İsrail petrolün polisi mi?

Yakın gelecekte petrol, genelde ekonominin ve özelde kapitalist ekonominin varlığını sürdürebilmesi için tartışma götürmez bir kaynak olarak kalacaktır. Bu nedenle, dünya petrolünün ana vatanının kontrolü bir yandan Avrupa, diğer taraftan İsrail ile aralarındaki ittifakı güçlendiriyor. Çeviri: Firdevs Yiğit
İnsanı şaşırtan çok şey var, (mesela) İsrail-Filistin çatışması neden bu kadar süredir nihayete ermedi/çözümsüz kaldı? Dünyanın geri kalanında sömürgecilik uzun zamandır, en azından resmiyette sona ermiş görünüyor. Müzakere edilmiş bir çözümü baltalayan gizli sorunlar mı var?
ABD’nin, İsrail’i bu kadar önemsemesinin nedeni Holokost (çn. Nazi Almanyası dönemindeki Yahudi soykırımı) mu, yoksa lobi mi?

Hangi nedenlerle?
- ABD’nin İsrail’e verdiği desteğin en büyük sebeplerinden biri de budur. Ancak tüm gezegeni askerî olarak denetim altında tutmak planı gerçekten bozulduğunda Washington’ın bu çılgın ve canice tasarıdan vazgeçmek zorunda kalacağını tahmin etmek güç değil. O gün geldiğinde, İsrail’e verilen destek engellerle karşılaşacak. ABD ve Avrupa’daki pro-Siyonist ve pro-Yahudi lobilerin etkisi azalacak, hareket alanları kısıtlanacak.
Asıl mesele petrol mü?
Hem evet, hem hayır. Daha önce de sözünü ettiğim askerî denetimin hedefi petrol rezervlerine/kaynaklarına erişim ve bunların teftişinden ibaret değil. Gerçek nedenler bunun çok ötesinde. Asıl maksat Afrika’nın, Güney Asya’nın herhangi bir ulusunun, hatta Rusya’nın da muhtemel direnişini çok zor veya imkânsız kılmak. Hâlihazırda emperyalist ülkelerin oligopollerinin (ç.n. Çok uluslu şirketler kast ediliyor) hakiki bir küresel kontrolü mevcut: Başını ABD’nin çektiği bu kontrol düzenini Avrupalı ve Japon ‘madun’ hizmetkarlar takip ediyorlar.
Reklam
İsrail, Batı’nın kayıtsız şartsız ortağından öte, öz evladı mı?
Kesinlikle öyle. ABD’nin desteği olmadan bir hafta bile ayakta duramazdı ve eğer ABD, İsrail ile alakalı küçük bir misilleme önlemi almış olsaydı bir tehdidin hemen akabinde müzakere etmeye ve teslim olmaya zorlanırdı (Küba ablukası gibi sert önlemlerden bahsetmiyorum bile). Bu nedenle ABD’nin İsrail’e mutlak olarak arka çıktığından söz edilebilir. Bilinçli olarak.

Yine de Birleşik Devletler’in kontrolünün İsrail’in elinde olduğunu iddia edenler var..
Bu WASP sermayesi zamanında Hitler’i de destekledi mi?
Sonuna kadar. O halde ABD’nin kontrolü İsrail’de değil, tam tersi! Başka bir örneğe bakalım. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye de ABD’nin koşulsuz bir müttefiki idi fakat büyük güçlerle ortaklık halindeki yönetici sınıflar için bile bu sürecin ne kadar zor olduğunu görüyoruz. Bugün Türkiye’nin ABD’den uzaklaşmaya çalıştığı da herkesin malumu. Önceleri, ABD İran Şahı’na da güven duyuyordu ama Şah 1979’da devrildi. Üçüncü bir dünyada rejim durumu ne olursa olsun, söz konusu ittifakların hâlâ ne kadar kırılgan olduğunu çok iyi biliyorlar ve bu yüzden bölgede İsrail’den daha sadık bir dost edinmek için çaba sarf etmiyorlar.
Peki ya Suudi Arabistan da ABD için askerî faaliyet yürütemez mi?
Reklam
- Niyetleri bir taşla iki kuş vurmaktı. İlki, Süveyş Kanalı’nın (o zamanlar bir ucunda Avrupa ve özellikle Büyük Britanya, diğer ucunda ise Hindistan ve Asya bulunan hayati bir ticaret yolu) kontrolünü ele geçirerek Mısır için bir tehdit unsuruna dönüşmek. İkinci ise, Mısır merkezinde Arap dünyasının batısını doğusundan yapay olarak ayıracak tampon bir devlet yaratmak fikriydi ve mükemmelen başarılı oldular.
Petrol bahsi sonradan mı gündeme geldi?
Petrole erişimin tekelleşmesinin ancak doğrudan ya da dolaylı bir askerî kontrol vasıtasıyla sağlanabildiğini de aynı şekilde idrak etmiş oldular. ABD’nin bölgede askerî üs kurmak suretiyle kalıcı hale gelmesi doğrudan kontrol; bölge ülkeleri üzerinde askerî tehdit oluşturan koşulsuz müttefiki İsrail üzerinden bölgeyi tanzim etmek dolaylı kontrol anlamına gelmektedir.

Bu savaşlar, ABD’nin anlaşması veya desteğiyle ve hatta belki de müşterek bir planlamayla tezahür etti ve halen devam etmektedir. İsrail’in İran’ı bombalayacağı yönündeki tehdit güncelliğini henüz yitirmedi. Böyle bir şey ancak ABD’nin İsrail’e yeşil ışık yakması, askerî desteğinin güvencesi ve hatta ortak müdahale olasılığı ile mümkün olabilir.
İsrail, Ortadoğu’da polis rolünü mü üstlendi?
Obama döneminde ABD, Ortadoğu’da özgürleşmeye çalışan ve petrolün kullanımını kendisi tayin etmeye çabalayan hemen her Ortadoğu ülkesine amaçları için müdahale etmeye devam edecek mi?
İsrail, ABD’nin askerî kontrol planına bağlı kalmaya devam ediyor. Obama yönetiminde değişen bir şey yok. İsrail, Irak’ın tahliye edilmesine dair bir söylem benimsedi, lakin Afganistan’a daha fazla odaklanılması içindi bu. Bu sebepten ABD’nin bu bölgenin kontrolünden veya müdahalecilikten vazgeçtiğini söylemek çok zor.
Ortadoğu’ya küresel müdahalenin bilançosu nedir?
Reklam
Son on yılda küresel güç dengesi/dengeleri önemli ölçüde değişti..
Çin’in karşı koyma kapasitesinin büyük ölçüde artmış olması uluslararası ilişkilerde dengelerin yeniden oluşmasını tetikler mi?
Çin, ‘İran’a karşı yaptırımlar’ tasarısında BM Güvenlik Konseyi ile iş birliği yapmayı reddettiğinde bunu açıkça gördük.
Cumhurbaşkanı Carter’ın eski danışmanı Zbigniew Brzezinski, İsrail’in İran’ı bombalamak için uçak göndermesi halinde, şaşırtıcı bir şekilde ABD hava kuvvetlerinin onları durdurması, hatta vurması gerektiğini açıkladı. İsrail’e koşulsuz destek konusunda problem mi var?
- Dünyanın askerî araçlarla kontrol edilmesi planının suç niteliği onları asla rahatsız etmiyor. Öte yandan bunun bir tür çılgınlık olduğunun da farkındalar. Taviz verilmesi ve geri çekilmeleri gerektiğini biliyorlar, geri çekilmede İsrail gibi yüklerden kurtulmak isteyebilirler.
Kapitalist ekonominin yaptığı gibi petrolü kullanmaya devam edebilecek miyiz?
Yarının ekonomisi, başka bir temel enerji kaynağını ve enerjiyi kullanmanın farklı yollarını inşa etmek zorunda kalacak. Bu durum başka yaşam tarzları ve tüketim alışkanlıkları ile beraber şekillenecektir.
- Gelişmiş kapitalizmin üretim ve tüketim biçimlerini genişleterek, hatta dünyanın geri kalanını da kapsayacak şekilde yayarak tasavvur edilebilir bir gelecek yoktur.
Sizce ‘israf’ kapitalist düzenin bir parçası mı?
- Daha sonraları, 1950’lerden itibaren, gelişmiş kapitalist toplumların (ABD, Avrupa ve Japonya) ekonomilerinde rakamsal olarak ilk iki sektörün toplamından daha fazla yer tutan üçüncü sektörde bir patlama yaşandı ve bugün var olandan başka olası bir kapitalizm yok.
Çünkü kapitalizm, kişilerin gerçek ihtiyaçlarıyla ulusal düzeyde bir ilişki kurmaksızın, kar etme yarışında bir sınır tanımayan ve insanların maksimum düzeyde (petrolün de dahil olduğu) tüketimini dikta eden bir sistem mi?
Siz iyimser misiniz, yoksa karamsar mı?
Yine de bölgedeki diğer devletlere nazaran daha eşit, modern ve demokratik, sembol bir ülke olarak lanse edildi.
Ama bu izlenim artık gerçeği yansıtmıyor. İsrail, radikal İslam’ın başka yerlere nüfuz eden Yahudi versiyonu haline dönüşüyor.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.