Bu toprakların zamansız dehası: Cahit Arf

10:41, 09/07/2026, Perşembe • GZT Haber Merkezi
Bu toprakların zamansız dehası: Cahit Arf

1958 yılının kışında Erzurum, Türkiye'nin bilim tarihinde özel bir döneme tanıklık ediyordu. Kısa süre önce kurulan Atatürk Üniversitesi, yalnızca bir eğitim kurumu değil, Cumhuriyet'in doğuya uzanan bilim hamlesinin de simgesiydi. Bu yeni üniversite vesilesiyle Türkiye'nin önde gelen bilim insanları Erzurum'a geliyor, halka açık konferanslarda şehir halkıyla buluşuyordu.

Bu isimlerden biri de Cahit Arf'tı. Türkiye'nin yetiştirdiği, dünyanın en büyük matematikçilerden biri olan Arf, bugün 10 TL banknotunun arka yüzündeki portresinden bize gülümsemeye devam ediyor. Ancak o gün salonda bulunanların çoğu, kürsüde konuşan kişinin dünya matematik literatürüne adını veren Arf Değişmezi, Arf Halkası ve Arf Kapanışı gibi kavramların sahibi olduğunu bilmiyordu.

Konuşmasının bir yerinde Arf, öğretmenlere, memurlara ve meraklı Erzurumlulara matematiğin sınırlarını aşan bir soru yöneltti. Aradan yetmiş yıla yakın zaman geçmiş olmasına rağmen, bu soru bugün de yapay zekâ tartışmalarının tam merkezinde duruyor:

“Makine düşünebilir mi?”

Turing’in sınırı ve Erzurum’daki kürsü

Bu soruyu ilk kez, Arf’in konuşmasından sekiz yıl önce, 1950’de İngiliz matematikçi Alan Turing, "Computing Machinery and Intelligence" makalesinde sormuş, kendince de bir yanıt önermişti: Eğer bir makine, yazıştığı kişi tarafından insandan ayırt edilemiyorsa, onun düşünebildiği kabul edilebilirdi. Buna bugün Turing Testi deniliyor ve yapay zekânın kalitesini ölçmede kullanılıyor.

1956’da ise John McCarthy "yapay zekâ" terimini ilk kez bir çalıştayda telaffuz etti. Arf'ın Erzurum'da kürsüye çıktığı an bunlardan haberi var mıydı bilmiyoruz ancak kendisinin yaptığı konuşma bu terimin doğumundan yalnızca iki yıl sonraydı.

Turing öngörüsüyle doğru soruyu sormuş ama cevabını makinenin davranışına bakarak vermeyi seçmişti. "Dışarıdan insan gibi görünüyorsa düşünüyor sayalım" demiş ve orada durmuştu. Arf, sekiz yıl sonra aynı soruyu çok daha temel bir yerden ele alacaktı.

Akl-ı Selim

Arf konuşmasına en basit örneklerle devam etti. Önce, “Çalar saat düşünebilir mi?” diye sordu. “Saate 'beni dörtte uyandır' diyorsunuz, saat dörtte zil çalıyor; bir girdi, bir çıktı.” Sonra telefonu anlattı: “Birini arıyorsunuz ama eğer hat meşgulse başka ses geliyor, değilse başka.” Sonra daha ciddi bir örneğe geçti: Beş yüz on tavuk ve tavşanın, bin dört yüz yirmi ayağın sayıldığı bir problemi çözen bir düzeneği anlattı.

Salon ne düşüneceği konusunda tereddüt ediyordu; çünkü örnekleri dinleyince bir yandan “evet, makine düşünüyor” demek istiyor, bir yandan da içten içe "hayır" diyorlardı. Arf bu tereddüdü gördü ve ekledi: “Bunları anlamak için şeytani bir zekâya ihtiyaç yoktur, sadece akl-ı selim kâfidir.” Herkesin her konuda düşünebileceğini belirterek insan aklına olan güvenini dile getiriyor ve sonraki argümanı için de ortamı hazırlıyordu.

Bilinmeyene uyum gösterme

“Makine”, diye devam etti, “önünüze koyduğunuz problemi çözer; miras meselesini de çözer, tavuk tavşan hesabını da, hatta bazılarını sizden hızlı çözer. Ama daha önce hiç karşılaşmadığı bir problemle karşılaştığında çözemez. Çünkü makinenin karakteristik özelliği, yapılırken öngörülmüş olanı yapmasıdır. İnsanınki ise yeni bir duruma intibak edebilmesi.”

Bugün bir yapay zekâ sohbet robotuna gerçekten yeni, eğitim verisinde karşılığı olmayan bir şey sorduğunuzda sistemin doğru cevabı bulamadığını ve bazen "halüsinasyon" dediğimiz o tuhaf kekelemeye düştüğünü görüyoruz. Bu durum, Arf'ın 1958’de dikkat çektiği sınırlamanın bugün hâlâ farklı biçimlerde karşımıza çıktığını gösteriyor.

Batı'da bu fikri, Arf’tan yedi yıl sonra Hubert Dreyfus, önce 1965'te yazdığı "Alchemy and Artificial Intelligence" makalesinde ve 1972'de genişlettiği "What Computers Can't Do" kitabında söyleyip geliştirecekti: “İnsan zekâsı önceden tanımlanmış kurallara değil, bir 'ortak akıl' ve bağlam duyusuna dayanır; bunlar da programlanabilir cinsten şeyler değildir.” Dreyfus daha sonra benzer bir çizgide, insan zekâsının yalnızca kurallarla açıklanamayacağını savunacaktı. Bu fikirler MIT kürsüsünden çıktığı için, alanın dünyada en çok tartışılan görüşlerinden biri oldu. Ondan çok daha önce bunu gören Arf’ın sözleri ise maalesef arşivde kaldı.

Kuantum belirsizliği ve bilincin sırrı

Konferansın sonunda Arf asıl bombasını patlattı. Ona göre insan beyni ile makine arasındaki fark hız değildi, hafıza kapasitesi de değildi. Asıl fark, insan beyninin estetik uyarıları işleyebilmesi, estetik kararlar verebilmesi ve bir işi yapıp yapmama konusunda kendini özgür hissedebilmesiydi. Bu üçünün ortak paydası tek bir kelimeydi: Belirsizlik.

Ve Arf, belirsizlik taşıyan tek doğal sürecin kuantum düzeyindeki olaylar olduğunu hatırlatarak, insan zihnindeki estetik kararın, özgürlük hissinin, yaratıcılığın da benzer bir belirsizlikle örülü olabileceğini öne sürdü. Bilinci, özgürlüğü, yaratıcılığı, fiziğin en rahatsız edici keşfiyle, kuantum belirsizliğiyle ilişkilendirdi. Bunu 1958’de, Erzurum'da, bir halk konferansında yaptı.

Tam otuz bir yıl sonra, 1989’da İngiliz matematikçi ve fizikçi Roger Penrose da insan bilincinin klasik hesaplamayla açıklanamayacağını savunacak ve kuantum süreçlerini tartışmanın merkezine taşıyacaktı.

Bilimin coğrafyası ve görünürlük davası

Peki neden Arf'ı kimse duymadı da Dreyfus'u, Penrose'u duydu?

Cevap can yakıcı ama çok da basit: Cahit Arf Batı Avrupa ya da Amerika’da değildi, Türkçe konuşuyordu, sözlerini bir akademik dergide değil bir halk konferansında söylemişti. Bilimin evrensel olduğu söylenir; ama bilimsel fikirlerin dolaşımı çoğu zaman evrensel değildir. Onların da bir coğrafyası, bir dili ve bir görünürlük ekonomisi vardır. Londra'da ya da Cambridge'de söylenen bir fikri dünya hemen duyar, Erzurum'da söylenen bir fikir ise arşivde bekler durur. İnsanlık otuz bir yıl kaybeder.

Bugün yapay zekâ felsefesinin soykütüğü hep aynı isimlerle anlatılıyor: Turing, Dreyfus, Penrose, McCarthy, Minsky. Hepsi Batılı, hepsi İngilizce yazan bilim insanları. Bu liste yanlış değil ama eksik. Çünkü Erzurum'da kürsüye çıkan Arf aynı soruları bazen bu isimlerden yıllar önce, bazen de onlardan çok daha derin bir yerden soruyordu. Ancak ismi bu listeye eklenmedi.

Geleceğe miras bir vizyon

Bugün yapay zekâ hayatımızın her köşesine girmişken, "makine düşünebilir mi" sorusu artık akademisyenlerin değil, herkesin sorduğu bir soru. Tam da bu yüzden, altmış yedi yıl önce bir Türk matematikçinin Erzurum’da gösterdiği vizyonu hatırlamak gerekiyor. Arf yalnızca doğru soruyu sormadı, Batı'da yıllar sonra yoğun biçimde tartışılacak bazı meseleleri de olağanüstü bir sezgiyle işaret etti.

Yapay zekâ tartışmalarının küresel ölçekte yeniden şekillendiği bu çağda, Cahit Arf'ın Erzurum'da dile getirdiği fikirleri yeniden gündeme taşımak yalnızca bir vefa borcu değildir. Bu düşünceleri farklı dillere kazandırmak, uluslararası literatüre dâhil etmek ve yapay zekâ düşüncesinin tarihini yazarken hak ettiği yere yerleştirmek, bilim tarihini daha eksiksiz ve daha adil okumaya yönelik bir sorumluluktur.

Arf'ın kendi sözleriyle bitirelim: "Matematik esas olarak sabır olayıdır. Belleyerek (ezberleyerek) değil, keşfederek anlamak gerekir."

Keşfederek anlayacağımız nice fikre, nice keşfe…

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026