Peygamber şehri, hicret yurdunun tarihî fotoğrafları
16:00, 02/04/2023, Pazar

Şehirdeki Osmanlı surlarının hâlâ yerli yerinde olduğu 1890’da Medine manzarası.
Mekke ile birlikte iki Harem'den (Haremeyn) biri olan Medine, hicret yurdu olması ve halkının herhangi bir zorlama olmaksızın İslâmiyet'i benimsemesinden dolayı “Kur'ân'la fethedilmiş" kabul edilir. Hicretten sonra Resûl-i Ekrem, “Hz. İbrâhim Mekke'yi harem yaptığı gibi ben de Medine'yi harem yaptım" sözleriyle şehri harem ilân etmiştir.Medine-i Münevvere'nin 1890-1916 yılları arasında çekilmiş 14 tarihî fotoğrafı içinde bulunduğu zamana şahitlik ediyor. Şehrin en eski fotoğrafları daha sonra şehir genişledikçe yıkılan Osmanlı surlarından yola çıkılarak tespit edilebilir. 11 ve 12 numaralı fotoğraflarda Mescid-i Nebevî yakınında bulunan ve çok sayıda sahabe mezarının bulunduğu Cennetü'l-bakî yer almaktadır. Bazı tanınmış mezarlarının üzerine kurulu türbeler ise Suudi Arabistan yönetimi tarafından ilerleyen dönemlerde yıkılmıştır.Kaynak: https://www.sacredfootsteps.org/TDV İslâm Ansiklopedisi
Medine manzarası. Osmanlı surları, on dokuzuncu yüzyılın sonlarını veya yirminci yüzyılın başlarını işaret etse de kesin tarih tam olarak bilinmemektedir.

Medine manzarası, 1907.

Mescid-i Nebevî, 1908.

Reklam
Mescid-i Nebevî, 1908.

Caminin minaresi 1483 yılında, Hz. Muhammed’in (s.a.v) kabrinin üzerindeki yeşil kubbe ise 1840’ta inşa edilmiştir. Fotoğrafsa 1910 yılında çekilmiştir.

Şam'dan 1302 km, deniz seviyesinden 619 m. Kuzeybatıdaki Sela Dağı'ndan şehrin görünümü, 1913.

Reklam
Manakha Meydanı boyunca surre alayı, 1914. Surre; Arapça para kesesi anlamına gelir ve bir kervan vasıtasıyla Mekke-Medine’ye değerli hediyeler göndermeyi ifade eder. Surrede çeşitli hediyelerin yanı sıra, Efendimiz'i (s.a.v) ve ailesini temsilen bir mahmil de bulunurdu.

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) Medîne-i Münevvere’de yaptırdığı Mescid-i Nebî'nin batı duvarında kıbleye yakın olan Bâbü's-Selâm kapısı, 1916.

Medine’deki Osmanlı merkez tren istasyonu, 1916. Sağdaki istasyon camisinin belirgin bir şekilde Osmanlı Rûmî stilini sergilediği görülmektedir.

Reklam
Cennetü’l-bakî mezarlığı. Sağda; Abbâsîler’den kalma türbeler, 1916. Mezarların yerini belli eden yapılar günümüzde ayakta değildir. Yapılarda görülen Hint mimarî özelliklerinin o dönemde bölgede yaşayan Hintli tüccarların etkisinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Cennetü’l-bakî mezarlığı. Ortada; Ümmehât; türbe kompleksindeki ana yapı, 1916.

Mescid-i Nebevî’nin içindeki Ravza-i Mutahhara’nın yanı, 1916. Ravza-i Mutahhara, Hz. Peygamber’in kabri ile minberi arasındaki bölüme verilen isimdir. Sözlükte “tertemiz bahçe” anlamına gelen Ravza-i Mutahhara adlandırması, Hz. Peygamber’in eviyle minberi arasının cennet bahçelerinden (ravza) bir bahçe olduğunu bildiren hadisine dayanır.

Reklam
Mescid-i Nebevî’nin avlusu, (güneydoğu köşesi) Fatıma Bahçesi, 1916.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.