktu’da
11:00, 25/01/2025, Cumartesi

Bir zamanlar Timbuktu’da…
1200’lerden itibaren Mali İmparatorluğu’nda İslâm’ın ve Arapçanın baskın hale gelmesiyle birlikte, Batı Afrika bölgesindeki bütün kabileler ortak dil olarak Arapçayı benimseyip kullanmaya başladılar. Bu, Timbuktu için de yükselişin başlangıcıydı. Timbuktu’yu emsal İslâm şehirlerinden ayıran en önemli özellik, kitap yazım endüstrisinin kaydettiği muazzam ilerlemeydi. Seyahatnamelerde ve dönem tarihlerinde aktarıldığı kadarıyla, İslâm dünyasının dört bir yanında yazılan kitaplar ulaklar eliyle Timbuktu’ya ulaştırılıyor, burada görevli binlerce yazıcı tarafından kısa sürede çoğaltılan bu nüshalar, yine ulaklarla önemli ilim merkezlerine dağıtılıyordu.
MÖ 1100’lü yıllarda kurulduğu kabul edilen
Mali’nin Timbuktu şehri
sahra, tropikal bölgeler ve Akdeniz arasında bir kavşak noktasında yer aldığı için
, kısa zaman içinde önemli bir ticaret merkezi haline geldi. Tekstil, çay ve sonraları da tütün
, Timbuktu’da el değiştiren başlıca ürünlerdi.
Ancak Timbuktu asıl ününü,
el yazması kitapçılığın merkezi
haline gelmesiyle kazandı. 1200’lerden itibaren Mali İmparatorluğu’nda İslâm’ın ve Arapçanın baskın hale gelmesiyle birlikte
, Batı Afrika bölgesindeki bütün kabileler ortak dil olarak Arapçayı benimseyip kullanmaya başladılar
. Bu, Timbuktu için de yükselişin başlangıcıydı. 1326’da Timbuktu Ulu Camii
inşa edildi.
Timbuktu,
Mali İmparatorluğu’nun gücünü kaybetmesiyle
, 1468’de Songay İmparatorluğu’nun
kontrolüne girdi. Siyasî sarsıntı dönemlerinden etkilenen, hatta iki kez yakılan Timbuktu
, yine de yükselişini sürdürdü. 1500’lü yılların başında Timbuktu, Batı Afrika’nın
o dönemdeki en önemli iki kültür merkezi olarak bilinen Velâta (bugün Moritanya’da)
ve Cenne (bugün Mali’de)
şehirlerini geride bırakmıştı.- Bugünkü Fas’ın Fes kentindeki geleneksel okullarla ve ayrıca Kahire ve Mekke’yle Timbuktu arasında akademik işbirliği ve iletişim de en üst düzeye çıkmıştı.

Seyahatnamelerde ve dönem tarihlerinde
aktarıldığı kadarıyla, İslâm dünyasının dört bir yanında
yazılan kitaplar ulaklar eliyle Timbuktu’ya ulaştırılıyor, burada görevli binlerce yazıcı tarafından kısa sürede çoğaltılan bu nüshalar
, yine ulaklarla önemli ilim merkezlerine dağıtılıyordu.
O dönemde
iyi bir kâtip (müstensih)
, günde 140 satır yazı yazıyor
; yazılanların son okumasını yapan musahhihler
her gün 170 satırlık okuma yapıyordu
. Musahhihlerin cilt başına aldıkları ücret yarım miskal
(günümüzün hesabıyla 2,5 gram) altın iken, kâtipler cilt başına bir miskal
(yaklaşık 5 gram) altınla ödüllendiriliyordu.
- Songay İmparatorluğunun en güçlü döneminde (1520-1580), Timbuktu, İslâm dünyasının dört bir yanından gelen 25 bin öğrenciyi ağırlıyordu.
Bir yandan şehirdeki atölyelerde çalışan bu öğrenciler, diğer yandan
matematikten botaniğe
, İslâm hukukundan astronomiye
geniş bir çerçevede eğitim alıyordu. Hicaz’dan gelip Timbuktu medreselerinde hoca olmak isteyen bir âlimin
, öğrencilerin seviyesini gördükten sonra ders almak için onların arasına karışması, verilen eğitimin seviyesine işaret eden ünlü bir misal
olarak hep anlatılır.
Timbuktu’nun altın çağı,
İngiltere Kraliçesi 1’inci Elizabeth’in
desteğini kazanan Fas Sultanı Ahmed el-Mansûr’un
1591’de Mali’yi işgal etmesiyle sona erdi. Fas ordusunu ateşli silahlarla ve eğitmenlerle donatan İngilizler, Timbuktu’nun alt üst edilmesine de destek verdiler
. Geriye sadece yıkıntılar, yanmış eserler ve küçük parçalara bölünmüş bir coğrafya kaldı
.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.