Futbol, sadece futbol olsaydı keşke!
07:00, 27/07/2026, Pazartesi • GZT Haber Merkezi

Futbolun kitleler için epeyce zamandır bir spor ya da eğlence aracı olmaktan çıktığının ve bir tür toplumsal histeri görüntüsü arz ettiğinin farkındayım. Şirazesinden çıkmış, her yönüyle yozlaşma sinyalleri veren bir “kitlesel arızalanma” hâlinden, neredeyse bir sosyal hastalıktan söz ediyoruz artık futbol deyince.
Klişeye teslim olup “futbol, kitlelerin afyonudur,” tekerlemesine yaslayacak değilim sözlerimi. Toplumsal hayata dair meseleleri böyle tek boyutlu yargılar üzerine inşa etmenin yanlışlığına inanıyorum. Futbol da o meselelerden biri…
Sosyal bir arıza hâli
Kitleler, eğer futbolu her şeyin önüne koyacak öncelikte bir tutkuya dönüştürmüşlerse bunu iyi değerlendirmek, anlamaya çalışmak, bu noktaya nereden gelindiğini bulmaya çalışmak gerekiyor. Sosyal alandaki herhangi bir arızanın tespiti önemli olabilir ama böyle bir tespitten toplumsal hayatla ilgili teşhislere varamayız. O sosyal arızanın nasıl bir yanlışlıktan kaynaklandığını bulup çıkarmadıkça…
Futbola ilgisiz biri olmadığım malumunuz… Bu heyecanın öyle ya da böyle bir ucundan tutanlardanım. Toplumsal göstergeleri bakımından futbol etrafında şekillenen kitlesel kültürün değerli sosyo-psikolojik bilgiler verdiğini de düşünürüm. Sportif çerçevede kaldığında, kitlelerin duygusal dünyalarındaki muhtemel donuklukları, uyuşmaları ortadan kaldıracak bir iç zindelik potansiyeli taşıdığını da çeşitli örneklerle temellendirebilirim. Ancak bütün bunlardan sonra, bugün bu konuda kurduğum her cümlede, 15-20 yıl öncesine göre çok daha temkinli ve mütereddit olduğumu da itiraf etmeliyim.
Kurtlar sofrası
Çünkü kitlelere hâkim olan yeni futbol kültürü, kazandığı yeni endüstriyel kimlikle bireylerin iç dünyalarından hayat bulan “amatörce” heyecanların şekillendirdiği bir şey olmaktan çıktı, çıkıyor. Artık kabul etmeliyiz ki ulaştığı bütçelerle, harekete geçirdiği mali kaynaklarla küresel ekonominin başka pek çok üretim sektörünün ulaşamadığı büyüklükteki bir enstrümanı hâline geldi futbol…
Bu da futbolla ilgilenen herkesi gönüllü ya da taraftar olmaktan çıkarıp potansiyel müşteri hâline getiriyor. İşin daha kötüsü; kâr için her yolun mübah sayıldığı bugünün dünyasında, bu kadar büyük bir pastadan sözetmekle aslında bir kurtlar sofrasından sözetmiş olduğumuzu bilmemiz gerektiğidir.
Futbolun amatörce heyecanların, romantik taraftarlık hissiyatlarının konusu olmaktan hızla çıkmasının altında; futbol pastasının ulaştığı ekonomik büyüklüğün, çevresinde şekillenen rant ilişkilerinin, medyada ulaştığı rakipsiz popülaritenin yattığı açık…
Vur, kır, parçala; bu maçı kazan!
Maçlara “ölmeye ölmeye ölmeye” giden, para ödeyerek içine girebildikleri stadyumları “mabet” olarak niteleyen, “Vur, kır, parçala; bu maçı kazan!” gibi kuralsız, insafsız motivasyonlarla destekleyen tribün yığınları, bu kurtlar sofrasının kontrolü kaybetmiş oyuncakları sadece. Bu tür bütün kirli oyunlarda olduğu gibi kâr edenler, acımasız ve soğukkanlı; maddi ve duygusal maliyeti ödeyenler ise sadece “sarhoş!”
Keşke futbolun sadece futbol, topların yuvarlak olduğu, maçların sadece sahada oynandığı ve sadece doksan dakika sürdüğü zamanlar geri gelse… İyi ama o zamanlarda kusurlu hareket sayısı sadece dokuz, bilemediniz on taneydi. Şimdi dünya bir “kusurlu hareketler yumağı” olarak dönüp

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.