Çok da korkutmayan korku filmi olarak: Yolcu
15:16, 05/06/2026, Cuma • GZT Haber Merkezi

Korku filmi sevenler için vizyona yeni bir yapım girdi. Passenger (Yolcu) isimli yapımın yönetmeni Norveçli. Daha önce de korku türünde iyi yapımları olduğunu bildiğimiz André Øvredal, bu kez biraz da mitolojik bir anlatı ile karşımızda. Tyler ve Maddie isimli nişanlı genç çiftin uzun karavan yolculuğuna uzanan yapım, tam bir yol hikâyesi. Gece uzun yolculuklara çıkanların içini alan evhamlar, bu filmde ayrı bir boyuta ulaşıyor.
Genç çift, karavan yolculuklarının başında bir kazayla karşılaşıyor. Bu karşılaşmada Maddie, bir şeylerin tuhaf olduğunun bilincinde ama Tyler henüz ona inanmış değil. Yolculuk aşamasında bir kaplıcada dinlenmek için mola verdiklerinde Maddie’nin şüpheleri iki katına çıkıyor. Ama henüz ortada yaratık yok. Aslında yaratık olarak adlandırsam da filmin bize anlattığı şekliyle şeytan. O yolu kullananların sıklıkla karşısına çıkan “Yolcu” isimli bu görünmez canlının şeytan olduğuna inanılıyor ve yolda insanlara musallat olarak ölümcül kazalar yapmalarına sebep oluyor.

Yolculuk devam ettiğinde karavan festivaline uğruyorlar. Orada her şey yolundaymış gibi görünürken kendi karavanlarına üç çizik atılması, Maddie’nin şüphelerini perçinliyor. O saatten sonra şeytanı Tyler da görmeye başlıyor. Nasıl başa çıkacaklarını bilmedikleri bu şeytan karşısında kendilerini savunmasız hisseden çift, hayatta kalmanın yollarını arıyor. Bunun ise tek bir yolu var; Aziz Christopher Kilisesi’ne ulaşmak. Anlatıya göre bu şeytanla ancak Aziz Christopher başa çıkabilir. Onu etkisiz hâle getirebilir.
Kiliseye doğru yola çıktıklarında ise gizemli şeyler olmaya devam ediyor. Çift, korku ve panik havasında kiliseye ulaşma derdinde. Ama yolculuk sanıldığı kadar kolay ilerlemiyor.

Aslında korku türünün bizde neden bu kadar sevildiğini ama üzerine daha az üretim bulunduğunu da düşünmeye ihtiyaç var. Tamamen din temelli olan korku anlatıları, Orta Çağ’da Hristiyan dünyasının en yaygın uğraşlarından biri. Bizim gibi doğulu ve Müslüman toplumlarda daha soyut gerçekler söz konusu; cin gibi. Dinen cinlerin varlığına inanılması, toplum içinde “cinin çarptığını” iddia eden insanların bulunması, bizim de korkularımız arasında. Ama Batılı anlatılarda iş daha karmaşık. Kötü ruhlar her an hayatı istila edebilir ve sizin evreninizi değiştirebilir.
Bu tarz anlatılar aslında çağlar boyu devam eden bilgi kırıntıları. Bunun tehlikeli ya da korkunç olması, o yaratıkların varlığından çok bizim zihinsel olarak inanmamız. Ve hayatın içinde de çoğu zaman anlam veremediğimiz olaylar olduğunda içimizdeki korku duygusuna sığınmamız. Bunların hepsi korku türüyle bir bütün.

Filme dönecek olursak; gerilimi yüksek olsa da izlerken bir sonraki sahneyi tahmin etmek hiç güç değil. O yüzden sizi koltuğa kilitleyecek anlar çok yok. Belki de artık çok fazla içeriğe maruz kalmamızın verdiği duyguyla kendimizi yabancı hissetmeyeceğimiz gerçekler bunlar. Yine de tatil döneminde kendinizle gerilim dolu anlar yaşamak istiyorsanız göz atın derim.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.