Urfa’da kar altında dengbejlik ve inanç yolculuğu

Şüheda Bice
10:00, 18/03/2026, Çarşamba
CategoryGenç Motto
Genç Motto
Urfa’da kar altında dengbejlik ve inanç yolculuğu
Ne Korku Ne Keder Yahut Sen Siye Gel!

Urfa’da kar fırtınalı bir sabaha uyanmıştık. Hoş bir öykünün başlangıcı gibi bir gün. Haber kanalları, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin son yirmi senedir böyle bir kış görmediğini söylüyor.

Biz ise buharı üzerinde tırnaklı pidelerimizi biber reçeline batırarak son yirmi seneyi hiç ama hiç umursamıyorduk. Balıklı Göl’ün arkasında, çarşının kalabalığında, eski bir handan çevrilme otelin patlıcan kokulu yemek salonunda kahvaltımızı yaparken pencereden sokaktakilerin şaşkınlıkla karışık keyfine şahit olabiliyorduk. Urfa halkı, kar yağdığında neler yapılabileceğine dair bir arşiv bilgisine sahip olmadığı için olsa gerek, yine bildiklerini okuyor ve karların üzerinde halay çekiyordu. Omuzları müthiş bir uyumla aşağı yukarı inip çıkıyor; ayakkabılarının altında karlar, aynı ritimle eziliyordu. Bir genç, ağzından çıkan buharla birlikte bağırdı; sesi kahvaltı masamıza kadar ulaştı: “Urfaaaaa, sen siye gel!” Halaydakiler kocaman bir kahkaha atıyor, bu topraklara kar bile daha neşeli yağıyordu.

Beni Ankara ayazından Urfa karına getiren, fakülte hocamızın “Toplum Hafızasının Taşıyıcıları” başlıklı proje çalışmasıydı. Sınıf olarak Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış, bu topraklara ait olan ne varsa derleyip toparlamaya çalışıyorduk. Bir grup, Antalya tarafına inip Yörüklere dair araştırma yaparken başka bir grup Mardin’de manastır bekçilerini araştırıyor. Bazıları Konya’da Mevlevi dervişleriyle görüşmeye çabalarken kimisi Artvin’in bir köyündeki masal anlatıcılarıyla irtibata geçiyordu. Biz ise yani ben ve birkaç sınıf arkadaşım, Urfa’da dengbejlik geleneğinin ayak izlerini, daha doğrusu geçmişten günümüze taşıdıkları ses dalgalarını takip ediyorduk.

Halay çekenlerin arasından geçip dengbejlerle görüşeceğimiz köyün otobüsüne biniyoruz. Grup arkadaşlarım, uçaktan indiğimizden beri yaptıkları gibi çevrelerinde olan biten çoğu şeye gözlerindeki yargı perdeleriyle bakıyorlar, “modern” olanın dışında gördükleri ne varsa kendilerine has bir dille eleştiriyorlardı. Proje grubumu kendim seçecek olsaydım kimi seçerdim bilmiyordum ama kimi seçmeyeceğimi yaşayarak öğreniyorum. İnsan, zaten en çok yaşayarak öğreniyor.

Dengbej evine giriyoruz; kocaman bir halının üzerine dizilmiş minderler, üzerinde oturan köy halkı, köşede yanan soba, üzerinde kaynayan demlik, biz geldiğimizde oluşan mahcubiyet ve toparlanma isteği, dengbejlerin ellerindeki erbane (def türü bir vurmalı çalgı) ve bılurlar (anlatının aslına sadık, temiz ve açık bir dille icra edilmesi)... Hepsi bir bütünün muntazam parçaları gibi. Birini sahneden çıkarsak oyunun kaderiyle oynanacak, her şey bir anda buharlaşacak gibi. Burada her şey, insanın dünya hayatı başladığından beri böyleymiş ve böyle olması da en güzeliymiş gibi. Tüm gibiler, lüzumsuz gibi.

Dengbejler, erbaneler eşliğinde söze başlıyor. Burada irtibata geçtiğimiz arkadaşımız, bize kılamların (dengbejlerin söylediği uzun anlatılı ezgi, sözlü destan ya da hikâye formu) olabildiğince çevirisini yapıyor. Dengbej türkülerinde, yani kılamlarda tarihsel olaylardan tutun da aşiret çatışmalarına, aşk hikâyelerinden destansı anlatılara kadar pek çok konunun işlendiğini söylüyor. Bugün ise kadim inançlara, Yaratıcı'nın merhametine dair bir ezgi seslendirdiğini de ekliyor. Ne dediklerini anlamasam bile çok etkileyici olacak bir şey, anlamını bildikçe katman katman derinleşiyor. Zira dengbejler, âdeta sese ruhlarını üflüyorlar.

Dönüş yoluna geçtiğimizde grup arkadaşlarımdan biri, beklediğim yerden konuyu açıyor, “Üzülüyorum bu insanlara! Tutundukları şeyler ne kadar gerçek dışı. Tüm yaşamlarını bu gerçek dışılık üzerine kurmuşlar. Ne acı!” Diğeri benzer bir tondan yanıtlıyor, “Ben üzüntüden ziyade korkuyorum açıkçası. Bu inanışlar, bizim gelişimimizin önündeki en büyük engel. Ve asla yıkılmıyorlar.”

İkisinin de bakışı bana yöneliyor. Samimi olmasak da yolculuk esnasında namaz molası talep etmemden az biraz durduğum noktayı tahmin ediyorlar. Ama arkadaşlarımı ilk etapta biraz şaşırtıyorum. “Senin üzüntünü, seninse korkunu çok iyi anlayabiliyorum. Tüm samimiyetimle söylüyorum, neden üzüldüğünü ve ne için korktuğunu ta yürekten hissediyorum.” Önce birbirlerine, sonra bana, sonra tekrar birbirlerine bakıyorlar. Karşıdan karşıya geçmek ister gibi bir hâlleri var.

“Sizin korkmanızı ve kederlenmenizi çok iyi anlıyorum ama ben kendimi kederden ve korkudan emin hissediyorum. İnandığım kitapta bir ayet var. Allah, dostlarının korkudan ve kederden uzak olacağını söyler (*). Keder, geçmişe aittir. Korku ise geleceğe döner yüzünü. İnanç, tüm bunlardan aridir. Değiştiremeyeceğin geçmişi ya da yönetemeyeceğin geleceği esas almaz. Şimdiyle ilgilenir; ayakları yere sağlam basanların, sırtını en güvenilir yere yaslayanların işidir inanç. Hani sizin şu “carpe diem” dediğinizden. “Carpe diem” deyince havalı oluyor, ne korku ne keder deyince gerçek dışı. Ne yaman çelişki!”

Yolculuk boyunca sürüp gidebilecek bir tartışmayı, kulaklığımı takarak engelliyorum. Tartışmadan kaçtığımdan değil; ancak Urfa’da dengbejliğin yanında, çok derin bir gerçeği daha öğreniyorum. Kendinde olmayanları, aklını başına alması gerekenleri, gönlü dumanlı dağlar gibi dağılıp gidenleri, karanlığını bulaştırmak için türlü yollar arayanları kendine getirecek, neşeli ama kendinden emin, kadim bir söz: “Sen siye gel!”

(*) Yunus Suresi, 10/62.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.


Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026