Napolyon’un Mısır Seferi ve Akka Direnişi

Ömer Faruk Salar
21:00, 26/03/2026, PerşembeG: Güncelleme: 23:12, 26/03/2026, Perşembe
CategoryGenç Motto
Genç Motto
Napolyon’un Mısır Seferi ve Akka Direnişi
Vaziyet Çetin, Çaresi Tek! AKKA ZAFERİ, 20 Mart 1799

Üç satır sözün içinde geçse de Akka’yı, namı gönlümüze değen Cezzâr Ahmed Paşa’yı, bu zaferin şerefyab sahiplerini yeniden hatırlamalı. Ey genç arkadaş! Küstah Fransız’a atılan okkalı tokadın yıl dönümünde, Akka Destanı’nı yâd etmeye, buyurun.

1770'li yılların ortaları… Teknikle ilerleyen, kollarını cihanın en ücra memleketlerine uzatmış bir ahtapot gibi insanları ve o maddi zenginliklerini yutan Batı, kendi içerisinde de harp hâlindedir. Pay büyük, hisse geniştir. Peki, hissesi kapış kapış, üleşme kavgası namına esasında paylaşılamayan şey nedir? Elbette ki bütün bir cihandır.

Cihangirlik sevdasıyla memleketleri, sadece huzur ve adaletle idare eden ecdadın o yıllarda derdi pek. Nedir bu dert? Ne yok ki? Kaht-ı ricalden tut da daldaki armudun boğazına düşeceğinin hesabını yapan başıbozuk tayfalar, din-i İslam kürsülerinde beşikten ulemalığa terfi etmiş ilimden bihaber kimseler, tahta namzet şehzadelerin zihinlerine konan kafesler ve bunları duvarlarla ören berbat kafalar… Dertler pek âlâ olsa da ruhun ve gönlün içinde bitmek bilmeyen, din-i İslam’la berdevam edecek olan hakiki imanımız; cemiyetimizin hâlâ kandili, sönmeyecek bir ziya gibi dertlerimizin esas çaresi…

Payitahtın ve tüm İslam mülkünün o yıllardaki manzumesini kaleme alsalar üstteki satırlar, zannımızca izaha kâfi gelir amma bu satırlar dilden sarf edildiğinde yürekten kopan parçaları hangi kelime izah eder? Vaziyet çetindir, derdi ise tektir. İslam’ın nurunda toplanmış, toparlanmış, sahabenin şuuruyla şuurlanmış, evvelki fetihlerle kendini cihanda ispat etmiş Türk - İslam medeniyetinin yegâne mevcudiyeti, bu çetin vaziyetin tek çaresidir. Peki, bu çetin hâlin tek kaynağı dâhili meseleler midir? Heyhat ki hayır! Devletin içerisindeki bu hâli gören Frenklerin hesabı şimdi tedavüldedir. Niyetleri eski, antik hülyaları deşmek suretiyle şarka hâkim olmaktır. Bu işi yapmaya cüret eden cüce bir adam, esasında ahtapotun bir kolu idi. Öyle bir kol ki karakterinde zerre miskal şeref olmayan, çaresiz bir anda haysiyetsizce, zalimane kararları tatbik etmekten çekinmeyen insafsız bir asker müsveddesi. Bizimkisi de ne lakırdı ama? Gavurdan şeref beklemek, zor vakitlerde âlimane bir duruş hayal etmek, olmayacak iş. Dedik ya, bunlar ahtapotun birer kollarıdır. Bu kollardan biri de şimdi Mısır açıklarındadır.

Napolyon’un Mısır’ı işgali

Fransızlar; eski ihtişamını yitirmiş, kuvveti ıskat olmuş imparatorluğumuzun kadim eyaleti Mısır’ı ve belki de tüm Suriye’yi de işgal etme hevesindedir. Paris’in rutubetli, pis ve nahoş sokaklarını kesen dik taş binaların birinde yapılan hesap kitap, Cüce Fransız’a heyecan vermektedir. Şarka yelken açmak, Helenistik rüyalarda kaybolmak, çölün hudutsuz ufkunda lirik bir düş kurmak… Bunlar kinayeli sözlerdir. Hesabın maddi ciheti, yani Fransız kuvvetlerinin toplam büyüklüğü ise şu şekildedir: Yaklaşık 30 bin piyade, 3 bin 500 süvari, bin 600 topçu, 167 hırsızlık namına orduya katılan güya ilim adamı, 55 gemi ki bunların 13’ü “hat” ismiyle maruf devasa savaş gemileri, 60 sahra topu, 40 kuşatma topu… Liste uzayıp gidiyor. Niyetin ardındaki iştahı tasavvur etmek pek de zor değil, hele ki bu günlerde.

Hisse kapma sevdasıyla Fransız donanması, bu zalim güruhu 2 Temmuz 1798 gününün ilk saatlerinde İskenderiye’ye çıkardı. Artık İslam mülkünde gözü olan ahtapotun kollarından biri, hudutsuz bir iştahla işgale başlamıştı. Napolyon, İslam cemiyetinin içindeki inkırazı daha da derinleştirmek, ulemanın işgale tepkisinin tesirini en aza indirme gayesiyle yalana da sarıldı. Kuvvetlerinin büyüklüğüne rağmen başvurduğu yalanların başında güya Fransızlar, İslam ve hükümlerine karşı değiller, Kur'an-ı Kerim'e ve Hazreti Peygamber’e (s.a.v.) saygı duymakta ve Mısır halkına özgürlük bahşetmeye gelmişlerdi. Ne kadar da tanıdık geldi öyle değil mi? Yıllar geçse de zalimin ağzından çıkan yalan katiyen değişmiyor, beyinlerindeki maddeye hükümran olma aşkı, bitmek tükenmek bilmiyor.

Sahi, ne idi bu seferin maksadı? Külli miktarda bilmem ne kadar asker ve topla bu memlekete gelenlerin niyeti ne idi? Ağızlarından düşmeyen onur, düzen, hukuk, medeniyet lakırdıları aslında şunu ifade etmektedir: işgal, cebir ve hile ile inşa edilmiş, canların “hiç” uğruna harcandığı bir dünya düzeni.

Mısır’dan Suriye’ye uzanan ahtapot kolu

Mısır’da ilerleyen Fransızlar, 22 Temmuz’da Kahire’yi de işgal ettiler. Amma velakin ağustos ayına gelindiğinde Napolyon’un seferi, âdeta buradan kaçmaya mecbur olunan bir serüvene dönüştü. Çünkü ahtapotun kollarından İngiliz şubesi, kendi çıkarlarına maruf bir hesapla Nil Nehri önlerindeki Fransız donanmasına hücum etti. Bu hücumun neticesinde Fransız donanması yok edildi. Artık Fransızlar, Osmanlı toprağında ne aradıklarını dahi esasında bilmeyen bir zalim topluluk olarak akıbetlerini yaşayacaklardı.

“Cezzâr” Ahmed Paşa

Osmanlı’nın medeniyet tasavvurundaki “insan” kıymeti, Cezzâr Ahmed Paşa gibi devlet adamlarının hizmetlerinde temayüz etmiştir. Devlet, “insan” kıymetini bilmelidir; zira devletin temeli insandır. Sadakatle devletine hizmet edenler, esasında devletin ta kendisidir. Ahmed Paşa da yetişmiş bir Osmanlı devlet adamı olarak evvela Mısır’da, ilerleyen yıllarda da Suriye’de bulunmuş; bölgede devletin aleyhine olan topluluk ve olaylar karşısında çok sert tedbirler almıştır. Kendisi Boşnak’tır.

Ahmed Paşa, Sayda bölgesindeki idaresi ile devletin kuvvet ve istikbalini tahkim ederken Avrupalı tüccarların bu bölgede oluşturduğu kurnaz düzene de çomak soktu. Akka, Sayda ve Beyrut’taki ticari faaliyetleri, devletin çıkarları doğrultusunda yeniden düzenledi. Pamuk, hububat ve ipek ticaretinden pek de zenginleşen Fransız tüccarları, Napolyon’un Mısır macerasından çok daha evvel Cezzâr Ahmed Paşa’yı Sultan Selim Han’a şikâyet ettiler. Bu şikâyetin bir neticesi olmadı. Devlet, Cezzâr’ın arkasındaydı.

Yafa’daki katliamdan Akka’ya

Mısır’dan Suriye’ye umutsuzca taarruza geçen Fransızlar, Yafa’daki Osmanlı garnizonuna saldırdılar. Şubat 1799 yılında Yafa’ya giren Fransızlar, Osmanlı şehir garnizonunu teslim aldı. Buraya kadar askerlik şerefi ile harbeden Fransızların başındaki zalim zat, izahı mümkün olmayan bir kararla kendi kurmaylarını dahi şaşırttı. Esir edilen 3 binden fazla Osmanlı askerini infaz edeceğini açıklayan Napolyon Bonapart; bu kararını mağlubiyetinden yıllar sonra dahi savunmuş, Garp kafasının Şark’a olan hiç değişmeyecek bakışını esasında özetlemiştir. Heyhat ki bu zalimlerden aman beklemek, zaten nafile bir iştir. Kur'an-ı Kerim bizi uyarıyor. Bu ikazı bilen ve gereğini icra eden Cezzâr Ahmed Paşa, Akka surlarını müstahkem bir surette tahkim ettikten sonra Napolyon’un zalim sürüsünü beklemeye koyulur.

Akka surları önünde

Cüce Fransız, Akka şehrinin kapısına dayandığında ağzından köpükler fışkıran kuduz bir it gibi Cezzâr Ahmed Paşa’yı tehdide yeltenir. “Kaleyi ver! Yoksa…” sözleriyle Yafa’daki azgınlığını işaret ederek Türk kuvvetlerini sindirmeye cüret eder. “Tehdit ve iğraza matuf Frenk kağıtları” denilerek cevap dahi verilmeyen Napolyon’un mektupları tek bir yanıt alır. Karşı top ateşi! Avrupa’da krallarla, adı sanı namıyla yürümüş generallerle muhavereye alışmış olan Napolyon, Cezzâr Ahmed Paşa tarafından muhatap alınacak bir sima dahi değildir. İtlafı lazımdır, bu mümkün değilse de uzaklaştırılması... Harp başlar. Fransızların çaresiz saldırıları, surlara çarpan dalgalar gibi ince ince kıyılır ve mağrur Napolyon askerleri Türk topçu ateşinin karşısında geri çekilmeye mecbur kalır. Kuşatma çıkmaza girer, oysa Bonapart’ın acelesi vardır. Akka, derhâl düşürülmelidir.

Planlar boşa çıkar; Cezzâr Ahmed Paşa, Fransız saldırılarını tek tek kırar. Huruç harekâtlarıyla düşmanı bezdirir ve uzun kuşatma savaşlarında Avrupa ordularının başına bela olan veba, nihayet Fransız ordu kampında baş gösterir.

Napolyon Bonapart, bizim sathımızda asker müsveddesinden hâllice, gaddar, zalim ve kan dökücü sıfatlarına mazhar bu zat; ilk mağlubiyetini Türklerden almakta üzeredir. Ordusunu Mısır’da bırakarak kaçan Fransız komuta heyeti, basiretsizce fakat fütursuzca giriştikleri bu işten yüz çevirmektedir. Yaralı olan silah arkadaşlarına zehirle intihar etmeyi dahi emreden bu zalimler arkalarına bakmadan kaçmaktadır. Akka, bir zaferdir elbette ama medeniyetimizin inkırazını da anlatan, solmuş bir çiçek bahçesinin içerisinde kalmış, kırmızı bir güldür aslında. Hatırası, ilelebet gönüllerde terennüm edilecek bu zaferin mimarı Cezzâr Ahmed Paşa da büyük bir isimdir.

Napolyon, zulüm ile abat olunamayacağının büyük bir misalidir. Cezzâr Ahmed Paşa ise sadakatle devletine hizmet edenlerin rahmetle anılacağının en büyük hikâyelerinden biridir. Cehennem sebepsiz değil, cennet ise ucuz değil. Selam olsun cennete gayret eden yüreklere, selam olsun devletine, milletine sadakatle hizmet edenlere…;

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026