Dikkatimi bir bulursam, hemen toplayacağım!

Biraz önce büyük şehirlerde yaşayan insanların, kırsal kesimde yaşayanlara göre dikkatlerini çok daha zor toplayabildiklerine dair bir haber okudum. Kesinlikle aynı fikirdeyim.
Ben, büyük bir şehirde yaşıyorum ve dikkatim kesinlikle çok dağınık. Sadece dikkatim değil; bilgisayarımın masa üstü, gerçek çalışma masamın üstü, çalışma odam, çantam, kitaplığım, dergilerim, notlarım, kalemliğim ve artık ne olduklarını tam olarak tespit edemediğim birtakım başka şeyler... Hepsi ama hepsi, aşırı dağınık bir hâlde. Toplamak istiyorum ama bir türlü beceremiyorum.
Her şeye çekidüzen verme konusundaki kesin kararı verdiğim o güneşli temmuz öğleden sonrasının üstünden tam yedi yıl, üç ay, 21 gün geçti. Bunu hatırlıyorum. Çünkü bu yazıyı yazdığım ekranın 30 santim kadar sol tarafında bulunan masa takvimim, hâlâ o tarihi gösteriyor. Ve o iddialı karar günü, kırmızı kalemle kalınca bir daire içine alınmış bir hâlde bana bakıyor.
Dağınık bir dikkatin, hiç olmayan bir dikkatten pek farkı yok. İnsanı birçok konuda boşu boşuna uğraştırıyor. Ben, bu durumumun dengeli beslenmeye yeterince önem vermiyor oluşumdan kaynaklandığını düşünüyordum. Demek öyle değilmiş, benim en ufak bir suçum yokmuş. Meğer bütün bunlar, büyük bir şehirde oturduğum için oluyormuş. Küçük bir yere taşınsam, dikkatim daha derli toplu olur mu acaba? Bunun için dikkat düzen ve intizamın, yenilenebilir bir şey olması gerekiyor büyük ihtimalle. Bir kere dağılan, uzun süre o hâlde kalan bir dikkat için dağınıklık fazlasıyla inatçı, ısrarlı ve yerleşik bir karakter kazanmış da olabilir tabii.
Reklam
Kabul etmeliyim ki dikkat dağınıklığımın kronikleşmiş olduğuna dair önemli belirtiler de var hani. Bırakın toplamayı, bazen dikkatimin nerede olduğunu da bulamıyorum. Hem sadece dikkatimi değil; iki haneli rakamları da birbiriyle ha deyince toplayamıyorum, kağıda kaleme falan ihtiyacım oluyor.
Okuduğum haberde, bu konuyla ilgili kayda değer bilgiler vardı aslında. Ama ben o bilgileri hafızama ya da bir kağıt parçasına kaydetmeyi unutmuşum. Şu anda bütün çabama rağmen haberi nerede okuduğumu da hatırlayamıyorum. Umarım gerçekten böyle bir haber vardır. Eğer bütün bunlar, zihnimin bana oynadığı bitmek bilmez oyunların bir yenisiyse bana bile pek inandırıcı gelmeyen, o kıytırık, dengesiz beslenme teorilerime geri dönmek zorunda kalacağım ve her şey daha da birbirine karışacak. Neden karışacak? Çünkü son zamanlarda geri döndüğüm hiçbir yer, bıraktığım yer olmuyor.
Mesela odada 17. yüzyılda yaşayan, orta yaşlı, huysuz bir İngiliz asilzadesi ile bahçesinde rastladığı aşırı neşeli bir kirpi arasındaki sıra dışı dostluğu anlatan kalınca bir romanı merakla okurken küçük bir mola veriyor ve çayımı tazelemek üzere mutfağa gidiyorum. Bir süre sonra kendimi salondaki kanepede oturmuş; Jason Statham'ın, hıçkırık nöbetine yakalanmış bir Çinli çakmak doldurucusunu oynadığı acayip ötesi bir İzlanda filmine kalmadığım bir yerden devam ederken buluyorum. Neticede ben hafiften afallamış bir hâldeyken çayım çoktan soğumuş ve geri dönüşü olmayan bir şekilde o berbat ice tea’lerden birine dönüşmüş oluyor.
Artık ikna olmuş olmalısınız, benim kesinlikle bir dikkat dağınıklığı problemim var. Hâlâ ikna olmayan varsa şunu dinlesin o hâlde. Bir hafta önce kulağımı kaşımak isterken kulaklarımda, -ne zaman taktığımı hiç hatırlamadığım- bir çift kulaklık olduğunu fark ettim. Anladığım kadarıyla epeyce eski bir tarihte, içindeki bin 569 parçanın tamamını çalıp stop etmiş ve öylece kalmış. Şarjı bitmiş ya da bozulmuş da olabilir tabii.
Reklam
Size bu hadiseyi aktarırken düşündüm de bu olan biten, uzun süredir şikâyet edip durduğum duyma bozukluğumu da açıklıyor olabilir. Hemen doktorumu arayıp

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.