İsrail'i boykot mümkün mü?

Firdevs Yiğit
14:30, 07/10/2024, Pazartesi
CategoryMecra
Mecra
İsrail'i boykot mümkün mü?
Samia Botmeh. Birzeit Üniversitesi’nde (Filistin) kalkınma çalışmaları merkezini yönetiyor. 1970’li yıllarda Güney Afrika’daki Apatheid rejimini sona erdirmek için yürütülen eylemlerden ilham alarak, dünyada her geçen gün daha da genişleyen boykot, tecrit ve yaptırım kampanyalarına hayat vermesiyle tanınıyor.

Sömürgeye son vermek için baskı yapmak mümkün müdür? İsrail’in suçlarından dolayı öfkelenen, tüm dünyada sayıları gitgide artan öfkeli insanlar barış, sömürünün durması ve Filistinlilerin haklarına riayet edilmesini sağlayabilmek için baskı yapmanın yollarını arıyor. Bunun reelde bir karşılığı var mı?Çeviri: Firdevs Yiğit

İsrail’e boykot çağrısı yapan kim?

2005’in Temmuz ayında
170 Filistin sivil toplum kuruluşu
tarafından dayanışma için çağrıda bulunuldu. Buna dahil olan sendikalar, dernek hareketleri ve siyasî partiler halkımızın üç bileşenini temsil ediyorlar:
Filistinli mülteciler, işgal altında yaşayan Filistinliler ve Filistinli İsrail vatandaşları.

Peki ne için?

Filistinlilerin haklarını hiçe saymakta ısrar eden ve
1948’den beri
yüzlerce
Birleşmiş Milletler
kararını çiğneyen
İsrail’in uluslararası dokunulmazlığı
nedeniyle. Mesele, İsrail’i insancıl hukuka saygı duymaya ikna etmek yahut zorlamak için şiddet içermeyen cezai tedbirler almak ile ilgilidir; insan haklarına saygı gösterin, Filistin halkının işgaline ve zulmüne son verin (demek için). Esasen
ekonomik yaptırımdan
başka imkânımız yok.

Bu çağrı kime yönelik?

Uluslararası sivil toplum kuruluşlarına, halklarına ve bilinçli İsrail vatandaşlarına. Güney Afrika’daki
Apartheid’e
karşı bunun mücadelesi verilebildiyse biz de bundan ilham alabiliriz.

Bu boykotun içeriği ne?

  • BTY harfleri,
    “Boykot, Tecrit ve Yaptırım”
    kelimelerinin kısaltmalarıdır. Bunlarla ekonomik, sportif ve kültürel ya da akademik faaliyetler hedefleniyor.

Ancak kimileri de sporun siyasallaşmasının temasları ve tartışmaları alevlendirdiğini söylüyor.


Spor etkinlikleri
dünya çapında bir ülkenin imajını şekillendirmede ve ona uluslararası tanınırlık kazandırmada
büyük rol oynar.
İsrail’e yönelik bir spor boykotu; işgal, sürgün etme ve Filistinlilere yönelik uygulamalı ırkçılığın kabul edilemez olduğuna dair çok güçlü bir mesaj verir.


Mesele, halkı işgal ve ayrımcılık konusunda bilinçlendirmek ile Filistinlilerin spor müsabakalarına katılma hakkının yanı sıra kendi kimlik ve kaderlerini tayin etme imtiyazlarını savunmak ile ilgilidir. Geçmişte spor boykotları
olağanüstüydü
. 1970’lerde
Güney Afrika apartheid rejiminin dışlanması, bu rejimin ve destekçilerinin tecrit edilmesinde büyük rol oynadı.
  • Bu boykot,
    “Biz, uluslararası toplum olarak, rejiminizin uyguladığı kurumsallaşmış ırkçılığı kabul etmiyoruz.”
    anlamına geliyordu.

Ancak spor ve siyaseti karıştırmamak gerektiği sık rastlanan bir tepki.

Gerçek şu ki Filistinliler için ikisi birbirinden ayrıştırılamayacak kadar
yakın
. İsrail, Filistinlilere spor ve eğlenceyi fiilen
yasakladı
. O zamandan bu yana, İsrail takımlarının ve hakemlerinin sahip olduğu özgürlük, ister uluslararası ister yerel düzeyde olsun, spor yapma hakkından yoksun bırakılan Filistinliler aleyhine kullanılmaktadır.

Neden üniversiteleri ve kültürel kuruluşları da boykot ediyorsunuz, etkileşimler ve müzakereler için bir destek odağı olarak hizmet edemezler mi?

Gerçekte, akademik ve kültürel ilişkiler İsrail’in yurt dışındaki imajını
“yükseltmeye”
yarıyor. Bu kültürel, sanatsal ve akademik işbirliklerini reddetmek, İsrail’e açıkça
‘Ne işgali ne de ayrımcılığı kabul ediyoruz.’
mesajını verir. Bilhassa
akademik
boykot, üniversitelerin bu işgal ve ayrımcılık politikaları için gerekli teori ve bilgiyi sağlaması hasebiyle, işgalin müesses düzeni üzerinde mühim bir etkiye sahip olacaktır.
İsrail üniversitelerinin araştırma ve eğitim faaliyetleri vasıtasıyla, İsrail devleti tarafından geliştirilen baskı ve tahakküm mekanizmasına temelden eklendiklerini biliyoruz. Üniversiteler ve araştırma merkezleri, ordu ve güvenlik servisleriyle
yakın işbirliği içindedir.
Ülkenin en büyük silah şirketi ve en büyük sekizinci şirketi Elbit’in CEO’su Haim Russo
“sektörümüzü güçlü bir şekilde destekleyen”
akademisyenlere teşekkür etti.
  • Filistin’de eğitim hayatı kırk yıldır nefessiz bırakılıp sistematik şekilde yok edilirken İsrail üniversiteleri işgal rejimiyle arasına en küçük bir mesafe dahi koymadı. İsrail işgal rejimi üniversitelerimizi ve okullarımızı uzun süre (örneğin Birzeit Üniversitesi dört yıl boyunca) kapattığında bile bundan vazgeçmediler. Bunun çok fazla örneği var.
İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılar sırasında,
Gazze Akademisyenler Derneği’nin
yanı sıra
Gazze İslam Üniversitesi, Millî Eğitim Bakanlığı
binaları ve aralarında
BM’ye
ait dört okulun da bulunduğu onlarca okul yerleşkesi
bombalandı
.

2004’ten beri İsrail, Gazze’de yaşayanların Batı Şeria’da eğitim görmelerini yasaklıyor. 2006’da İsrail Yargıtayı tarafından, on Filistinlinin Bethleem Üniversitesi’ndeki ‘meslekî terapi’ eğitimi engellendi. Gazzelilerin seyahat etmelerinin yasaklanması onları Gazze’deki mevcut fakültelerle sınırlıyor.

2000 senesinde
Birzeit Üniversitesi’nde
Gazze’den
350 öğrenci
vardı, çoğu sınır dışı edildi, geri kalanlar ise Batı Şeria’da
“yasa dışı”
olarak varlıklarını sürdürüyorlar ve her an sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıyalar. Bugün bu üniversitede sadece
iki öğrenci
var. Kasım 2003’ten bu yana
411 öğrenci hapse atıldı.

  • Ne bu eğitim özgürlüğü ihlalleri ne de İsrail’in Filistinli vatandaşlarının çocuklarına karşı sergilenen ayrımcılık İsrail üniversiteleri tarafından kınandı. Haziran 2007’de İsrail Parlamentosu Knesset, ebeveynleri İsrail ordusunda görev yapmamış çocukların burslarını kestiğinde de sesleri çıkmadı. Filistinli öğrencilere, kimliklerini inkâr etmeye yönlendiren müfredatlar dayatılıyor. Siyasî faaliyetler yakinen takip ediliyor. Bazı profesörlerin görevine “güvenlik gerekçesiyle” son verildi.

Ancak bazıları da boykotun, evrensel akademik özgürlük ilkesini ihlal edeceğini iddia ediyor.

Filistinliler bu argümanı
kayıtsızlık
ve
önyargı
olarak telakki ediyorlar.
İsrail toplumunun bir kesiminin akademik özgürlüğü nasıl olur da Filistinlilerin temel özgürlük ve haysiyet dokunulmazlığının üzerinde konumlandırılabilir?
Filistin üniversiteleri
“evrensel akademik özgürlük”
ilkesinden
muaf
mı tutulmuşlar? İsrail akademi dünyası ile
“yapıcı bir temasın”
daha etkili olacağı öne sürüldü. Bu yöntemi denediğimizde ise, bunun yalnızca İsrailliler ile Filistinliler arasındaki,
“işgalciler ile işgal edilenler arasında tanzim edilmiş”
ilişkiyi
“normalleştirme”
ile sonuçlandığını, İsrail’in bozgunculuğunu ve suçlarını örtbas etmeye yaradığını gördük.

Avrupa vatandaşlarını en çok ilgilendiren şey ekonomik boykot. Onlara ne demek isterdiniz?

Bireysel tüketiciler, İsrail tarafından satılan
hizmet ve malları
boykot ederek zorbalığa karşı bir duruş sergileyebilirler. Bunun İsrail aleyhine bir kamuoyu yaratmak ve ekonomik açıdan baskı uygulamak gibi etkileri olacaktır. Buradaki ana fikir, tüketicileri bu ürünleri satın almanın
sonuçlarından
haberdar etmektir.

Tüm İsrail ürünlerinin ayrım gözetmeksizin boykot edilmesini mi öneriyorsunuz yoksa çabaları neye hizmet ettiği belli ürünlere odaklanmak daha mı etkili olacaktır?

Tüm İsrail ürünlerini boykot etmeyi, süpermarket zincirlerine ait 729 (İsrail menşeli) barkotlu ürünün tamamını raflarından çıkarmaları için baskı yapmayı öneriyoruz.
Örneğin
Agrexco
,
Carmel
markası altında
Avrupa
ve
ABD’ye
meyve ve sebze pazarlamaktadır. Bunların büyük bir kısmı
Filistinlilerden zorla alınan Ürdün Vadisi’ndeki topraklarda üretiliyor
ve bu şirketin
%51’i İsrail hükümetine ait.
  • Mesele, artık İsrail politikalarının desteklenmesine müsamaha gösterilemeyecek bir dünya yaratmak. Batıda, tüketiciler günden güne ne satın aldıklarına ve ne yediklerine daha fazla dikkat ediyor. Boykot önemlidir, uluslararası kamuoyunun bu tür alışverişlerin ahlakî boyutu konusunda uyarılması hayatî önem taşımaktadır.

Gelelim BTY Hareketi’nin (ç.n İsrail’in süren uluslararası hukuk ihlallerini, boykot ve yaptırımlarla durdurmayı hedefleyen Filistin sivil toplum hareketi, boykot konsorsiyumu) faaliyetlerine. Tecridin “T”si ne manaya geliyor?

Bu, işgali ve
Apatheid’i
destekleyen İsrailli yahut yabancı şirketlere yapılan yatırımların
sona ermesi
anlamına geliyor. Mesele kişileri, şirketleri ve finansal kurumları bu yatırımları sürdürmekten
menetmek
, bu yönde baskı altında tutmak ile İsrail işgalini, Filistin’deki Apartheid’ı finanse edenlerin
kâr eğrisini düşürmek
ile ilgilidir. Bu çevreler, İsrail’in izlediği politikalardan haberdar edilmeli ve Filistinlilere yönelik ayrımcılık ve sürgün uygulamalarına son verilmesi için baskı yapmaya yönlendirilmelidir.

Peki, yaptırımın “Y”si neyi hedefliyor?

İsrail, bilhassa
teknoloji ve araştırma
konularında küresel pazara bağımlıdır. Bu nedenle başka bir devlet, bölge yahut kurum düzeyinde yaptırımlar çok güçlü bir baskı oluşturabilir. Bunu tartışmaya açmak İsrail’in sergilediği uluslararası hukuk ihlalleri konusunda kamuoyunu uyarmak kadar, uluslararası suç ortaklıklarını aydınlatmak adına da gereklidir.
İsrail’in artık BM’ye, Dünya Ticaret Örgütü’ne, OECD’ye, Dünya Sağlık Örgütü’ne
üye olamayacağı şekilde ticari, diplomatik ve askeri ilişkileri yaptırım altına almayı başarmalıyız.

İşe yarıyor mu peki, sonuç alabildiniz mi?

Elbette, bu boykot, tecrit ve yaptırımların kazandığı
zaferler
oldu. İsrail işgaline son vermeyi hedefleyen Amerikan kampanyası sayesinde
Motorola
firmasına,
İsrail ordusuna
ve yerleşim birimlerine iletişim ve gözetleme ekipmanı satmayı bırakması yönünde baskı yapıldı. Bazı ufak tefek tavizler vermek zorunda kalan
Motorola’nın
hissedarlarının genel kuruluna birçok rahip ve din adamı müdahale etti. İsrail’in, Gazze’de bombaladığı sivil tesislerin enkazında Motorola seri numarası taşıyan mühimmat parçaları bulunmuştu zira.
Bir diğer hedef ise
Caterpillar’dı (CAT)
. İsrail tarafından sıklıkla Filistinlilerin
evlerini yıkmak ve Apartheid inşa etmek
için bu şirketin buldozerleri kullanılıyor. İngiltere Anglikan Kilisesi’nin
Caterpillar’a
yatırdığı parayı geri çekmesi, diğer kilise ve dinî dernekleri de harekete geçirdi.
Başka bir kampanya, işgal altındaki Kudüs’ü Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerine bağlayan ve
İsrail’in Filistin topraklarındaki hâkimiyetini
güçlendirmeye yarayan bir tramvay ağı inşa eden Fransız enerji devi
Alstom’u
ve çok uluslu
Veolia
şirketlerini hedef aldı. İsveç’in en büyük ulusal emeklilik fonu
AP7
, bir bilinçlendirme kampanyasının adından
Veolia’yı
yatırım portföyünden çekti.
Bordeaux Kent Konseyi,
Veolia
ile
750 milyon avroluk
sözleşmeyi feshetti. Şehrin tramvay projesi, hakkındaki tartışmalar üzerine karmakarışık bir hal aldı. Yine benzer şekilde, İrlanda’daki
Stockholm
ve
Galway
kent konseyleri de Veolia ile sözleşmelerini yenilemediler ve baskı o kadar büyüdü ki sonunda firma başka yerlerde kaybettiği birçok sözleşme neticesinde
Kudüs
projesinden çekilmek zorunda kaldı.
2009
senesinde
Hampshire College,
öğrencilerin baskısı sonucunda işgalden kâr elde eden altı şirketten gelen yatırımları reddederek
ABD tarihinde bir ilke imza attı.
Güney Afrika başpiskoposu Desmond Tutu
kararı memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi:
  • “Bu, Filistin’in kutsal topraklarda şiddet içermeyen yöntemlerle eşitlik, kendi kaderini tayin edebilme hakkı ve barış mücadelesinde atılmış tarihî ve anıtsal bir adımı temsil ediyor. Bu öğrencilerin başarılarını, kolejlerinin Güney Afrika’daki Apartheid’e karşı kendi mücadelemize verdikleri desteğin bir yankısı olarak değerlendiriyorum”.

Güney Afrika hakkında kesin olan şu ki, Güney Afrika dayanışma hareketi, 70’ler ve sonrasında büyük başarılar elde etmişti, ancak Avrupa’da İsrail’i boykot bir tabu olmaya devam ediyor gibi görünüyor.

Tekrar düşünün bence. Esasen
Apartheid’i
boykot hareketinin gerçekleşmesi
uzun zaman aldı.
Her ne kadar Güney Afrikalılar
1959
yılında karşı koymaya başlasalar da hareket ancak 70’lerin ortalarında ses getirmeye başladı. Oradaki dostlarımız ile yakın temas halindeyiz ve bize on beş yıl içinde elde etmeyi planladıkları kazanımı ortak çabalarımız sayesinde beş sene içinde kazandığımızı söylüyorlar.
Bu yüzden umudumuz var.
Güney Afrikalılar BTY Hareketini sonuna kadar destekliyorlar.
Şubat
2009
’da
Güney Afrika Sendikaları Kongresi (COSATU) üyesi Güney Afrikalı liman işçileri Durban’a
giden bir İsrail gemisini
boşaltmayı
reddetti.
İrlanda
,
Yeni Zelanda ve İskoçya
da dâhil olmak üzere yedi ülke daha bunu takip etti. Ardından (ülke işçilerinin üçte birini temsil eden)
Norveç İşçi Konfederasyonu
, İsrail’in Filistinlilerin haklarını çiğnemeye devam etmesi halinde ülke hükümetini uluslararası boykota öncülük etmeye davet etti. Ardından,
İngiltere Ticaret Birliği Kongresi
de (altı milyon işçi üyesi var ve bu alanda en önemli kuruluş) boykota oy verdi. Fransa’da merkezi bir sendikalar federasyonu da
BTY’
yi
destekledi ve tüm Avrupa sendikalarına yaptırımları destekleme çağrısında bulundu. Bunlar arasında
Kanada’daki Posta İşçileri Sendikası ve Quebec Öğretmenler Ulusal Federasyonu
da vardı.

Bazı kimseler en zayıfların, yani Filistin halkının boykottan etkileneceğini söylüyorlar. Bu konudaki düşünceniz ne?

Hintli akademisyen Spivak’ın ünlü makalesinden alıntı yapmak istiyorum:
“Madun Konuşabilir Mi?”
Bununla birlikte
BTY
hareketinin Filistinliler üzerinde ne ekonomik ne de başka türlü bir olumsuz etkisi olmuştur. Aksine
BTY
, her birimize ve dünyadaki herkese İsrail zorbalığına karşı
doğrudan eyleme geçme
imkânı veriyor. Bu hareket, hemen her yerde
adaletsizliğe
uğrayan insanlar için sorumluluk almaya olanak tanımaktadır.

Bir başka endişe de boykotun iletişim hatlarını koparacağı yönünde. “İletişimde kalmak” en iyisi.

Paradoksal olarak boykot, yalnızca ülkelerinde
“aşırılık yanlısı”
olarak yaftalanan az sayıda öğretmen ve araştırmacı ile değil, aynı zamanda dünyanın geri kalanı tarafından İsrail’in vahşetine suç ortaklığı yapmaması nedeniyle baskıya maruz kalan ve sorgulanan akademisyenler ile daha fazla temas kurmamıza izin verdi. Böylelikle
“sömürgeciler ve sömürülenler”,
İsrail’in imajını
“normalleştirmeden”
tartışabilir konumdalar.

Boykotun olumsuz bir etki yaratacağı, İsrail’in herkes tarafından nefret edildiği ve reddedildiği gerçeği ile yüzleşeceği de söylentiler arasında.

Boykot, altmış yıldan fazla bir süredir Filistinlilerin (uluslararası kabul görmüş) haklarını yok sayan sömürge devleti İsrail’i hedef alıyor.
Güney Afrika örneğinde olduğu gibi, zalimlere baskı yapmak bu kampı kesinlikle rahatsız edecektir. Ayrıcalıklardan vazgeçmek keyifleri kaçırabilir ama zulme ve adaletsizliğe son vermenin bedeli
İsrail’i kızdırmaksa
, öyle olsun!
  • İsrail kendini hukukun üstüne koydu. Boykotun işlevi, İsrail’e bunun kabul edilemez olduğunu ve eğer Filistin halkının haklarını ihlal etmeye devam ederse dünyanın açık kollarla ona kucak açmayacağını beyan etmektir.

Ancak İsrail belirli bir ekonomik güce sahip, bundan gerçekten etkilenecek mi?

Gazze’ye yapılan vahşi saldırıların ardından İsrailli ihracatçılar, siparişlerinde
%20 oranında bir düşüş gördüler.
İngiliz Guardian gazetesi,
‘İsrailli şirketler Avrupa’daki boykot eylemlerinden etkileniyor ve anketlere göre İsrail iş sektörü, Gazze’ye yönelik son saldırıların yol açacağı kampanyalardan oldukça endişe duyuyor.’ şeklinde haberler yapıyor.

Veolia’nın geri çekilmesi de hiç şüphesiz İsrail’e bir darbe vurdu.
Ancak tüm biçimleriyle
BTY Hareketi
esas olarak Filistinlilere karşı işlenen adaletsizliği gün yüzüne çıkarmayı ve İsrail’i uluslararası alanda tecrit etmeyi amaçlıyor.
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026