Hind Receb’in sesi filmi: Gazze’ye tanıklık çağrısı

Ali Burak Cesur
13:50, 21/06/2026, PazarG: Güncelleme: 13:56, 21/06/2026, Pazar
CategoryGenç Motto
Genç Motto
Hind Receb’in sesi filmi: Gazze’ye tanıklık çağrısı
Hind Receb'in Sesi.

Altı yaşındaki kız çocuğu Hind Receb’in titreyen sesi, Filistin’de işlenen büyük bir insanlık suçunun kaydı olarak kulaklarımızda çınlıyor. Çaresizliğin, zulmün ve göz göre göre gelen ölümlerin belgesi olan bu film, Terör devleti İsrail’in yaptıklarına “Şahit olmanın” ağır sorumluluğuyla baş başa bırakıyor bizleri.

Beni almaya gelecek misiniz? Korkuyorum, lütfen gelin. Hava kararıyor.” Keşke bu cümle, bir senaristin hayal ürünü bir senaryoda baş karakterin repliği olsaydı sadece. Maalesef “modern” diye bahsettiğimiz dünyanın tam orta yerinde, herkesin gözü önünde yaşanmış gerçek bir ses kaydından alınma. Daha filmin başında duyduğumuz altı yaşındaki Hind’in o titreyen sesi, izleyiciyi konforlu sinema koltuğundan alıp Gazze’nin yıkıntıları arasındaki o arabaya götürüyor.

Baştan söyleyeyim. Bu yarı kurgu, yarı belgesel yapım; bize devasa prodüksiyonlar, görsel efektler ya da süslü kurgular sunmuyor. Hind Receb’in şahsında bir çaresizliği, eli kolu bağlanmışlığı, yapılan zulmü ve bir canın göz göre göre ölüme terk edilmesini iliklerinize kadar hissettirmeyi amaçlıyor. Başarıyor da bunu. Tamamen gerçek ses kayıtlarına dayandığı için de bir kurguyu değil, yaşanmış ve yaşanmaya hâlâ devam eden bir gerçekliği izliyoruz.

Gelin, filmin hikâyesini kısaca özetleyeyim. Hind Receb, ailesiyle terör devleti İsrail’in Gazze’yi işgalinden kaçmaya çalışan altı yaşında bir çocuk. İsrail’in, yaşadıkları yeri güvensiz bölge ilan etmesinin ardından güvenli bir yere gitmeye çalışırken içinde bulunduğu araba, İsrail askerlerinin hedefi oluyor ve bir tek o hayatta kalıyor. Bulduğu telefonla hemen Filistin Kızılay’ını arayıp yardım istiyor. Yardım istediği yerle ambulansın olduğu yer arasında 5-6 km var sadece. Modern dünyadaki herhangi bir devlette buraya bir ambulansın gönderilmesi, sadece 10 ya da 15 dakika sürer en fazla. Ama İsrail gibi acımasız bir terör devleti himayesinde yaşıyorsanız saatler, hatta günler ve haftalar sürebilir bu. Öyle de oluyor maalesef.

Yardım görevlileri, bu süreçte sürekli telefonda konuşarak Hind Receb’i uyanık tutmaya çalışıyorlar. Ona okula gidip gitmediğini, neleri sevdiğini, annesini, babasını, kardeşlerini ve hayallerini soruyorlar. Hind Receb’i tanıdıkça onunla bağ kurmaya başlıyoruz. İçinde bulunduğu zor duruma rağmen sakin bir ses tonuyla tane tane konuşması öyle şaşırtıyor ki insanı film boyunca. Arabanın içinde tüm akrabaları şehit edilmiş olduğu hâlde ağlamıyor, sızlamıyor, bağırıp çağırmıyor. Yetişkin bir insanın bile sakinliğini koruyamayacağı bir durumda meramını tane tane ifade ediyor: “Lütfen gelip alın beni, korkuyorum!”

Saatler süren telefon görüşmeleri boyunca telefonun başındaki görevlinin çaresizce, “Sakin ol canım, seni oradan alacağız, dua edelim,” deyişine ve Hind’in o küçük kalbiyle hayata tutunmaya çalışmasına şahitlik ediyoruz. O anlarda insan, kendi konforlu koltuğunda otururken derin bir utanç duyuyor. Eminim sadece ben değil; o gün sinema salonunda bulunan herkes, ne kadar büyük nimetler içinde yaşadığımızı yeniden idrak etmiştir. Buna rağmen ne kadar nankör ve ne kadar duyarsız olduğumuz gerçeğiyle birlikte.

Peki, neden Hind Receb’e bir türlü yardım götürülemiyor. Çünkü İsrail'in izni bekleniyor. Düşünsenize, İsrail ordusunun vurduğu bir araba için ambulans göndereceksiniz ama İsrail'in onayını almak zorundasınız. Evet, işgal altındaysanız işler böyle yürüyor. Saatler geçiyor ama altı kilometrelik mesafeye bir türlü onay çıkmıyor. Yardım ekibindeki kişiler, ısrarla haber gelmesini beklemeden ambulansın yola çıkmasını istiyorlar ama koordinatör, terör devletinin vurduğu yardım görevlilerinin duvara asılı fotoğraflarını göstererek, “Hayır!” diyor ve ekliyor: “Buraya birisinin daha fotoğrafını daha asmak istemiyorum.”

Saatler süren bekleyişin ve çabanın ardından sonunda istedikleri onayı alıyorlar ve Yusuf ile 115 116 Ahmed, Hind Receb’i almak için yola çıkıyor. Olayın sonunu hepimiz biliyoruz ama içimizdeki o umut, “Haydi! Daha hızlı gidin, kurtarın onu,” artık diyor. Ambulans tam aracın yanına gelmişken birkaç el silah sesi duyuyoruz ve telefon kapanıyor. Evet, terör devleti İsrail, kendi onay verdiği kurtarma operasyonunda bile bir kız çocuğunu kurtarmak için giden sağlık görevlilerini de acımasızca öldürüyor.

İsrail’in bu gözü dönmüşlüğü ve bizim bu çaresizliğimiz, salonda herkesin soğuk soğuk terlemesine sebep oluyor. Film boyunca durmayan gözyaşları bu sahneyle birlikte artık gizlenemez biçimde artıyor. Bu nasıl olabilir? Modern dünyanın göbeğinde, savaştan kaçmaya çalışan bir aile neden hedef olur? Altı yaşında bir kız çocuğunun arabada ölüp gitmesine nasıl göz yumulabilir? Tek amacı o kız çocuğunu kurtarmak olan bir ambulans, kime ne tehdit oluşturmuş olabilir? Sorulacak o kadar çok soru var ki…

“Hind Receb’in Sesi”, gerçekten rahatsız edici bir film. Rahatsız edicilikten kastım ise insanı harekete geçmeye zorluyor olması. Bu zalimliği, bu acımasızlığı bir kez daha hatırlatarak çabuk unutan zihinlerimize bir kez daha kazımamız gereken bir gerçeği yüksek sesle haykırıyor ve bizi bu olan bitenlere karşı harekete geçmeye çağırıyor. Bu hareketin nasıl olması gerektiği ise herkesin kendi hassasiyet seviyesi ve yapabildikleriyle doğru orantılı elbette. Eminim bu filmi izleyen herkesin kafasında İsrail'e karşı durmak için yaptığı her ne ise onu daha iyi yapma fikri oluşmuştur. Ben de boykota daha sıkı sarılmak, boykotla ilgili projelere daha çok destek vermek düşüncesiyle çıktım filmden.

Hind Receb’in yaşadıkları, Filistin'de geciken her yardımın aslında bir suça dönüştüğünün kanıtı oluyor. Filmde ambulansın yola çıkması için geçen her dakika, İsrail işgalinin nasıl bir ölüm mekanizmasına dönüştüğünü gösteriyor. Bu filmde anlatılanlar, yaşanan zulmün boyutlarını bize hissettiriyor.

Resmî olmayan son verilere göre 70 binden fazla masum insan, soykırıma uğradı Filistin’de. Bunların büyük kısmı da çocuklardan oluşuyor. Hind Receb, onlardan sadece bir tanesiydi. Keşke bunlar hiç yaşanmasa, bu olay da hiç filme çekilmeseydi. Ancak yaşandı ve bizler, bu filmi izleyerek buna şahit olduk. Şahit olmak, beraberinde ağır bir sorumluluk getirir. Yaradan'ın bize bir süreliğine emanet ettiği bu ömürde, sadece kendi konforumuzun değil; yeryüzündeki tüm masum emanetlerin de hesabını vereceğiz. Belki Hind’in sesini; o gün, o arabanın içinde duyuramadık ama bugün bu zalim sisteme karşı durarak onun hatırasını ve geride kalan binlerce Hind’i yaşatabiliriz. İyi seyirler diyemiyorum, bu filmden sonra iyi bir “insan” olarak kalabilmeyi diliyorum.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026